Ev ahalisi, ”Bak, Asya Nil’e akıl verdi. Kendisi de aynı şeyi yaptı” dedi ‘Sadakatsiz’in bazı sahnelerine ilişkin... Nil sevgilisinden şiddet görüyor. Asya evine gittiğinde ağzı burnu kan içindeydi. Aldı onu hastaneye getirdi tedavisini yaptı. Nil, “Kötü biri değil. Ben onu iyileştireceğim. Yaralı biri o” diyordu. “Öldürecekti seni” diyor Asya. “Öldürmez. Çünkü onu seviyorum, o da beni seviyor.”

Yine de seviyorum seni!

Daha sonraki sahnelerden birinde Asya ile Volkan kahvaltı masasında. “Başka bir kadın var, değil mi?” diye soruyor Asya. “Bir ilişkin olduğunu itiraf edersen ve bu ilişkiyi bitirirsen, seni affedebilirim” diye ekliyor Asya. Hatta kendince gerekçelerde sunuyor Volkan’a; “Sadece öylesine bir çekim değil mi? (...) Affetmek zor ama aşarız...” Ve finali yapıyor; “Galiba aslında bütün bunları yapmış olsan bile hâlâ seni seviyorum’. Nil’e akıl veriyordu halbuki biraz önce. Tüm tehditler, dayaklar karşın “O beni seviyor” demesine anlam verememişti. Şimdi kendisi kendi sözlerine bir anlam verebiliyor muydu? Gecenin çözümsüz bir fotoğrafıydı ‘Sadakatsiz’de. Belki de izleyicilerin arasında, kendi hayatının film şeridi dönmeye başlamış olanlar da vardı.

‘KİTAP YERİNE TV İZLERİM’

Kanal D Ana Haber’ de Şevval Şirin imzalı ‘Geleceğin Hastalığı Alzheimer’ haberi vardı. Nörolog İhsan Saygın Sarı beyin geliştirici aktivetelerden bahsetti; kitap okumak, bilmece çözmek tavsiyeler arasında hastalığı yenmek için... Haberin vatandaş ne düşünüyor bölümleri ilginç (!) cevaplar içeriyordu: “Eskiden okuyordum artık kafam almıyor” diyeni vardı. “Kitap okumuyorum, televizyon izliyorum” diyen teyzemiz en muhteşemiydi. Sonuçta bir ‘aktivite’ var.

BİZİM MEMLEKET MUTLU AMA BEN İSTANBUL’DAYIM!

Türkiye’ nin en mutlu şehri Sinop TÜİK verilerine göre... Kanal D Ana Haber’deydi. Muhabir Aytaç Can, İstanbul’daki Sinoplular Derneği’ne gitmiş. Bu kadar mutlu bir şehirde doğmuş insanlar neden memleketlerine dönmezler? Bu soruyu sordu. “İş imkanları fazla değil. Sanayileşme çok az” diyordu biri. Bir diğer cevap tarımla ilgiliydi. “Yemesi organik, içmesi organik... Denize gidiyorum balığımı tutuyorum” diyerek İstanbul’da oturmak. Bu durumda hangi Sinoplu mutlu?