Twitter, Facebook’u sollayıp yükselişe geçtiği dönemde ne büyük heyecan uyandırmıştı. 140 karakterle de olsa kendimizi özgürce ifade ediyorduk.
İçinde zekâ ve tespit olan tweet’lere bayılıyor; basıyorduk RT’yi, FAV’ı… Trend Topic tabelasına çıkmak ne büyük olaydı. Hele dünya TT tabelası yıldızlar kadar uzaktı.
Fenomenler ne kadar ‘cool’dular, takipçileri ne çoktu… Ünlüler vardı sonra, istesek bir tweet uzaktaydılar. TV dizileri, markalar, kampanyacılar; herkes bir ‘#hashtag’e sarılmıştı. Mutlu mesut yaşıyorduk.
Twitter, sosyal olaylarda başrole soyunuyordu. Bırakın erişim engellemelerini, 2 dakika internetsiz kalsak özlüyorduk.
Devlet erkânı bile yasak delip Twitter’a girdi ya; VPN ve Türkiye tarihi o günleri yazacaktır…
Ancak; “Türkler Twitter’da” filminin devamında başka şeyler de oldu. Satın alınan yumurta kafa takipçiler, parasını verip TT tabelasından doğum günü kutlayanlar; manipülasyon, küfür, promosyon, sponsor derken işin ne samimiyeti, ne güvenilirliği kaldı. Markalar fenomen olmanın yolunu bulamayınca, fenomenler markacı oldu.
Ben kendi adıma pek soğudum twitter’dan. Özel bir sebebim yoksa eskisi gibi coşkuyla bakamıyorum artık. Ya siz?

ÇOK AMAÇLI SANAT OKULU

Henüz çok taze bir okulun haberini vermek istiyorum. 2008 yılında aramızdan ayrılan müzisyen, yapımcı ve politikacı Osman Yağmurdereli’nin anısını yaşatmayı hedefleyen ‘Osman Yağmurdereli Sanat Akademisi’ çok amaçlı bir sanat okulu.
Kerem Kupacı’nın sanat yönetmenliğindeki akademide; aralarında Güven Kıraç, Zafer Algöz, Alper Saldıran, Zeynep Camcı, Zeynep Kumral gibi isimlerin de bulunduğu oyuncuların dersleri olacak. Belki de en çok ilgi görecek ders; Hilal Saral’ın ‘Kamera Önü Oyunculuk Atölyesi.’
‘Aşk-ı Memnu’, ‘Fatmagül’ün Suçu Ne’, ‘Kuzey Güney’ gibi çok izlenen TV dizilerinin yönetmeni Hilal Saral’ın ‘Kurt Seyit ve Şura’ sonrası molasında; “Ben de dizilerde oynayacağım” diyenlere bire bir.
Akademide; konservatuvara hazırlık, senaryo yazarlığı, modellik, dans, sunuculuk gibi dersler de olacak.

FİLM ŞAHANE OLMUŞ

İlhami Algör’ün kült romanı ‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’nun sinema filmi gösterime girdi.
Roman, kendine has tavrı ve üslubuyla çok sinematografik hisler yaratmıştı bende. Şimdi yönetmen olarak hayranlık duyduğum; Çiğdem Vitrinel’in kadrajında aynı hisleri gördüğüm için mutluyum.
Benim için aşk filmi böyle bir şey...
Yazar Arif’le (Erdal Beşikçioğlu), hem güzel hem karizmatik kadın Müzeyyen’in (Sezin Akbaşoğulları) aşkı ilmek ilmek dokuma hicranına şahit olmak için hemen izleyin. Soundtrack albümün müzik direktörlüğünü yapan Harun Tekin; aynı zamanda filmin oyuncuları arasında.
O albümde kimler var? Koray Candemir, Gece, Mor ve Ötesi, Meriva, Replikas, Sakin, Vega ve Aylin Aslım…

BABA OĞUL AYNI SAHNEDE BULUŞTU

Batu Mutlugil’i gece hayatı müdavimleri; Mojo’nun sahibi olarak bilir. Kendisi aynı zamanda Duman’ın gitaristi Batuhan Mutlugil’in babasıdır.
Onu iyi tanıyanlarsa efsane gitarist Yavuz Çetin’in de içinde olduğu ‘Blue Blues Band’ günlerini, şimdiki grubu ‘Karpuz’u ve ‘Batu’nun Muayyen Günü’nü gayet iyi bilmektedir.
Geçen hafta baba-oğul, Batu-Batuhan Mutlugil olarak Babylon’da sahne aldılar. Şimdi 20 Şubat’ta İzmir Bios Bar, hemen ertesi gün de Ankara Hayal Kahvesi’nde olacaklar.
“İyi ki gitmişim!” demek için…