YENi YILIN iLK GÜNÜ DEĞiL, 2016’NIN SON GÜNÜ

2016 herkesi bezdirdi. Bütün olumsuzlukların suçlusu ilan ettik. İnsanlar, bir an önce bitsin diye sabırsızca gün sayıyordu. 2017 gelecek ve kötü günler bitecek diye inanmak istedik. Aslında kötü günlerin sebeplerini ortadan kaldırmadan, iyi günlerin gelmesi mümkün değildi ama umuttu işte.

YENi YILIN iLK GÜNÜ DEĞiL, 2016’NIN SON GÜNÜ

Bütün ülkenin aynı şeyi dilemesi itiraf edeyim hoşuma gitti. Ülkece iyi bir şeyi birlikte diledik ya, bunu yaşamak bile güzeldi. Ümidimizi kaybetmeyelim. Ortaköy’deki vahşi terör saldırısı 2016’nın son gecesiydi. 2017 için de, güzel günler için de ümidimizi kaybetmeyelim. Yine hep birlikte iyi şeyler dilemeye devam edelim.

Yılbaşında dar gelirli aileler PTT (pijama, terlik, televizyon) yapar, ekonomik durumu iyi olanlar eğlence mekanlarına giderdi.

Bu yıl farklı oldu. Her kesimden insan, yılbaşını evde geçirmek istedi. Kimisi ülkenin içinde bulunduğu üzücü durumlardan isteksizdi, kimisi terör tehdidinden korktuğu için.

Neredeyse bütün ülke, ekranın karşısındaydı ama bence kanallar buna hiç hazırlıklı değildi.

Eskiden yılbaşı ekranı için rehberler yayınlanırdı. Hangi programı izleyeyim diye önceden çalışması gerekirdi seyircinin. Çünkü, her kanalda birbirinden iyi programlar vardı. Günler öncesinden çekilir, hazırlıklar bile basında yer alırdı.

Son yıllarda kanallar neredeyse yılbaşı için hiçbir hazırlık yapmıyor. Ellerinde dizi, program, yarışma ne varsa küçük değişiklikler yapıp, ‘yılbaşı özel’ diyerek yayınlıyor.

Bu yılbaşı en çok

‘O Ses Türkiye’ reyting aldı. Zaten çok izlenen bir yapım, yılbaşına özel başka ünlü konuklarla zirveye oturdu. Burak Yılmaz, Emre Belözoğlu gibi futbol yıldızları, Cüneyt Çakır gibi dünyaca ünlü hakemimiz, Yasemin Allen, Onur Büyüktopçu, Nergis Kumbasar, Özge Borak, Pelin Karahan, Ozan Güven ve Müge Boz gibi televizyon yıldızlarını yarıştırarak yeni bir şey yapmış oldu. Böylece en çok izlenen yapım olmayı garantiledi. Reklam gelirlerinden düşük beklenti sebebiyle kimse para ya da emek harcamak istemiyor o gece. Yeni bir yıla girme heyecanını tanıtımlarla bütün gün ekrana getirip, heyecansız programlar yapmak seyirciyi ekrandan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.

BEDAVAYA DİZİ YOK!

Hatırı sayılır bir oranda yabancı dizi fanları var Türkiye’de. Bizim diziler birbirini taklit ettikçe, süreleri uzun metraj sinema filmlerini bile sollayıp 120 dakikaları geçtikçe fanların sayısı artıyor. Genelde bu diziler internette ücretsiz şekilde izleniyor. Reklam tacizlerine katlanabilenler izliyor.

Bu siteler reklamlarla ayakta kalıyor ama dizi yapım şirketlerine herhangi bir telif ödemiyor.

İnternette en çok ‘tık’lanan dizi sitelerinden dördü mahkeme kararıyla kapatıldı. Diğerleri de kısa bir zaman içinde kapatılır. Artık tüm dünyada abonelik sistemiyle çalışan TV platformları var. Türkiye de hızla takip ediyor dünyayı. Önce korsan siteler kaldırılacak ve seyirci bu paralı platformlara mecbur bırakılacak.

Öte yandan yerli diziler için de benzer bir durum var. Puhu, BluTv gibi platformlar da sadece internet için yeni ve iddialı diziler hazırlıyor. Televizyonda yayınlanmadıkları için bütün maliyetlerini internetten karşılayacaklar. Bunlar, önümüzdeki dönemin en önemli konuları olacak.

Dizi sitelerinin yasaklanmasını, tüm bu gelişmeler ışığında değerlendirmek gerek. Tamam, ücretsiz izleniyordu ama bundan sonra vereceğiniz para da boşa gitmiyor. Bu dizilere, filmlere emek ve para harcamış, insanların hakkını yememiş oluyorsunuz. Hem de sinir bozan reklamlardan kurtulup, kaliteli bir şekilde izliyorsunuz. Topraktan çıkan su bile paralı, milyonlar harcanmış diziler daha ne kadar bedava izlenecekti ki zaten?