‘MASUM KIZ’LAR DONEMİ BİTTİ Mİ?

Yaz dizilerine şöyle bir baktığımızda, neredeyse çoğunda olan bir özellik gözlerden kaçmıyor. Uzun yıllar boyunca sinemada ve televizyon dizilerinde, ilk defa aşık olan, elini sevdiğinin eline değdirmeyen, ailesine ve geleneklerine bağlı ‘iyi’ kızların hikayelerini izlerdik. Yalansız, dolansız aşka tutulup, ilk ve biricik aşkıyla evlenmeyi hayal eden, parayı elinin tersiyle iten ‘masum kızlar’ dönemi bitti. En azından televizyonda...

‘İyi kız’lar kalıplarını kırıyor

‘Adı Mutluluk’ta, üniversiteyi yeni kazanan ‘Kumsal’, babasının baskılarına isyan eder ve o gün sahilde tanıştığı ‘Batu’yla yakınlaşır. Aynı gece hırsızlık yapar, romantik anlar yaşar, ailenin arabasını çalıp evden kaçar.

‘Çilek Kokusu’nda esas kızımız ‘Aslı’, arkadaşına uyup Bodrum’da bir otele çalışmaya gider. Sarhoşluklar, hırsızlıklar ve kavgalar daha ilk geceden birbiri ardına gelir.

‘İnadına Aşk’ta ‘Defne’, abisinin kıyafetine karışmasına isyan eder. Esas oğlan ve patronu ‘Yalın’ın yanında soyunurken abisine yakalanır. Yanlış anlayan abisi ve ‘Yalın’ kavgaya tutuşurken iki erkeğe de postasını koyar.

‘Tatlı Küçük Yalancılar’, bir kızlar grubunda yaşanan ‘eşek şakası’yla başlar ve kızlardan birinin kaybolmasıyla devam eder. Uyarlama dizinin orijinal senaryosunda, cinayet, karmaşık aşklar, eşcinsellik, kanka kızlar arasında ölümcül rekabet, kıskançlık her şey var. Tabii uyarlaması bu kadar sert olmayacaktır ama gerilimli olacağı kesin.

‘Kırgın Çiçekler’de yetiştirme yurdunda kalan kızların dramı anlatılıyor. Daha ilk bölümde taciz, bekaret kontrolü, karakol, okuldan atılma gibi hikayeler vardı. Sadece kızlar için değil, yaz sezonuna göre çok sert bir hikayesi var dizinin...

Aşk mı para mı?

Bin yıllık sorunun yanıtı bulundu: İkisi de!

‘İlişki Durumu Karışık’ta, ‘Ayşegül’ en yakın kız arkadaşı tarafından dolandırılır ve evini kaybeder. Yurt dışı tatilinde parası bitince, tesadüfen tanıştığı ünlü oyuncuya büyük bir yalan söyler ve resepsiyonda İtalyan sandığı yakışıklı Türk erkeğine Türkçe komplimanlar yapar. Kapıdan kovulur, bacadan girer...

‘Yaz’ın Öyküsü’nde, yetiştirme yurdunda kalan ‘Yaz’, bir grup arkadaşıyla yurdun kasasından para çalıp Almanya’ya kaçmaya çalışıyor. Karşısına çıkan öğretmenini bıçaklayacakken arkadaşı tarafından engelleniyor.

‘Kiralık Aşk’ta ‘Defne’, abisini tefecilerden kurtarmak için para karşılığında zengin bir adamın asistanı olup, onu kendisine aşık etmeyi ve sahte bir evlilik yapmayı kabul eder.

Diğerlerine göre daha geleneksel kodlara sahip olan ‘Kalbim Ege’de

Kaldı’ dizisinde bile esas kız ‘Zeliş’, miras için istemediği adam ‘Mustafa’yla sahte bir evlilik yapar. ‘Mustafa’dan kurtulup mirası almak için de onu bıktırıp boşanmayı planlar.

Kore mi, kelebek etkisi mi?

Peki dönemin ruhu mu böyle, o nedenle mi bu tür hikayeler yoğunlaşmaya başladı? Aslında sektör dönemin ruhuyla çok ilgilenemiyor. Tutan işlerin etkisinden oluyor bunlar. Yani bu Türkiye’nin gerçeğinden değil, daha ziyade Kore’nin etkisi.

Miras ya da para için sahte evlilikler, aşk oyunları, karmaşık ilişkiler, yıllar sonra bir araya gelen aile Kore dizilerinde en sık rastladığımız hikayeler. Haksızlık etmeyelim, yukarıda bahsedilen bütün diziler uyarlama değil tabii ki, ama tutan hikayelerin birbirine etkisini inkar edemeyiz. Özellikle yapımcılar ve kanalların Kore hikayelerine bu kadar kredi verdiği bir dönemde senaristlerin üzerindeki baskıyı anlamak mümkün.

İsmi lazım değil, henüz uyarlanmadan kalan bir Kore dizisinden şu diyalogla bitirelim: Fakir oğlanla el ele yürüyen fakir kız, zengin oğlanın arabasına öykünerek bakar ve çok güzel olduğunu söyler. Fakir ama gururlu oğlan bozulur, “Lüks arabalarla ilgilendiğini bilmiyordum” der. Kız da cevabı yapıştırır, “Unutma, ben de bir kadınım…”