Devre arasında teknik direktör değişimlerine alışığız alışık olmasına ama işler hem sahada hem de puan cetvelinde iyi giderken, bir anda teknik direktörle yolların ayrıldığının açıklanması en azılı Ünal Karaman eleştirmenlerine dahi “nasıl ya?” dedirtti.

Karaman’ın bir futbol dâhisi olduğunu ben de düşünmüyorum ama geçen seneden beri Trabzonspor’un her geçen gün biraz daha iyiye gidip bu sene şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olmasında en büyük pay hocanındı.

Ünal Karaman’ın kovulma kokan istifasına, Ağaoğlu’nun deplasmanda kazanılan Konyaspor maçından sonra “tamam da takım top oynamıyor” temalı açıklamanın sebep olduğu söyleniyor. Eğer durum bundan ibaretse burada eleştirilecek çok durum var; mesela kulüp başkanı neden teknik konularda bu kadar derin yorumlar yapıyor? Veya bu nasıl bir top oynayamamadır ki Trabzonspor ligin ilk yarısı son yılların en iyi derecesi ile tamamlıyor? Diğer taraftan, Karaman’ın da sadece bu açıklama üzerine “demek top oynayamıyoruz, o zaman ben de bırakıyorum, bakalım şimdi nasıl top oynayacaklar” şeklindeki yaklaşımı profesyonellikten çok uzak.

Trabzon’un kendine has dinamikleri olduğu malum ama bu “yerel ve duygusal” profil, yabancıların tabiriyle günün sonunda hep Trabzonspor’a zarar veriyor. Bugün de bu durum değişmedi.

Karaman ile yollar ayrılınca, belki başkanın bir B planı vardır diye düşünmüştüm ama bugün yapılan “şu ana kadar kimseyle görüşmedik” açıklaması adeta yüreklere su serpti! Ağaoğlu aynı açıklamada, “yahu Konyaspor maçından sonra ben hocayı eleştirmemiştim, özeleştiri yapmıştım” dedi ama bu bana gerçek olmaktan ziyade gelen tepkileri yumuşatmak için yapılmış bir hamle gibi göründü.

Velhasıl bu ayrılık Trabzonspor penceresinden bakıldığında dostu üzdü, düşmanı ise sevindirdi; tarafsız gözler ise olan bitene bir anlam veremedi. Trabzonspor’un gayet iyi bir kadrosu olduğu için, yeni teknik adam Amerika’yı tekrar keşfetmeye çalışmazsa, takımda bir çöküş yaşanacağını düşünmüyorum. Fakat her hâlükârda yeni teknik adamın gelir gelmez Ünal Karaman seviyesine çıkması da zor. İşin bir diğer boyutu da şu: Ağaoğlu bu hamlesi ile hem bundan sonra alınacak her kötü neticenin sorumluluğunu şimdiden üzerine almış, hem de tıpkı bir zamanlar Ünal Aysal’ın Fatih Terim’e yaptığı gibi, Karaman’ı bir nevi kahramana dönüştürerek onun cebine bir gün takımın başına daha da güçlenmiş olarak dönme biletini koymuş oldu.

Bu yazı vesilesiyle, yeni yılınız kutlu olsun!

can.nizamoglu@gmail.com