Kısır futbol tartışmalarının en önemli anahtarlarından biridir “e geçmişte aynısı size/bize yapıldı, o zaman nerelerdeydiniz? O zaman yoktunuz şimdi de konuşmayın” yaklaşımı. Bu anahtar öylesine güçlüdür ki her durumda, her kapıyı açar. Çünkü içinde bulunulan kısır döngü herkesin zamanı geldiğinde benzer olaylarla muhatap olmasını gerektirir ve kuvvetle muhtemel aynı durum geçmişte onların başına da gelmiştir. Bu mucizevi cümle ile karşınızdaki yüzde yüz haklı da olsa lafı onun ağzına tıkayıp onu dize getirebilirsiniz! Birisi herhangi bir şeyden şikâyetçi mi oldu? Yapıştırın “bilmem ne zaman, bilmem ne olduğunda neredeydin” lafını ve hiçbir şey olmamış gibi yolunuza devam edin.

Gelin görün ki “mantıklı” görünen ama aslında son derece mantıksız olan bu yaklaşım, insanın kendini kandırması ve tatmin etmesinden başka bir işe yaramaz; üstüne üstlük son derece sağlıksızdır. Çünkü…

Bahsettiğim durumu somutlaştırmaya çalışayım. Geçen hafta hakem hatalarından Fenerbahçe’nin canı yandı ve taraftarından başkanına kadar herkes, kendi olanakları dahilinde bu işe tepki gösterdi. Çoğu başka takım taraftarlarının bu işe yaklaşımı ise “aynısı geçmişte bize de oldu kardeşim, o zaman nerelerdeydiniz? Oyna devam. Sizin hiç konuşmaya hakkınız yok. O zaman sustunuz şimdi de susun” ve benzeri şeklinde oldu ve o “aynısı”nı bulmak için senelerce gerilere dahi gidildi.

Burada hassas bir nokta var; daha doğrusu yanlış anlaşılan bir kavram: tutarlılık. Tutarlılık, her koşulda tutarlı olma durumudur ama herkesin her duruma tepkisi bire bir aynı olmalı demek değildir. Nasıl ki bir insanın bir yakınının başına kötü bir şey geldiğinde bu duruma olan tepkisi, tanımadığı birinin başına aynı kötü olay geldiğinde gösterdiği tepkiden seviye olarak farklı oluyorsa, taraftarların da olaylara tepkisinin seviyesi başta gönül verdikleri takım olmak üzere, içinde bulundukları duruma, zamana veya ruh hallerine göre değişir; bu normaldir. Aynı adamdan her durumda, hele hele her takıma karşı aynı tepkiyi vermesini bekleyemezsiniz. Dolayısıyla “e o zaman nerelerdeydiniz” diye sormak -ki bu bir soru olmaktan çok “ben sizin durumunuzla ilgilenmiyorum, hatta bu duruma düşmenizden memnuniyet duyuyorum” demektir- abesle iştigaldir ve bunun tutarlılıkla hiç ilgisi yoktur.

Peki, tutarlılık ne gerektirir?

Tutarlılık, şu anda şikâyet edilen zor duruma başkaları düştüğünde onların durumlarını inkâr etmemeyi gerektirir. Kimse kimsenin hakkını kendisininki gibi savunmaz ama tutarlı olanlar en azından “hadi oradan” demekten imtina ederler. Verdiğim örnekten devam etmek gerekirse, bugün Fenerbahçe’nin düştüğü zor duruma, öncesini veya sonrasını karıştırmadan ve lafı eğip bükmeden “evet adamlar hakem hatalarına kurban gitti” demeyi gerektirir tutarlılık ve asıl bunun aksi tutarsızlık olur.

Umarım verdiğim örneğin Fenerbahçe ve hakemler üzerinden olması kafanızı karıştırmamıştır zira benzer veya başka türlü bir haksızlığa istisnasız her takım birçok kez uğradı veya uğrayacak. Velhasıl, kim olursa olsun, düşene tekme atmak değil el vermek gerek zira yarın o düşenin yerinde tekrar siz olacaksınız.

can.nizamoglu@gmail.com