CNN TÜRK’te Hulki Cevizoğlu, Bozkurt Kuruç’un bir sözünü gündeme getirdi. Hoca, “Kendinizi nasıl tarif edersiniz?” diye sorduğunda şöyle dermiş; “Gecikmiş Türk rönesansının emekçisiyim.” ‘CNN Türk Masası’nın konuklarından Melik Yiğitel, “Niye bir Dali’miz yok, niye Edward Munch’umuz yok, Picasso’muz, Leonard Cohen’imiz yok?” dedi. İşte bu ‘Avrupa Avrupa duy sesimizi!’ durumudur.
Güzel sanatlar liselerimiz vardır tümü Anadolu’da. Nasıl işler yaptıklarına liselerarası müzik yarışmalarında bizzat şahit oluyorum. O bar diye burun kıvırdıkları mekanlarda öyle müzik yapan genç isimler var ki... Dünya standardında gitar çalan, davul çalan, klavye çalan isimlerimiz vardır.
Fazıl Say, Suna Kan, İdil Biret, Dede Efendi, Münir Nurettin Selçuk, İlhan Mimaroğlu, Ulvi Cemal Erkin, Hüseyin Sermet, Leyla Gencer...
Bilir misiniz müzik eğitimine Cilavuz Köy Enstitüsü’nde müzik öğretmeni olan babası Selim Bilgen ve Cemal Cimcoz ile başlayan Erden Bilgen’i? Şimdilerde dünya çapında trompetçimiz. Okay Temiz vardır ‘World Music’ dünyasının baş köşesinde ismi yazılı. Neyzen Kudsi Erguner, Erkan Uğur... ‘Ayarlanabilir mikrotonal gitar’ı yaratan Tolgahan Çoğulu var. Moğollar var, Özdemir Erdoğan var, Mazhar var, İsmet Sıral var, Sevinç Tevs var, Tarkan var, Fikret Kızılok var... Pek bilmezler o dünyayı heavy metal müziğin saygı duyulan dünyada isimlerinden biridir Pentagram.
Ben işin müzik tarafından girdim. Yani ‘Leonard Cohen’ olayından. Aklıma ilk gelenleri yazdım sadece. Nice nice isimler var daha...

Yöneten üretene yetişemiyor!

Genç kuşakta müzisyen kaynıyor bu ülkede. Dizilerimiz ve filmlerimizin müziklerinde de dünya standardında işler yapılıyor. Yalçın Tura Hocamız aslında bir kendi yerelinden çıkıp çok sesliliğe ulaşmış Ennio Morricone’dur. Yönetenlerin zihniyeti, üretenlerin hızına yetişmiyor, bizdeki sorun budur.
TRT 2 vardır mesela kültür ve sanat kanalı. Milliyet Gazetesi’nin hafta sonu ayrı bir sanat gazetesi vardır. Sanat, müzisyenleri, yazarları, ressamları, oyuncuları, mimarları, heykeltıraşları ile hayli yüklü bir rönesansı yapmışlardır. Bunu anlamak topluma düşer.
Çok var sayın Yiğitel çok, anlayacağınız...