‘Masterchef Türkiye’de Danilo şefin konuşması, bana göre eğlendirici yarışmanın içinden çıkan ders, hatırlatma ve insanlık tarihine göndermeydi. Danilo’nun yemeği ratatouille (ratatuy), Fransız yemeğidir. Tadım yapılıyordu, Danilo şef, yemeğin hikayesini anlattı: “Teknik anlamda kolay bir lezzet. Bu fakir mutfaktan gelen bir tat. Biz ne zaman fakir diyoruz? Telefon almaya parası yeterli olmayan değil, yemek yiyemeyenler gerçek fakir. Küçük tarladan çıkan sebzelerdir ratatuy. Çocukları ve kendisini mutlu etmek için böyle dizilir, teker teker daha fazla olsun diye. Kalan parçalarla etrafa sos yapılırdı. Bu tabakta da öyle bir hikaye var ki, siz bu hikayeyi unutuyorsunuz. Yemek yemek ve pişirmek gerçekten çok özel bir şey.”
Eşim anlatırdı dedesinin savaş yıllarındaki günlerini. En çok sevdiği tatlı cilav; şeker, su ve ekmekle yapılıyormuş. Onun dedesi anlatırmış yokluk günlerinden. Konuşurken aklımıza menemen geldi. “Evde bir şey yoksa” diye başlar menemenin ev hikayesi. Artık o da değişti ya. Kahvaltı listesinin ‘paşa’ koltuğunda oturuyor. Cumhuriyet gazetesi yıllarımdaki sık sık Yeşildirek’teki daracık kapısı iki basamakla içeri girilen esnaf lokantaları aklıma geldi. Pilav üstü kuru derdik ucuzundan ve sıcak. Hadi ye bakalım şimdi esnaf lokantasında pilavı kuruyu. Nereden nereye... Danilo şef, “Yaptığınız yemeğin hikayesini bilin, yemek o zaman lezzetli olur” demek istedi.

İKİ HABER İKİ KALABALIK

Kanal D Ana Haber’de iki görüntü vardı. Biri Düzce’de düzenlenen Off-road yarışları, diğeri alamadıkları tazminatları için Ankara’ya yürümek isteyen Ermenekli maden işçileri ve aileleri. İzin verilmedi, ‘Salgın var yürüyüşler toplantılar yasak’ diye.
Toz toprak içinde yerlerdeydiler. Düzce’de yarışları izleyenler de toplanmışlardı heyecanla izliyorlardı. Toplananların iki resmiydi.