Maçı anlatan spiker “Ruslar’ı yenemiyorduk” cümlesini kurduğu an, ev ahalisi pek bir sinirlendi, “Bu takım Fransa’ yı yenmiş. Hem de şansına değil” dedi. Şu zamanın kadrosu için, final oynarsa sürpriz olmaz deniliyor. Öyle bir takımın maçında “Onu da bu kadar zaman yenemedik. Buna da gol atamıyorduk” gibi sözler biraz ‘aşağılık kompleksi’ sınıfına girmiyor mu? Bu arada her maç çok rahat gol yiyoruz. Bu bir teknik sorun değil mi?

AÇIK KANALDA NEDEN OYNAMAZ?

‘RUSLAR’I YENEMİYORDUK’

D Smart’ ta geçenlerde ‘Çikolata’ diye bir film izledik. Juliette Binoche ve Johnny Depp oynuyor. Romantik, mizahi bir eleştiri tutuculuk üzerine kırmadan ve masalsı bir final.

‘Lantana’ diye bir film izledik onu yazmıştım. Açık kanal sinemaları özel televizyonun kuruluş ve sonrasındaki gelişme bölümündeki filmlerinin kalitesinde değil.  Şimdi ‘gişede iş yapmış’ klasmanından gidiyor işin kolay yolu. Hani bir ‘gerilim polisiye kuşağı’, bir ‘romantik komedi’ kuşağı, bir ‘ünlü yönetmenler kuşağı’ vs. gibi işler yok. TRT 2 olabildiğince buna yakın örnekler veriyor. Diyorum ‘sansür’ mü yoksa, açık kanalları ‘garantili macera aksiyona ve animasyona’ mecbur kılan?

BİR KADIN PORTRESİ BU KADAR İYİ GÖZLENİR

‘Bir Başkadır’ dijital platform dizisini ev ahalisi izledi. Etnik kimlik, türban, laik ve muhafazakâr kesim, eşcinsel, trans her şey mevcut dizide. Bu sadece bir ‘tozunu aldık’ dizisidir. Tek başına her bir konudan onlarca dizi çıkar. Tabii dünya görüşüne bağlı olarak değişkenlikler de gösterir diyelim!

Öykü Karayel, soba dumanı kokan mahalle kızını olağanüstü oynamış. 70’li yıllarda da, 80’lerde de, 90’lar da böyleydi. Fazladan, bir türban ile 2000’li yılların çerçevesini çiziyor.  Müziklerini sevdim. ‘Mourir d’Aimer’ çalıyor ‘yerel’ bir öykünün üzerinde. ‘Müzik evrenseldir’ mesajının çarpıcı örneği diyebilirim. Dizi çok tartışıldı. Böyle bir proje izleme açlığı diyelim.