Goygoyu bitir, santraya bilimi getir


TFF Başkanı Nihat Özdemir’e sesleniyorum. Kulüp başkanlarımıza, hukuktan ekonomiye tüm bilim insanlarına ulaşmak istiyorum. Elbette ilk adreslerimden biri de spor bilimleriyle uğraşan, bilinmeyen tanınmayan, seslerini duyuramayan akademisyenler…

Hocalarımıza da bir şeyler anımsatmak istiyorum…

Şenol Güneş’e, Fatih Terim’e, Mustafa Denizli’ye, Ersun Yanal’a, Abdullah Avcı dostuma kadar hepsine.

Futbol, bilimden uzaklaşıyor… Popüler kaygılardan, tutkulardan, hırçınlıklardan, çılgınlıklardan, içi boş gövde gösterilerinden, hayal kırıklıklarından kendini kurtaramıyor. Kutsadığımız en büyük değer oyun değil, şampiyonluk. O yüzden her yıl şampiyonluk ritüelleri sergiliyoruz.

Nasılsa birileri kazanıyor şampiyonluğu… Onları kutlayıp avunuyoruz. Ötekileri avutma yöntemimiz de belli: Transfer. Her sabah yeni bir transfere uyanıyoruz. Oyunu kaybediyoruz. Oyunun keyfine, değerine, sıcaklığına ve güzelliğine sırtımızı dönüyoruz. Gözümüz skor tabelasından başka hiçbir şeyi görmüyor. O tabelaları düzeltecek bilimsel yöntemleri denemiyoruz, istemiyoruz.

Kısacası ve açıkçası : Futbol bilimi inkar ediyor.. Uzak duruyor. Dahası, bilimden korkuyor! Teknolojiyi istemiyor. Data istemiyor. Alışılmış ve eskimeye başlamış istatistiklerle durumu idare ediyor. Veri madenciliği denen bir kavram var. Yeni bir bilim alanı. O madenler işlenmiyor, değerlendirilmiyor.

Futbolumuz maalesef yeni ortaklar istemiyor…Oysa bilim boş durmuyor. Bakın “performans optimizasyonu” denen bilimsel bir spor alanı var.

Alman Milli Takımı’nda 2 uzman vardı. Ona rağmen başaramadılar. Türkiye böyle bir kavramı bilmiyordu, böyle uzmanlarla çalışmayı da istemiyordu.

Türkiye Futbol Federasyonu’nda  bilimsel çabalarla bir şeyler yapmaya çalışanlar sürekli kaybediyordu. Zamanlarını, enerjilerini tüketip sistemin dışına savruldular.   

Hocalarımız arasında durağanlaşan, kifayet-i mücadele duygusuna kapılan, kazandıklarıyla yetinenler, biraz da başkaları uğraşsın diyenler, tükenme noktasına geldiler.

Yeter, uzatmayacağım. Bu eveleme  geveleme dönemi bitsin artık. Lütfen bilimi de kadroya alın.

Futbolda “academia” çağını başlatın. Goygoyu bitirin… Bilimi santraya getirin!

Çöpe giden projeler
Yıllar önce TFF bünyesinde “Futbol Geliştirme Departmanı” kuruldu. Hazırlanan ilk proje “ Antrenman Kurgusu ve Çekirdek Eğitim”di.  Genç futbolcuların seçilmesi, çalıştırılması ve yetiştirilmesi için tüm alt yapı organizasyonlarında “pilot kamera” kullanılarak görüntülerin merkezde toplanmasıyla uzmanlar tarafından “Big Data” (Büyük Veri) oluşturulacaktı. Proje maliyeti her kulüp için 1900 ABD Doları idi. Sistemi TFF kuracak, giderleri karşılayacaktı. Projeyi yürütecek kadro en başındakinin gönderilmesiyle dağıtıldı. Günümüzde Futbol Gelişim Direktörlüğü, “Koordinatör” unvanıyla Oğuz Çetin’e verildi. Yardımcısı Rüştü Reçber oldu. Çetin göreve getirilirken TFF’nin temel tercih nedeni 70 kez A Milli Takım’da oynaması. Hangi projeleri hazırladıkları, uyguladıkları bilinmiyor. Genç Milli Takımlar da koordinatör Çetin’e bağlı.

Uluslararası Eğitim
Bilim insanları, Pro Lisans kurslarının da ötesinde teknik adamların uluslararası kuruluşların eğitim programlarına katılmasını öneriyor. Avrupa kulüplerinde kısa süreli “konuk antrenör” statüsüyle çalışma için federasyonlar arasında anlaşmalar yapılması, destek sağlanması gerektiğini ifade ediyor.

Terkedilen teknoloji
Süper Lig kulüplerinde bütçe oluşturularak teknolojiyle donatılan değerlendirme sistemleri, öneren ve uygulayan hocanın görevden ayrılmasıyla terkediliyor.

Belözoğlu yetmez!
Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş, Emre Belözoğlu ile çalışmak istediğini açıkladı. Belözoğlu, kimisiyle birlikte oynadığı futbolcu grubunda “liderlik” üstlenebilir, ancak yeterli olmaz. Milli Takım’ın gerçek bilimsel kadrolara da ihtiyacı var.

2396 Olimpiyatlarını alabiliriz
Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Agenda 2020 programıyla olimpiyata ev sahipliği yapacak kent seçiminin sistemini değiştirdi. Yeni sistemde IOC Yönetim Kurulu, aday kent yönetimleriyle görüşmeler yapıyor. Sonra tercihini Session’a (Genel Kurul) sunuyor. Farkındaysanız, 2024 Paris’e, 2028 Los Angeles’a verildi. Geçen hafta da 2032 Oyunları için tek aday Brisbane seçildi. Yeni sistemin aday kentlerin heyecanını engellediğini, zorlaştırdığını düşünüyorum. Çok farklı kulislerle peş peşe kararlar veriliyor. Türkiye’nin 2013’de Tokyo’ya kaptırdığı ev sahipliğine bakarak yeni sistemde 2396’ya aday olmasını (!) öneriyorum. Nasıl olsa ilelebet “payidar” olacak cumhuriyetin çocuklarıyız. O yıla kadar İslamofobi başta bir çok ön yargı biter. Dünya gözüyle göremeyiz tabii… Yine de enseyi karartmayalım. Nasılsa torunlarımızın torunlarının torunları görür.

Eyüpsultan ruhu
ASpor’da Murat Deveci, İstanbul’un tarihe mal olmuş kulüplerini ziyaret ediyor. 102 yıllık tarihiyle yola devam eden Eyüpspor, yeni sezonda TFF 1.Lig’de mücadele edecek. Semt içindeki stadın yenilenmesini ve butik bir tesis olarak yine semt insanına hizmet etmesini istiyorlar. Haklılar… Eyüpsultan ruhunu yaşamak lazım!