Attila Gökçe

Attila Gökçe

agokce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bu ülkenin en sorunlu alanı iletişim... Yüzlerce, binlerce örnek var. Siyasetten, ekonomiden, magazine... Sanattan, felsefeden, spora kadar...
İletişim sorunlu, çünkü ağzınızdan çıkan sözcükleri eğiyor büküyor, sivri uçlu kancalar haline getirip aklınızda olmayan algılarla size yüklenebiliyorlar..
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’e karşı Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve Başkanvekili Semih Özsoy’un, daha sonra da Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük’ün açtığı söylem savaşları, iletişimin nasıl bir mayın tarlasına dönüştüğünün en sivri örnekleri.
Efendim, canlı yayınlanan TV programında genç meslektaşımız TFF Başkanına “şike iddiaları” ile ilgili bir soru yöneltiyor. Özdemir de 2011’de futbolumuzun yaşadığı kargaşalı “3 Temmuz süreci”ni hatırlatıp “Dokuz yıldan beri şike olayına rastlamadık. Amatör liglere kadar her ligden gelen ihbar ve şikayetleri araştırıyoruz. Kurullarımız var” diyor.
Vaay!.. Sen misin “9 yıldan beri” diyen. Öncesinde ne demek istiyorsun? Neyi ima ediyorsun? Söyle bakalım 2011’in şampiyonu kim?
Kulakları çınlasın, Ali Şen dostumuz, başkanlığı sırasında öyle bir hava yarattı ki “herkes, her kurum Fenerbahçe’ye karşı” algısı tüm camiayı teslim aldı. Sonrasında Aziz Yıldırım’ın da aynı politikayı sürdürdüğünü biliyoruz. Dolayısıyla... Fenerbahçe’de ”gelenek” ve “kültür”e dönüşen bu algıyı yadırgamıyoruz. Şu farkla ki Fenerbahçe kavgayı, çatışmayı ve polemikleri artık kendi içinde de yaşamaya başladı. Üzücü ve ürkütücü olan budur.
Ayrıntılara girmeden sportif sonuca bakalım: 2010-11 sezonunun Süper Lig Şampiyonu Fenerbahçe’dir. Bu konuda hem etik kurulunun hem de TFF Yönetim Kurulu’nun kararları vardır. O dönemde Nihat Özdemir Fenerbahçe Başkan Vekili idi. Ali Koç, Abdullah Kiğılı da başkan yardımcısı idiler. Katıldıkları TFF genel kurulunda peş peşe söz alıp Fenerbahçe’ye kurulan kumpası da dile getirmişlerdi.
O sürecin en dramatik yanı, TFF’nin “şampiyon” olarak tescil etmesine rağmen UEFA’nın Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne almamasıdır.
Hadi şimdi yazayım: M.Ali Aydınlar döneminde UEFA ile Fenerbahçe arasındaki anlaşmayı Aziz Yıldırım da biliyor... Özdemir de biliyor, Koç ve Semih Özsoy da biliyor. Buradan yaraları kaşımak istemem. Acılı bir süreçtir. En büyük bedeli ödeyen de Başkan Aziz Yıldırım olmuş, yaşamının 1 yılı kumpasla çalınmıştır.
Herkesin bildiği gerçekleri polemiğe dönüştürmekten kime ne fayda var! UEFA Fenerbahçe yerine Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligi’ne alırken Karadeniz ekibine başarı dileyen “centilmen” Ali Koç değil miydi?
Nihat Özdemir kimseye kendini, masumiyetini, eylemlerini kanıtlamak zorunda değil. Kendi camiası Fenerbahçe dahil. Ama herkes haddini bilmek zorunda.
O kargaşalı ve tartışmalı süreçten sonra Özdemir’in “Dokuz senedir herhangi bir şekilde şikeye rastlamadık” demesi açık, seçik, kesin ve net ifadedir. Bu ifade üzerinden TFF Başkanı’nı sigaya çekmek sadece yanlış değildir…
Kocaman bir ayıptır.

Haberin Devamı

Terim’in G.Saray başkanlığı
Galatasaray’da Başkan Mustafa Cengiz’in “kritik” ameliyatları başarıyla geçmesine rağmen 2021 Mayıs’ındaki kongre için sessiz ve derinden hazırlıklar yapıldığını duyuyorum.
Nevzat Dindar’ın kulis haberleri dikkat çekici. Teknik Direktör Fatih Terim’i de başkanlığa hazırlayanlar var. Onlardan biri TFF Onursal Başkanı Şenes Erzik… Bir-iki yıl önce uçak yolculuğunda Erzik’in, Terim’e “Galatasaray başkanlığına hazırlanmalısın” dediğini biliyorum. O önermeden aylar sonra yine başka bir uçuşta Terim’in “Artık başkanlığı düşünmeye başladım” biçiminde Erzik’e geri dönüş yaptığını da öğrendim. En taze bilgi, Galatasaray “büyüklerinden birinin” de şu süreçte Terim’e adaylığı önermesi.
Fatih Terim bu öneriyi sıcak karşılamamış; “Böyle bir dönemde asıl sorumluluğum takımı hedefe ulaştırmak. Sonrasını da zamansız ve yanlış buluyorum” demiş.
Akılcı ve ahlakçı tavır!

Haberin Devamı

Medyada “top” başı
Medyamız sarsıntılı bir dönem geçirdi. Gazetelerimiz her şeye rağmen teknolojinin telleriyle evlerden içerik sağlayıp sayfalara aktarırken meslektaşlarımız olağanüstü başarılara imza attılar. En başta Milliyet’teki arkadaşlarımı özellikle ve öncelikle kutlarım.
Televizyon kanalları, dizileri ve bazı sabah programlarını eski özetlerle tekrarladılar. TRT’deki arkadaşlarımız da yakın geçmişin maç özetlerini ekrana taşıdılar. TRT Spor uzun aradan sonra futbol programlarıyla işbaşı yaptı. Cem Dizdar-Serkan Yetkin Spor Manşet’te gazete haberlerine farklı açılardan bakmaya devam ediyorlar. Levent Özçelik, Erdoğan Arıkan, Kerem Öncel, Veli Yiğit, Hünkar Mutlu, Onur Şahin, Fırat Günayer hem ekranda, hem de instagramda önemli programlar sundular. İnstagramın bir başka yıldızı da Mehmet Ayan’dı. Konu ve konuklarıyla hepimizi aydınlatı.
Bir de Spor + var… Eski yoldaşım Deniz Satar’ın Alp Pehlivan’la sunduğu cıvıl cıvıl renkli ve neşeli haber programı.
Oh bee… Hayata dönmek ne güzel! Kolay gelsin arkadaşlar.

Haberin Devamı

Santradan önce saygı duruşu
Türkiye Futbol Federasyonu’na bir önerim var:
Süper Lig’e dönüşü “saygı duruşu” ile başlatalım. Seyircisiz ve sessiz statlarda ortak vicdanımızın, insani değerlerimizin, yurt sevgimizin gereğini yerine getirelim.
Teröre karşı canını feda ederek mücadele eden kahraman asker ve polislerimiz, korona ile savaşıp zaferi kazanma yolunda kayıplar veren tüm sağlıkçılara minnet borcumuzu ödemek için. Hasta yatağında sevdiklerini yalnız bırakıp gidenler için.
Uzaklarda George Floyd’un canını alan ırkçılığı protesto etmek için…
Saygı duruşu borcumuz var.
Hayır, diz çökmemize gerek yok. Onu “özür dilemek zorunda olanlar” yapar.
Bizim sessizce başımızı eğmemiz yeter!