Evdeki televizyonu radyo gibi kullanarak; Digitürk’ün müzik kanallarını açıp, akvaryum ya da şömine görüntüleri eşliğinde muhabbete devam etme günleri çok eski değil.
O günlerin bir aşama sonrası, geçtiğimiz yıl hayata geçirdikleri ‘karaoke’ uygulaması oldu. Şimdiyse Digimusic platformu, HD kalitede 3000’e yakın klip ve 50’ye yakın konser kaydına ücretsiz erişim sağlıyor. Eğer Digitürk üyesi ve internete bağlanabilen bir kutu sahibiyseniz bu içerik evinize geliyor.
Atılan adımı takdir etmekle birlikte; Digitürk’ün ucu bucağı olmayan müzik evrenini pazarlarken daha büyük hedefler koyması gerektiğini düşünüyorum. Klip ve konser kütüphanesini yeni anlaşmalarla zenginleştirirken, özel içerik üretmek için gereken yatırımı da göze almalı. Türkiye’de yapılan ve az sayıda insanın izlediği her türden konserin yayın hakları için sanatçı ve mekan sahipleri ile masaya oturmalı.
Müzik belgesellerini görmezden gelmemeli. Hatta Türkiye’de konser ve klip yapılmasını motive edecek düzeyde bir destekçi olmalı. Elindeki güçle müziğin kitlesel etkisi birleştiğinde bu vizyonun işi nereye götürebileceğini öngörmeli.
Futbol için olduğu kadar, müzik için de ‘yayıncı kuruluş’ olmanın önemini idrak etmeli.

TELEVİZYON ARTIK SADECE CİHAZ DEĞİL

Internet ve bağlı teknolojiler televizyonu bir ‘cihaz’ olarak çoktan yok etti. Artık satın aldığımız cihazların sadece televizyon olduklarını söylemek mümkün mü? “Almışken Internetli olsun” diyoruz. Smart TV değilse bilgisayarımızı bağlıyoruz. Harici disklerimiz var; içinde sayısız film, müzik…
Onları da televizyona bağlamak bir USB kablosuna bakıyor. Sadece Digiturk gibi kuruluşların televizyonları portallara bağlayan özel kutuları değil, Apple TV ve Android kutular da var üstelik.
Bırakın televizyonluktan çıkmış cihazları, Internetin kendisi uzun süredir başka bir yayıncılık öneriyor zaten; kişiye özel sayısız seçenek ve hizmet sunuyor.
Söz konusu kişilerse kendi ürettikleri içeriklerle o yayıncılığın parçası oluyorlar.
Internette sosyoekonomik sınıf; ‘total’ diye bir kavram yok.
Çok yakında bu gerçek; geleneksel izlenirlik kriterlerini yerle bir edecek. ‘Özel ve tematik içerik’ olacak işin merkezinde.
Tüketici grupları ve ölçümleme; sosyoekonomik sınıfa göre değil bireysel davranış ve beğenilerin ortak paydaları ekseninde oluşacak.
Bu ortak paydaları memnun edecek özel içerikleri bugünden üretmeye başlayıp kenara koyan yayıncılar hızla büyürken, dönüşüme direnenler yok olacak.

SİZİ TANIŞTIRMAK İSTERİM...

9 Aralık’ta; Mozart’ın ‘Figaro’nun Düğünü’ operasını caza uyarlayarak, ‘Figaro Goes Jazz’ projesi kapsamında Enka’da icra edecek.
10 Aralık’ta Zorlu PSM’de gerçekleşecek olan ve Sezen Aksu, Gökçe Bahadır, Belçim Bilgin, Şebnem Bozoklu, Yetkin Dikinciler, Kenan Doğulu, Demet Evgar, Barış Falay, Mert Fırat, Buğra Gülsoy, Mete Horozoğlu, Emre Karayel, Hülya Koçyiğit, Özgü Namal, Emel Sayın, Gonca Vuslateri gibi isimlerin katıldığı TEGV’in ‘Şarkılarla Filmler’ gecesinin müzik direktörlüğünü yapacak. 20 Mart’ta; İş Sanat’ta Can Bonomo ve Model’den Fatma Turgut’un solistliğini yapacağı ‘Türk Rock Antolojisi’ isimli projeyi gerçekleştirecek.
Kendi projelerinin dışında; Sertab Erener, Zara, Hande Yener gibi isimlerle çalışıyor. Pek ortalarda gözükmüyor, zira zamanının büyük bölümünü Hintli perküsyoncu Trilok Gurtu ile yurtdışında verdiği konserler alıyor.
Adı; Sabri Tuluğ Tırpan… Bir dünya müzisyeni… Bilenler biliyor ama yine de tanıştırmak istedim.