Rusya-Türkiye maçında Anton Miranchuk’un 28’inci dakikada attığı golü rejisi zar zor yakaladı. Maçı, Rusya Federasyonu’nun ilk televizyon kanalı Channel 1 çekti.  ‘Ani atak’ olarak değerlendirildi ekranda ve ‘olabilir bir durum’ sınıfına sokuldu. Geçtiğimiz hafta yazdım, ‘Tekrar pozisyonları vermekten maçı takip edemiyorlar’ diye... Güya sinema filmi gibi maç izlettirecekler. İşte bu tekrar, golün kaçmasına neden oldu. Yahu basit iş, önce maçı takip edeceksin. Not almışım, 41.32’nci saniyede bizim korneri reji kaçırdı mesela tekrar vereceğim diye... Bunun gibi çok örnek vardı maçta.

Hâlâ kompleks

Bugün bizim milli takım Avrupa’nın en iyilerinden, nokta. Malzeme iyi kullanılıyor mu? O soru işareti. “1992 yılından beri Rusları yenemiyoruz” dedi ya spiker, valla ev ahalisi daraldı. Maç bitiminde iki topu direkten dönen son bölümde Ruslar’ı darmadağın eden bir milli takım vardı. Bu tesadüf değildi. Zaten yenmemiz de gerekliydi. Bu özgüvende maç anlatılmıyor.

GENÇLER YETERLİ Mİ?

Ekrandaki değişik işlerden biri ‘Öğretmen’... Ahlak sorgulaması, sosyal medya eleştirisi, düzen ve adalet çelişkisinin sunumu simgeler üzerinden veriliyor. Selin’in’ (Bensu Uğur) ünlü bir oyuncu, şöhret için şebeke lideri Apo’yla ilişkisini, “Param, şöhretim, fanlarım olur”la açıklıyor. Sonra yalnızlığını, sığınacak limanı Apo’da bulduğunu söylüyor. Hepsi çok bildik ve hepimizin, “Zaten sonu böyle olacaktı” diye kestirip atacağımız bir hayat hikayesi. Ama Akif öğretmen (İlker Kaleli) kolay olmayanı seçiyor. “Seni yargılayacak konumda değiliz (...) Kim bilebilir senin ne yaşadığını. Hepimiz güven arıyoruz. Çözüm aradın (...) Denedin, yanılarak, utanarak deneyeceğiz (...)Taa ki gurur duyacağımız bir hayatımız olana dek. Sen kötü değilsin” duyuluyor. Bu diziden çıkacak en önemli ders, genç oyuncu yetersizliği. Önemli sahneleri bu genç cast götürdü. “Götürmeye çalıştı” diyelim ve daha yetenekli bir ekip beklentisi kaçınılmaz su yüzüne çıktı.