Delikanlı, ailece yenen akşam yemeğinden sonra sormuş: “Baba, eğer yarın oynarsam, hangi ayakkabıyı giyeyim?”
Eğer sözcüğünü vurgulayarak anlatıyor Ali Çalık: “Oğlum Ahmet kendisini hiçbir zaman vazgeçilmez oyuncu olarak görmedi. O nedenle ‘hoca oynatırsa’ diyerek hazır olma kaygısı taşır, çalışırdı. 15 yaşından itibaren alt yapı takımlarında, genç milli takımlarda çok çabuk gelişti. Kişiliğinden, karakterinden dolayı ona kaptanlık bandı verildi hep. Gittiği her yerde hayata sevgi katan bir çocuktu. Antrenörleri, takım arkadaşları ya da kulüp yöneticileri hakkında en küçük bir eleştiri, şikayet, sızlanma duymazdık ondan. Mutlu bir sporcuydu. Oynamaya hep hazırdı. Ama oynamamaya da hazırdı.”
Yolu üzerindeki semtlerde, sokaklarda arabasını durdurup indiğinde onu tanırmış küçük çocuklar: “Yaşasın ‘Çukulata Abi’ geldi” diye çevresini sararlar, sarılırlarmış.. Ahmet’in en mutlu olduğu anlar. Üç oğul var ailede… Ağabey Yunus Emre (32), ortanca Ahmet Yılmaz (27) ve Fatih Emir (15)… Ahmet Çalık, kardeşlerini sayarken, takım arkadaşlarını da katardı. Bunları baba Ali Çalık ve onu sevenlerden dinleyerek yazıyorum.
Çalık ailesi Konyaspor yöneticilerine, Konya halkına minnetle teşekkür ediyor. Oğullarına gösterdikleri sevgi ve saygıyla sakinleşebildiklerini, gurur verici aidiyet bağları ve anılarıyla teselli bulduklarını söylüyorlar.
İstanbul’da yaşayan nişanlısı da mutlu bir evliliğe hazırlanırken, acıya boğulmuş durumda kuşkusuz. Aile, genç kızı da evlat kabul ediyor.
Konyaspor Başkanı Fatih Özgökçen, “Onu tertemiz hizmeti ve anılarıyla kulübümüzün değerli bir evladı olarak anacağız, hiç unutmayacağız.” diyor.
TFF Başkan Vekili Mehmet Baykan ve Konyaspor Kulübü Başkanı Fatih Özgökçen, Ahmet’in tüm alacaklarının, hayat sigortasından gelecek tazminatın da ödeneceğini açıklıyorlar.
Yakın plan konuşmalardan sonra biraz geriye çekilip panoramaya bakıyorum…
Ahmet Çalık sadece Konyasporlu bir futbolcu değil. Tüm futbol dünyamızın bir evladı olarak hak ettiği saygıyı görüyor. Lig maçlarının beşinci/altıncı dakikalarında oyun duruyor. Alkışlarla selamlanıyor Ahmet… Karanfiller atılıyor sahaya. Sevgi, saygı ve minnetle, dualarla kutsanıyor. TFF terk ettiği sezonu adama kararına Ahmet Çalık için geri dönüyor.
Şimdi anımsayalım… Yıllar önce statlarımızdaki saygı duruşları sırasında… Kalabalık içinde hayta grupların o sessiz ortamı bozarak naralar atması, küfürlü sloganlar savurması, karşı takıma ya da bir oyuncuya saydırması, sinir bozucu edepsizlik örneklerindendi. Mustafa Denizli hocamız “Ölürsem kimse benim için saygı duruşu düzenlemesin” diyerek adeta bir vasiyette bulunmuştu. Utanç verici tabloya neden olmak istemiyordu.
Ahmet Çalık’ın ölümüyle o edepsiz gelenek terk edildi. Empati, saygı, sportmenlik duygusu ve acıya ortak olmanın en doğal şekli, kültürümüzde tertemiz bir eşik atlattı hepimize.
Teşekkürler Ahmet… Bize çok değerli bir miras bıraktın.
Az şey mi bu… İnsan olduğumuzu hatırlattın!

Dışardakiler

Galatasaray tarihinin belki de en sıkıntılı sezonunu yaşarken, dışarıya gönderdiği oyuncular dikkat çekiyor. İşe yaramaz, uyumsuz, verimsiz, ya da ihtiyaç fazlası olarak kiraya verildiler.
Adana Demirspor’da asist ve golleriyle Yunus Akgün… Giresunspor kalesindeki performansıyla Okan Kocuk… Alanyaspor’da üçleme yaparak gollerine devam eden Emre Akbaba.. Sadece bu üç örnek bile transfer hatalarını, hatalı tercihleri anlatmaya yeter. Yabancı dosyası da hayal kırıklıkları ve bitmeyen kiralık arayışlarıyla dolu. Bu bilançodan dersler çıkarmak gerek.

Şampiyonluk karakteri

Galatasaray Süper Lig’de sezonun en iyi maçını oynarken, Trabzonspor iki “anlık” hatayı fırsata çevirip Bakasetas ve Visca ile maçı kazandı. İsteyenler şans diyebilir ama, son düdüğe kadar disiplinle oynamak rakibi baskı altında tutup hataya zorlamak “şampiyonluk karakteri”ni gösterir. Abdullah Avcı’yı ve ekibini kutluyoruz. Doğru transfer ve dikkatli harcamalarla her şeyi zamanında yapan Başkan Ahmet Ağaoğlu’nu da alkışlıyoruz.

Selahattin Abi

Doğu Beyazıt’ta doğup Galatasaray Lisesi’nde okumak, aydınlanmak. Cambridge Üniversitesi’nden aldığı diplomayla yetinmeyerek sosyal hayata da katılmak…
Kraliçe Elizabeth’in “5 Çayı Davetleri”ne sürekli çağrılma ayrıcalığı… Galatasaray Başkanlığı. Hem de iki dönem… Şampiyonluklar, Brian Birch efsanesi…Galatasaray’a bıraktığı borç değil, baba mirası gibi değerli Riva arazisi.
Selahattin Beyazıt, örnek bir spor adamıydı. Bilderberg toplantılarına katılan, öncülük eden uluslararası “akil adam” lardan biriydi.
Polemiklere girmedi, penceresini siyaset rüzgarlarına kapalı tuttu. Tartışılmaz bir örneklikle tarihimizdeki değerli yerini aldı.
İyi ki vardın… Saygıyla Selahattin Abi!