Kimsesizlerin maçında Fatih Terim’in sürpriziyle başladı Galatasaray… Orta alanda oynaması beklenen Ömer kenara alınmış, kimilerince Hoca’nın “manevi evladı” olarak adlandırılan Belhanda sahaya sürülmüştü… Beşiktaş’ta da sağ kanatta Lens-Diaby ikilisi kulübede otururken Sergen Yalçın görevi Boyd’a vermişti. İki takımın da farklı başlangıç kadrosundan bir fayda göremediğine tanık olduk. Hele Belhanda… Lemina ve Seri oyunun her iki yönüne katılarak takımın harekat merkezini oluştururken Faslı oyuncu sahada bir yabancı gibi dolaşıyordu. Boyd da elinden geleni yapmaya çalıştı ama derbinin ağırlığı ona fazla geliyordu.Kimsesizlerin maçında Fatih Terim’in sürpriziyle başladı Galatasaray… Orta alanda oynaması beklenen Ömer kenara alınmış, kimilerince Hoca’nın “manevi evladı” olarak adlandırılan Belhanda sahaya sürülmüştü… Beşiktaş’ta da sağ kanatta Lens-Diaby ikilisi kulübede otururken Sergen Yalçın görevi Boyd’a vermişti. İki takımın da farklı başlangıç kadrosundan bir fayda göremediğine tanık olduk. Hele Belhanda… Lemina ve Seri oyunun her iki yönüne katılarak takımın harekat merkezini oluştururken Faslı oyuncu sahada bir yabancı gibi dolaşıyordu. Boyd da elinden geleni yapmaya çalıştı ama derbinin ağırlığı ona fazla geliyordu.Galatasaray, seyircisiz maçı oynarken gerçekten boşluk ve yalnızlık duygusuna kapıldı. Mariano, Seri, Feghouli, Onyekuru hatta Donk, Beşiktaş kalesine doğru hızla inerken tribünlerin alışık oldukları coşturucu sesini duyamadılar. Onun yerine birbirlerine bağırıp duruyorlardı. Beşiktaşlılar da bağır-çağır oyununda ortamı boş bırakmadılar. 
Galatasaray 60’a 40 topa sahip olurken, hücumda daha fazla göründü ama beklediği etkinliği sağlayamadı. Beşiktaş da ilk yarıyı şutsuz kapadı. İlk yarıda oyunu kilitleyenler merkez oyuncularıydı. Galatasaray’da Lemina ve Seri, Beşiktaş’ta Atiba ve Elneny birbirleriyle boğuştular. Top kaparak, top kaybederek oyunun “kararsız” dengesini bozdular.  Galatasaray’da Feghouli ve Onyekuru beklenen delici oyunu oynayamadılar.  Beşiktaş’ta N’Koudou topu alıp sıfıra kadar inerken sonrasında film kopuyordu. Caner Erkin  savunmada  ve zaman zaman sol önde Galatasaray’a zorluk çıkardı ama maçın akışını belirleyecek varlık gösteremedi. 
Fatih Terim, Belhanda’yı kenara alarak Ömer’i sürdü oyuna. Sonlara doğru Emre Akbaba ile Andone’yi de sahaya sürdü. Beklediğini alabildi mi? Sanmıyorum. Galatasaray salt bu farklı başlangıcı nedeniyle oyunda istediği ritmi tutturamadı. Bunda Beşiktaş’ın takım halinde alanları kapattığını, kontrol oyununu  dikkat ve disiplinle devam ettirdiğini söyleyebiliriz.Sergen Yalçın’ın Boateng’le Ljajic’i değiştirmesi, Beşiktaş’a daha akıcı bir hücum anlayışı kazandırmayı amaçlıyordu. O da olmadı.Maç biterken anladık ki futbolun en dinamik parçasını tribünler oluşturuyor. Orada taraftarlar varsa, oyun daha hızlı akıyor. Sessizlik varsa dağılıyorlar. Konuk takım Beşiktaş için bu durumu avantaj olarak yorumlamak ne kadar doğruydu? Anlayamadık. Çünkü avantajın ne olduğunu bilmeden öylesine oynamaya, gol yemeden maçı bitirmeye çalıştılar.Maçın kırılma noktası, 78’de Ömer’in isabetli ve sert şutunu kaleci Karius’un çelmesiydi. Sezon başından beri hatalarıyla eleştirilen Karius, dünkü maç performansıyla övgüyü ve alkışı hak etti. 87’de Atiba’nın kurnaz vuruşunu olağanüstü refleksiyle kurtaran Muslera da golsüz maçın öteki kahramanıydı.  Şimdi bekleyelim bakalım… Sivas illerinde kimin sazı çalınacak?