2013’de sporculardan alınan toplam kan ve idrar örneği sayısı 200... Bu yıl doping kontrolu amacıyla alınan örnek sayısı 1800...

Türkiye’nin dopinge karşı ciddi ve kararlı bir duruş sergilediğini sadece bu sayılara bakanlar anlayabilir.

Yine de ihtiyatlı olmakta yarar var. Teknoloji bir yandan gelişirken, eski defterler misali geçmiş şampiyonaların, olimpiyat oyunlarının kan ve idrar örneklerini de yeniden analiz etme fırsatını sunuyor.

2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nda sakatlığına rağmen ısrarla yarışmak isteyen ve sıfır çeken Nurcan Taylan, o gün temiz çıkmıştı. Ama bugün teknoloji, kan değerlerinin pek de normal olmadığını gösteriyor. Nurcan Taylan, şimdi ömür boyu men cezası ile karşı karşıya.

Sporcularımızı bir türlü dopingden uzaklaştıramıyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın gayretleri, federasyonların ciddiyeti yine de bu menhus hastalıktan koruyamıyor bizi.

Kulislerden fısıltıyla gelen haberlere göre, tıpkı Rus atletler gibi Türk sporcularının önemli bir bölümünün de olimpiyat oyunlarına katılmaması yönünde uluslararası tartışmalar yaşanmış. Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç’la TMOK Başkanı Uğur Erdener ve federasyon başkanlarının ortak çabaları bu tartışmaları önlemiş. Evet, kimse Türkiye’nin ciddiyetinden kuşku duymuyor. Ama geçmiş, netameli haliyle hepimizi korkutuyor. Son örnek Nurcan Taylan.

Aslı Çakır Alptekin, Londra 2012’de doping yaptığı gerekçesiyle “itiraf”la hafifleştirilmiş 4 yıllık cezasına CAS’ta itiraz edip indirim istedi. Amacı Rio Olimpiyat Oyunları’na katılıp olimpik kariyerini yüz akıyla bitirmek. Bu çabasında samimiyse, saygı duyulur. Aslı ayrıca asıl karar alınıncaya kadar yürütmenin durdurulmasını, olimpiyat barajını aşabilmek için yarış koşmasını da istedi. Bu isteği kabul gördü. Şimdi önünde çok dar bir zaman ve zor bir kronometre var. Londra’da 4.10.23’le birinci olan Aslı, Rio’ya vize alabilmek için 4.07 ve altında bir dereceyle koşmak zorunda. Bu olabilir mi? Zor ama olabilir. Adeta inzivaya çekilip saklandığı dönemde antrenman yapabilmişse, kronometresini geliştirmişse mümkün. Ama asıl zorluk kotayı alacak yarış bulmakta. Amsterdam’da 6 Temmuz’da başlayacak Avrupa Atletizm Şampiyonası için maalesef geç kaldılar. Son kayıt gününden bir gün sonra CAS kararı çıktı. Orada kaçan treni yakalamak için uluslararası takvimde koşu aranıyor. Bulamazlarsa dört sporcunun ulusal rekor denemesi TAF tarafından düzenlenebilr. Aslı burada 4.07’yi geçerse - CAS da kesin indirim kararı verirse - Rio’da koşabilir. Rio’da koşarsa, alacağı sonuç ne olursa olsun, nedametin ve pişmanlığın şampiyonu olacaktır. Adını temize çıkarmak için verdiği mücadeleyi kazanmasını diliyoruz.

Penaltı kaçıran Almanlar

Bizim genç arkadaşlar, Mesut Özil’in Slovakya karşısında kaçırdığı penaltıyı tarihe dönerek değerlendirmişler. 2012’de de penaltı kaçıran Mesut’la birlikte 1988’de Matthaus, 1996’da Klinsmann’ın oluşturduğu listede dört oyuncu yer alıyor.

İyi ama, 1976’da normal süresi 2-2 biten karşılaşmada penaltı atışlarına geçildiğinde Çekler 4-3 önde iken Uli Höness penaltıyı kaçırmamış mıydı? Son penaltıyı atan Panenka’yı unutmuyoruz da Höness’in şampiyonluğa mal olan penaltısını hatırlamıyoruz. Böylece penaltı kaçıranlar-şimdilik 5 oldu... Listede başkaları da varsa, yazsınlar hatırlayalım!

Çintimar iddialı

Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar, 6-10 Temmuz 2016’da Amsterdam’da düzenlenecek Avrupa Atletizm Şampiyonası için umutlu ve iddialı konuşuyor: “Cumhuriyet tarihimiz boyunca kazandığımız toplam madalyayı aşabiliriz!”

Başkanı böylesine umutlu konuşturan gerçekler var elbette. Jamaika’dan devşirme kardeşimiz Jak Ali Harvey, 12 Haziran’da 9.92 ile 100 metrede Türkiye rekoru kırdı. Ramil Guliyev de 19.88’lik 200 metre rekoruna sahip. O nedenle 4x100’de madalya bekliyor başkan. 3000 metre, 5 bin ve 10 bin metrelerde de hem kadınlar, hem de erkeklerde iddialı olduğumuzu dile getiriyor. Yıllar sonra yeniden tırmanışa geçen Halil Akkaş küçük bir diz sorunu nedeniyle Amsterdam’da koşamayabilir. Ama Rio’da 3000 metrede ondan madalya bekliyoruz.

Nuyan Yiğit’e saygı

Geçen hafta Tük basınının en olimpik üyesini - Nuyan Yiğit’i - kaybettik. Sporu onun kadar gönülden seven, kürek yarışlarına tutkuyla bağlı, hemen her yarışın taktiğinden çok öyküsüne kalem oynatan, masal anlatır gibi müsabaka anlatan Nuyan Abi’yi çok ararız.

Ama o bizi aramaz. Ölümsüz alemde Sinan Erdem, Cüneyt Koryürek ve Kenan Onuk’la öyle ateşli konuşurlar ki, olimpiyat meşalesi bile soğuk kalır. Olimpiyat yılında çekip gittin Nuyan Abi... Rahat uyu!

Aslının onur koşusu