Kıran kıran bir reyting mücadelesi var diziler arasında. Star isimler, aylarca uğraşıp bir bölüm çekmek, ilk bölüm için yurt dışına gitmek. Milyonluk yalılar, lüks arabalar. Silah, çatışma, dram, göz yaşı. İşte bunlar hep reyting için.
Yanlış anlaşılmasın, bunlar önemli değil demiyorum. Ne yaparsanız yapın, seyirci sizin kurduğunuz dünyaya giremezse, hikayeniz onu içine katıp götürmezse reyting hayal. En başta hikaye, yani senaryo önemli.
Size küçük bir örnek vereceğim. Çocuklar Duymasın’ın geçen haftaki bölümünün neredeyse yarısı bir evin salonunda geçti. Az değil, o süre dünyada ortalama bir dizinin toplam süresi. Havuç’a kız istendi. Karakterlerin çoğu salonda, diğerleri de salona bakan kapının önündelerdi. Herkes oturduğu yerden konuşuyordu. Zaten kızı da vereceklerdi, merak heyecan yoktu.
İşte yayınlanan bu bölüm Sen Anlat Karadeniz ve Nefes Nefese’nin karşısında, 5 reyting alarak 3. oldu. AB seyircisi zor beğenir, reyting almak kolay değildir. Demek ki ki, hikayeniz izletirse başka ülkelere gitmeden de, çatışma, silah olmadan, yalılara, köşklere uğramadan da bir salonun içinde reyting alabilirsiniz. Bence bu dersi iyi çalışmalı.

EMMY ÖDÜLLERİNE ABONE OLDUK
Dünyanın en önemli yarışmalarından biri olan Emmy ödüllerine bu yıl yine 3 adayımız katılıyor. Müzikte Eurivision, sinemada Oscar kadar önemli bir yarışma Emmy. O nedenle aday olmak sektörün tanıtımı için çok faydalı. Dizi sektörünün dünya çapında olmasının önemli basamakları bunlar.
3 aday da Star’dan. “İstanbullu Gelin” ve “Cesur ve Güzel” dizileri de Telenova kategorisinde ödüle aday oldu. “Söz” dizinin başrolü Tolga Sarıtaş, En İyi Erkek Oyuncu ödüne aday gösterildi. Geçen yıl da aynı kategoride Emmy ödülünü Kara Sevda kazanmıştı. Bütün adaylara başarılar. Umarım en az bir ödülle dönerler.

GURBETÇİ FESTİVAL ULUSAL YARIŞMA
Dünyada örneği var mı bilmiyorum ama son yılların en ilginç sinema olaylarından birini daha yaşadık. Biliyorsunuz Altın Portakal Festivali geçen yıl ulusal yarışmayı kaldırmıştı. Tepki olarak bir grup sinemacıyla başlayan ve sonra bütün sektörün desteklediği bir sinema eylemi haline gelen ulusal yarışma, Antalya yerine İstanbul’da yapıldı. İki gün önce de ödül töreni vardı.
Arkasında bir kurum yok, bütçesi yok. Tamamen el yordamıyla, sinemacıların dayanışmasıyla yapılan ulusal yarışmanın ikincisiydi. Tabii geçen seneden beri söylenen bir şey vardı, kimse bunun geleneksel olmasını istemiyordu. Amaç Altın Portakal’da tekrar ulusal yarışmanın yapılması. O karar verildiği an herkes Antalya’ya gidecek. Duyduğum kadarıyla gelecek sene öyle olacak. Yani bu eylem hedefine ulaştı.
En iyi film Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği ‘Yol Kenarı’ oldu. En iyi senaryo Guillaume Giovanetti, Ramata Sy ve Çağla Zencirci’nin yazdığı ‘Sibel’ seçildi. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ‘Sibel’ ile Damla Sönmez, En İyi Erkek Oyuncu ödülü ‘Yol Kenarı’ ile Tansu Biçer’e verildi.

'BUYUR BURDAN KAÇ'
Tiyatrodan vazgeçmeyenler ve komediyi sevenler için haftanın tiyatro tavsiyesi bir komedi oyunu, Buyur Burdan Kaç. Oyunda iki mahkumun cezaevinden kaçmaları ile gelişen olaylar anlatılıyor. İki kafadar mahkum hapisten kaçmak için uzun uğraşlar sonucunda bir tünel kazarlar. Tünelin bir parka çıkacağını planlamışlardır ama tünel yalnız yaşayan iki kadının evine çıkar. Peşlerinde belalıları polis şefi de vardır. Tam kurtulduk derken daha büyük bir karmaşanın içine düşen kafadarlar, polis şefinin de eve gelmesiyle ne yapacaklarını şaşırırlar.

Ahmet Gökgöz’ün yazdığı, Cem Özer’in yönettiği oyunda İpek Tenolcay, Serdar Sevtekin, Sezer Soykök, Cemal Gönen, Zeynep Buse Kale, Büşra Münevver Öztepe rol alıyor.