Türkiye gibi bir ülkede Bülent Ersoy gibi bir karakterin zirvede kalmak için ödediği bedel; aldığı duygusal hasar tahmininizin çok ötesinde olabilir

Uzun süredir Bülent Ersoy’un katıldığı televizyon programlarını, özellikle de yaptığı telefon bağlantılarını dikkatle izliyorum. Bülent Ersoy’daki ‘duygusallaşma’ ve hatta ‘kendini koy verme’ hali ilgimi çekti.
Kameralar karşısında yine ölçülü olmaya çalışıyor. Hiçbirimizin tam olarak anlayamadığı; bence adı ‘Bülent Ersoy’ca’ olan dili kullanarak karşısındakini nezaketiyle ‘dövüyor’. Ama neşeli gözüktüğünde BÜLENT ERSOY’UN YALNIZLIĞIdahi; dokunsanız ağlayacak gibi...
Petek Dinçöz için “Kızım olsaydı Petek gibi olurdu” diyor; Saba Tümer’in programında Sibel Can’ın kızının annesi için hazırladığı sürprizi görünce ağlayarak telefona sarılıyor ve programa bağlanıyor.
Bunca yıl zirvede kalmak için birilerinin canını yaktı mı bilemem. Ama kendisinin de canı çok yandı. Türkiye gibi bir ülkede Bülent Ersoy gibi bir karakterin zirvede kalmak için ödediği bedel; aldığı duygusal hasar tahmininizin çok ötesinde olabilir.
En son, geçen cuma akşamı damgasını vurduğu Beyaz Show’u baştan sona izleyince bunu daha net gördüm. Öncelikle, Beyazıt Öztürk’ü gösterdiği televizyonculuk başarısı için tebrik etmek isterim. Ersoy, stüdyoya kurulan tahtında canlı bomba gibi otururken ve ne zaman ne patlatacağı belirsiz bir haldeyken canlı yayın idare etmek kolay değildi.
O kadar kilitlenmişti ki Beyaz; bir ara Bülent Ersoy “Bu programa katılmak bir onördür efendim” gibi bir şey söyledi. Beyaz; “Evet onördür” diye cevap verdi.
O gün Beyaz Show stüdyolarında bulunan seyirciler dahil herkes kraliçe arıyı memnun etmek için çabaladı durdu. Saygıdan mı, korkudan mı bilemem.
Bildiğim şu; Bülent Ersoy yıllar ilerledikçe; asla anne olamayacağı ve etrafında saygı gösterir gibi görünen o kalabalığın içinde aslında ne kadar yalnız olduğu gerçeğiyle daha sert biçimde yüzleşiyor. Biliyor ki daha çok yaş alınca, ‘gerçekten’ yalnız kalacak. Duygusallığı ondan.

ALPAY HAKLI OLABİLİR

24 adlı kanalda yayımlanan bir müzik/muhabbet programı var; ‘Bir Şarkısın Sen’...
Müzik yazarı ve araştırmacısı Naim Dilmener hazırlayıp sunuyor.
Geçtiğimiz günlerde; Alpay’ın konuk olduğu bölüme denk geldim. Üstadın son albümü ‘Aşka Dair’i de çok beğenmiştim, muhabbete kaptırdım kendimi.
İki önemli nokta var ki Alpay’ın değindiği; söz etmeden geçmek istemem.
İlki şu: “Neden Türkçe müzik çalan radyolar yabancı; yabancı müzik çalan radyolar Türkçe müzik çalmıyor” diye sordu. “Çünkü yayın çizgileri bu” öyle mi? Ama Alpay Usta haklıydı. Radyoların yayın politikaları; şarkı sözlerinin dili değil şarkıların sound’u üzerine kurulmalıydı.
İkinci olarak da şu lafı dikkatimi çekti; “Rock, Türkçe söylenemez. Bence İtalyanca, İspanyolca da söylenemez. Rock’ın evrensel dili (teknik nedenlerle de) İngilizcedir.”
Bu da düşündürücü bir iddia. Evet, Bulutsuzluk Özlemi “Rock, Türkçe söylenir mi” sorusuna yıllar önce çok güzel bir cevap vermişti. Sonra devamını getirenler de olmuştu. Ama bir gerçek de şuydu ki; Türkçe söylenen rock’ın Türkiye dışında kabul görme şansı çok düşük.

REHA ERDEM’DEN YENİ FİLM

‘Korkuyorum Anne’ ve ‘Kozmos’ gibi filmlerle gönlümüzde taht kurmuş yönetmenimiz Reha Erdem şu sıralar Büyükada’da yeni filmi ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ı çekiyor. Başrolünde Binnur Kaya’nın olduğu filmin çekimlerine üç hafta önce başlandı. Filmin sürprizlerinden biri de ‘Son’ adlı dizideki oyunculuğuyla yönetmenin ilgisini çeken müzisyen Aylin Aslım’ın önemli bir rol alıyor oluşu. Aslım dışında yine ‘Son’dan tanıdığımız Philip Arditti ve ayrıca Kevork Malikyan da ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ın oyuncuları arasında.
Çekimlerin haziran ayı ortası bitmesi planlanıyordu ancak geçen hafta sette bir kaza oldu. Filmin oyuncularından Aylin Aslım bir sahne çekilirken düşerek iki yerden bacağını kırdı. Şimdi en az 10 gün süreyle Aslım’ın sahnelerine ara verilecek. Bu kaza, filmin vizyon tarihini geciktirir mi bilmem ama yine ses getirecek bir Reha Erdem filminin arifesinde olduğumuzu söyleyebilirim.
Kaza sonrası geçmiş olsun demek üzere Aylin Aslım’ı aradım. Oyunculuk kariyerini çok önemsediğini belirttikten sonra aynen şöyle dedi: “Bacağım alçıda da olsa 19 Mayıs’ta Bursa’da sahnede olacağım!”