Hani kocasından dayak yediği için anne-babasının evine sığınan kızına, aklı sıra işlerin daha da büyümesini veya karışmasını engellemek için “evine dön kızım” diyen babalar vardır ya TFF Başkanı Özdemir’in dünkü maçta yaşananlardan hemen sonra “futbolcular sahaya dönsün” sözleri bana onu hatırlattı. Neymiş efendim, UEFA öyle istiyormuş. Kısaca “el alem ne der” kaygısının futbol sahasına yansıması…

Fakat başta Ba olmak üzere Başakşehirli futbolcuları, Okan Buruk’u ve ve özellikle de Gümüşdağ’ı haklı tepkilerinden, işi sineye çekmek yerine çok ciddi bir risk alarak seslerini yükseltme cesaretini gösterdiklerinden dolayı tebrik etmek gerek. Şimdi iş, tam da olması gerektiği gibi, uluslararası bir boyut kazandı ve en başta PSG’li oyuncular olmak üzere Avrupa’daki birçok futbolcu ve takım, Vebo özelinde tüm insanlığa destek verdi.

Aslına bakılırsa Rumen hakemin bir anlık dikkatsizlik kurbanı olduğunu düşünüyorum ama bu kadar hassas bir konuda ve özellikle bu seviye bir karşılaşmada (sadece bizde değil birçok yerel ligde ırkçılık alanında dönen dolaplardan pek kimsenin haberi olmuyor maalesef) bu şekilde bir dikkatsizliğin kabulü mümkün değil. Koltesku kuvvetle muhtemel artık halı sahada dahi maç yönetemeyecek ve UEFA, Başakşehir’den ve TFF’den bir şekilde özür dileyecek.

Bu konuyla ilgili başka bir boyut, yeri gelince ırkçılığın, kabileciliğin, hemşericiliğin vs. dibine vuranların bir anda en büyük ırkçılık düşmanı kesilmesi. E tabi bize yapıldı ya, mağduruz ya, tepkiden nemalanacağız ya hemen tepki gösterelim. Sosyal medyada ırkçılığa “çingene hakem” diye tepki gösterenleri gördüm ve “tüm” siyasi partilerin #notoracism diye mesajlar attığını. Irkçılığı, insanları sadece ten rengi nedeniyle ayırmak sanınca ortaya işte bunun gibi trajikomik bir tablo çıkıyor. Antropolog bir arkadaşım, ırkçılar genellikle “bu benim yaptığım ırkçılık değil der” demişti, ofsayi bozan oyuncunun ofsayt diye el kaldırması gibi bir şey, nitekim öyle oluyor. Dünkü maçın “kahraman” hakemi Koltesku da Demba Ba’ya “ben onun ten rengini söyledim sadece” diyor.

Velhasıl Başakşehir’e tepki gösterdikleri ve işi büyüttükleri için bir kez daha tebrikler ve teşekkürler. Zira bazı işlerin gerçekten büyümesi gerekir. Bu davranışla bir avuç taraftarı olan bir kulüp bir anda tüm dünyanın sempatisini kazandı ve gruptan çıkamayacak olsa da ülkemizi Avrupa Kupaları’nda en iyi temsil eden kulüp oldu.