Yaz aylarının transfer şampiyonuydu Fenerbahçe. Büyük maddi sorunlara rağmen onlarca transfer yapıldı, kadro tabiri caizse tepeden tırnağa değişti, aynı mevkiye iki hatta üç oyuncu alındı. Öyle ki sosyal medyada eldeki oyunculardan iki takım yapılıp iki takımın da başa güreşeceği iddia edildi. Aslına bakılırsa sezona da fena başlanmadı ama geride kalan 3-4 aylık sürede takımın ayakları bir türlü yere basmadı ve özellikle son haftalardaki çok kötü oyun rüzgarı bir anda terse döndürdü.

Fenerbahçe gibi büyük camialar negatif rekorları hiç sevmez. Bu nedenle keşke Fenerbahçe son 3 maçını kaybetseydi de Kadıköy’de 3 maç üst üste kaybetmeseydi. Keşke dememin nedeni bu oldukça kötü istatistiğin Erol Bulut’un kaynayan kazanının ateşini körüklüyor olması. Zira şu an Erol Bulut’un taraftar nezdinde (ki umarım sadece öyledir) dahi tartışılıyor olması Fenerbahçe için büyük bir ayıp, hata, geçmişten ders almama artık adına siz ne derseniz öyle.

Erol Hoca zaten kariyerinin başlarında. Kaldı ki geçen sezon hatta geçtiğimiz iki sezon düşünüldüğünde sıfırdan değil eksiden bir takım kurulmuş, seyircisiz bir sezona başlanmış. Bu şartlar altında şaşırtıcı olan inişli çıkışlı bir grafik mi yoksa takımdan ilk haftadan itibaren gümbür gümbür top oynamasını beklemek mi?

Dahası, iki sene önce bir sezonda dört, geçen sene de iki teknik adam değiştirmenin sonuçları da ortadayken şimdi çıkıp #erolbulutistifa demenin mantığını anlamak mümkün değil. Bir işe girişmeden önce her şeyi enine boyuna düşünürsünüz, kararınızı verirsiniz, sonra da o kararın arkasında durursunuz. Ama biz alelacele kararlar veriyor, bir anda büyük umutlara gark oluyor ilk rüzgarda da alabora oluyoruz. Eğer bugünkü gibi durumlarda Erol Bulut’un arkasında durulamayacaksa o, bu takımın başına neden getirildi?

Erol Bulut’un da ciddi hataları elbette var. Aralık ayına gelmemize karşın takımın hala dağınık olması, oyuncuların ruhsuzluğu, kadro kurulması ve ilk on bir seçimindeki hatalar vs. ilk aklıma gelenler. Fakat onun en büyük hatası Fenerbahçe’nin daha ilk haftadan şampiyonluğun en büyük adayı olarak gösterilişine itiraz etmeyişi hatta kendisinin de bu havaya girmesi oldu. Sanıyorum şimdi o havadan eser kalmamıştır.

Olayın bir de Aykut Kocaman boyutu var. Galatasaray’da işler ne zaman karışsa “Hızır” misali Fatih Terim’e koşulması gibi, Fenerbahçe’de de bugünkü gibi durumlarda Kocaman gündeme geliyor. Yahu Aykut Kocaman şimdilerde Premier Lig veya La Liga’da görev yapıyor da benim mi haberim yok? Aykut Hoca iki kere geldi Fenerbahçe’ye, elinden geleni yaptı ve ayrıldı; tıpkı diğer yüzlercesi gib. Bir daha gelse ne yapar, ne eder bilinmez ama onun asla müthiş bir teknik direktör olduğunu düşünmüyorum ve adının her dumanlı havadan sonra gündeme gelmesi çok yanlış. İndirin onun kılıcının gölgesini mevcut teknik direktörün üzerinden de adam görevini yapabilsin.

Fenerbahçe bugünlerde sahadakinden daha büyük bir anlayış problemi yaşıyor. Daha 3 hafta öncesine kadar Bulut mu Simone mi diyenler bugün Bulut’un kuyruğuna teneke bağlama peşinde. Bu kafa değişmediği sürece nice “Bulutlar” gelir gider ama hava hiçbir zaman açmaz.