Nice futbolseverin hayalidir, futbolculuk yıllarında efsane olan isimleri teknik adam olarak tekrar takımlarında görmek. Bu hayal öylesine güçlüdür ki, o adamın artık bir futbolcu değil teknik adam olarak takıma geleceği ve futbolculukla teknik adamlığın birbirlerinden çok farklı işler olduğu gibi gerçeklerin kolaylıkla gözlerden kaçmasına neden olur. Zamanında Rıdvan gibi, Haci gibi hatta Aykut gibi nicelerini öğüten bu değirmen şimdi de gözünü Sergen’e dikmiş görünüyor.

Sergen, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yetenekli oyuncusu olabilir ama bu onun aynı oranda iyi bir teknik adam olacağı anlamına gelmiyor. Hatta bana kalırsa yetenekli bir futbolcu olmak, iyi bir teknik direktör olma yolundaki en büyük engel. Bunun nedenlerini çok önceleri burada tartışmıştım: http://www.milliyet.com.tr/skorer/a-can-nizamoglu/bir-futbol-teorisi-yildiz-futbolcular-kotu-teknik-direktor-olur-1304150 Bu nedenledir ki Sergen be Beşiktaş birlikteliğinden hiç umutlu değilim.

Bu işin teorinin ötesinde pratik açıdan da pek umut vadeden bir yanı yok. Aşağıdaki tabloda Yalçın’ın A takım teknik direktörü olarak görev aldığı takımlar ve görevde kalma süreleri yer alıyor; ortalama süre 112 gün veya 3,7 ay!

Ve şimdi o Sergen’den uzun süreli ve başarılı bir performans bekliyoruz; hem de Beşiktaş gibi çok zor bir camiada.

Beşiktaş yönetimi eğer Sergen Yalçın’ı takımın başına, sırf olası (oldukça) bir başarısızlık halinde “e Sergen’i getirdik, daha ne yapalım” demek için getirdiyse bu ciddi bir skandaldır. Bundan daha ciddi bir skandal ise Sergen’i, ona inanarak takımın başına getirmiş olmak olur. Zira Abdullah Avcı gibi bir “taktikçi” teknik adamdan sonra ve aynı sezon içinde, onun yüz seksen derece tersi olan Sergen gibi “duygusal” bir teknik adama görev vermek, yönetimin teknik direktör seçimi konusunda herhangi bir politikasının olmadığını gösterir.

Bir de işin maddi boyutu var. Son açıklanan mali tablolara göre Beşiktaş’ın finansal durumu çok kötünün de ötesinde ve ortada çok tartışılan harcama limiti konusu var. Bu koşullar altında Beşiktaş’ın bir taraftan Abdullah Avcı’ya tazminat ödeyip bir yandan da Sergen’e maaş vermesi, kulübün finansal yapısını daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir; tabi diğer kulüplerin yaptığı gibi maaş ve tazminatlar kulübün kuruluş yılı olarak belirlenmezse…

Velhasıl, Sergen’in futbolculuk kariyerini ne kadar başarılı buluyor, o kariyere ne kadar saygı duyuyorsam teknik adam olarak ona o derece şüpheli yaklaşıyorum. Sanırım yazının bu son kısmında “umarım yanılırım” demem lazım ama ben o ifadeyi hiç dürüst bulmuyorum; umarım yanılmam.

can.nizamoglu@gmail.com