Genç oyuncular... “Bir dişimi yaptırdım başka estetik yok” demeçleri veriyorlar. Ev ahalisi, “Estetik saymaktan bıktık” diyorlar. Özellikle kadın oyuncuların gencinin, yaşlısının ‘gülerken ve de ağlarken’ yüzünde en ufak bir hareketin olmaması üzerine tespit yapmaktan gerçekten bıktı bizimkiler. Tarihi dizilerimizdeki kadın oyuncular estetikleri ile ‘dönemin kaderini’ değiştiriyorlar mesela!

Kadını aşağılayan...

‘Üç Kuruş’ dizisine ceza kesildi. Konu başlıklarnıdan biri de ‘kadına şiddet taciz’ kadını güçsüz göstermek. Bizim yerlilerin neredeyse bütünü, erkek egemen. Erkek aldatır, kadın ceremesini çeker bizim dizilerde. Ceza kesmek istedikten sonra gerekçe bol!

KADROLU TARTIŞMA

Sanırım çok az ülkede bu kadar çok, haber kanalı vardır. Sanırsınız, yüz çiçek açıyor bin fikir yarışıyor. “Dün akşam da şu kanaldaydı” diyeceğiniz isimlerden oluşan bir topululuk. Öyle sık çıkanlar var ki, dostluğun zaman karşılığı yıllar değil, ‘program saati’ ile belirleniyor. “Valla üç senedir çıkarız programa, tanırım, iyi adamdır” durumu! Çok nadir, işin ehli kişiler, usturuplu seçilmiş konuların stüdyolarında görülüyor. Başlıklar zaten, siyasetin dedikodusu diyelim.
Her akşam ne konuşulur ki! Sanırım dizi gibi izleniyorlar. Kim bağırırsa çok, kim konuşursa biteviye, bir dizi oyuncusu kıvamında, ilgi ve alaka görüyor. Yakaladım geçenlerde ev ahalisini, akrabalara mesaj atarken; “Seninki çıktı izle”... Sonuçta insanız, bir kavga gürültüye denk gelince, bakıyoruz ne olacak işin sonu diye. Eh arada tuttuğumuz tarafın fikirlerini canhıraş savunan oluyor “Yürü be!” de diyoruz.
Saat mevhumu da yok. İki dizi birden gibi bazılarında. Biri bitiyor bir reklam tak, arkadan ikinci başlıyor. Koca adamlar gece yarısı takım elbiseli yerlerini almışlar. Kolay iş değil. Yatış sabaha karşı oluyor. Ertesi gün iş sonra, bir başka kanalın programı. Konu uzmanı olmuyorlar bir nevi neon ışıklı star hayatı gibi bir şey yaşadıkları...