Türkiye Futbol Federasyonu, geçen hafta 7 kulübün “küme düşme kaldırılsın” çağrısına yanıt verecek. Hemen söyleyelim: Bu karar, hiçbir sürprize yer bırakmayacak şekilde bellidir.
7 kulübün başvurusuna karşı TFF Yönetim Kurulu’nun oybirliğiyle “hayır” kararı vermesi bekleniyor.
Puan cetvelinin alt sırasındaki 7 kulüp, başarısızlıklarını, yanlışlarını, ihmallerini, yapısal sorunlarını bir yana iterek bir anlamda statünün yok sayılmasını istediler. O günkü toplantıda Özdemir doğrudan karşı çıkarak müzakere yollarını da kapayabilir, 7 kulübe “vıdı vıdı” yapma şansı verebilirdi. Medyamız da konu kıtlığından bu olayı evire çevire işler ve gündemi geçiştirirdi.
Bayram öncesi yaşanan bu durumun yazılı basındaki değerlendirmelerine baktım. Milliyet’te örneğin, 23 Mayıs Cumartesi günü üçümüz (Şansal, Cemal, ben) 21 takımlı bir kaosa dönüşecek lige “hayır” demiştik. Hürriyet’teki arkadaşlarımız da Uğur Meleke gibi- küme düşmenin durdurulması komedisine ciddi itirazda bulundular. 7’ler yeni arayışlarında popülizmden ya da daha ağırlıklı adıyla kamuoyundan bekledikleri rüzgarı alamadılar.
TFF Başkanı Nihat Özdemir, koronavirüs sürecini zaman zaman yalnız kalmak pahasına da olsa başarıyla yönetti. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu ile TFF Sağlık Kurulu’nun tüm uyarılarını, önerilerini bir protokola bağladı. Kulüplerin karantina, izolasyon, sterilizasyon, sosyal mesafe ilkeleri gibi konularda daha ciddi uygulamalara geçmesi gerektiğini bildirdi. Öte yandan Kulüpler Birliği ve kulüp doktorlarıyla TFF Sağlık Kurulu toplantısında çok önceden hazırlanmış pandemi uyarılarının, salgınla mücadele algoritmasının kulüpler tarafından neredeyse hiç okunmadığını görmek de çok şaşırtıcı ve eğlenceli (!) idi.
7’lerin yaptığı “küme düşme kaldırılsın” önerisinin neler getireceğine dönersek… 21 takımla 40 haftalık topal lig süresi haziran sonunu bulacak yorucu ve dar bir sezon yaşanacaktı.. Dahası kalite düşecek, kulüp gelirleri azalacak, deplasman giderleri de çoğalacaktı. Bazı takımlar sakatlık ve cezalarla uzun maratonu taşımakta zorlanacaklardı.
Neyse ki TFF böyle çılgınlıklara kapalı! Yarınki yönetim çok önemli bir karar verecek. Yolu kapayacak. O karar çok “HAYIR”lı olacak!

Yeni dönemin transferi: İsmail Yüksek

Kulüplerimiz Anadolu’yu hallaç pamuğu gibi atıp yirmili yaşlarının başındaki yıldız adaylarını bulmak zorunda.. Onlara forma, zaman ve şans vermek, eğitimle yarışı bir arada sürdürmek durumundalar... Yakın gelecekte bunu becerebilen kulüpler ve hocalar yepyeni başarı öyküleri yazacak.
Anlattığım senaryoya küçük bir başlangıç öyküsüyle girelim. Üçüncü Lig’de mücadele eden Gölcükspor 500 bin TL karşılığında İsmail Yüksek’i Fenerbahçe’ye verdi. Oyuncunun bulunması, kariyer planlaması ve eğitimi konusunda farklı bir uzmanlığı olan Erdinç Şehit, 22 yaşındaki İsmail’in menaceri Emrah Bozkurt’la işbirliği yaparak transferi gerçekleştirdi. İsmail Yüksek 6-8-10 pozisyonunda oynuyor. Hocası Sadi Tekelioğlu, İsmail’in Trabzonspor’da parlayan Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür’den fazlası olduğuna inanıyor. Kuşkusuz Galatasaray, Beşiktaş ve diğer kulüpler de bu sürece girecekler. Kanımca Trabzonspor ve Başakşehir, yeni düzene en rahat ayak uyduracak kulüpler.
Yerli gençlere dönüş sürecinde futbol seyircisine de görevler düşüyor. Onları sabırla izleyip desteklemeli. Sosyal medyada linçe başvurmamalı. Gençler harcanmamalı!

THY ve Anadolu Efes’e büyük ayıp!

Basketbolda Türk Hava Yolları Euroleague ve Eurocup’ı düzenleyen ULEB, beklenmedik biçimde sezonu bitirdi. Avrupa basketbolunun iki dev organizasyonu iptal edildi. Bu kararın çok sorumsuzca alındığını düşünüyorum.
Almanya Basketbol Ligi 10 takımla yoluna devam edecek. Pandemi nedeniyle oynamak istemeyen 8 kulüp dışarıda kalacak. Küme düşme olmadığı için bu kararı vermek zor olmadı. Almanların futbolda ve basketbolda gösterdiği ciddiyete karşılık ULEB bence çok kolay, adam sendeci kötü bir karar aldı. Ligin isim sponsoru olan Türk Hava Yolları’nın önerilerini de dinlemediler. THY, İstanbul ya da Antalya’da 8 takımın katılacağı bir program önerdi. Her türlü desteği vereceğini açıkladı, olmadı. Bu kararın alınmasında ülkelerinden dönmek istemeyen ABD’li oyuncuların etkisi olduğu anlaşılıyor.
ULEB hem THY’nin adına saygısızlık etti, hem de favori Anadolu Efes’in Euroleague şampiyonluğu şansını çaldı.
Bu sorumsuzluğun bir faturası olmalı. Bakalım, THY nasıl bir tavır alacak?