O dünyanın gelmiş, geçmiş en büyük golcülerinden biri çünkü çok yetenekli. O herkesin alkışını topluyor, çünkü tam bir lider ve çok karakterli. O ne Eboue gibi numara yapar ne
Engin gibi hakemin yakasına yapışır ne de Caner gibi yerdeki rakibine tekme atar. O futbol için yaratılmış bir yıldız, örnek alan kârlı çıkar

Chelsea’de 3 kez Premier Lig’i kazandı. 4 defa Federasyon Kupası’nı (FA Cup), 2 kez de Lig Kupası’nı kaldırdı. Yine Chelsea ile 2012’de Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. Biri penaltıdan 2 gol attığı finalin en değerli oyuncusu seçildi. 2004’te Fransa’da, 2007 ve 2010’da İngiltere’de yılın futbolcusu ödülünü aldı. 2012’de Afrika Kupası Gol Kralı oldu, 2013’te Galatasaray formasıyla Süper Lig ve Süper Kupa şampiyonluğu yaşadı...

SEN ALLAH’IN BİR LÜTFUSUN

Kaldırdığı bütün kupaları, elde ettiği bütün ödülleri yazmaya kalksak belki de bu sayfa yetmeyecek. 35 yaşında üstelik, 11 Mart 2014’te de 36’sına girecek.
Şöhret deseniz aktif halde ondan şöhretli kaç oyuncu var dünyada? Messi ve Ronaldo’dan başka... Kariyer deseniz aynı şekilde, yanına yaklaşmak bile olaydır bu alemde.
Futbola ilk başladığı yıllardaki kadar istekli, hiçbir kupa kaldırmamış gibi hırslı olduğunu söylüyor Drogba. Çocukluk hayali doktor olmakmış. İnsanlara yardım etmek, hayat kurtarmayı hayal edermiş her zaman. Fransa’ya gidince rüyası değişmiş, futbolcu olmayı arzulamaya başlamış. 16 yaşındayken nasıl topun peşinden koşmayı istiyorsa şimdi de aynı duyguları taşıdığını ifade ediyor. Özellikle Afrika’daki insanlara yardım konusundaki isteklerini de kurduğu vakıf aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışıyor.
Özetle hem sahada hem de saha dışında gerçek bir yıldız o. Tartışılmaz yetenekleri, müthiş kazanma hırsı ve fair-play ruhuna olan bağlılığıyla örnek bir profesyonel portresi çiziyor. Bir futbolcunun hem yetenekli hem hırslı hem de rakiplerine saygılı olabileceğini yaklaşık 17-18 yıldır her maçta ispatlıyor. Chelsea forması giyerken, Ronaldo ve Vidic’le yaşadığı, fazla büyütülmeyecek tartışmaları bir kenara koyarsak tertemiz bir kariyeri var ve Galatasaray’da bu çizgisini aynen koruyor.
Geldiği günden bu yana sarı-kırmızılılar için yaptıkları ortada. Fatih Terim gitti, Roberto Mancini geldi, onun için bir şey değişmedi. Terim zamanında da varını yoğunu ortaya koyuyordu şimdi de aynısını yapıyor. Gayet iyi biliyoruz ki Mancini gitse, Mourinho gelse Drogba yine aynı Drogba olacak. Yine koşacak yine takımı için savaşacak.
Şerefiyle oynayıp, hakkıyla kazanmaya programlanmış bir robot sanki...
O dünyanın gelmiş, geçmiş en büyük golcülerinden biri çünkü çok yetenekli. O rakiplerin bile alkışını topluyor, çünkü tam bir lider ve çok karakterli. O ne Eboue gibi numara yapar ne Engin gibi hakemin yakasına yapışır ne de Caner gibi yerdeki rakibine tekme atar. O futbol için yaratılmış bir yıldız, örnek alan kârlı çıkar...

Gol rekoru
Süper Lig’in 9. haftasında fileler tam 34 kez havalandı. Bu rakam ilk 9 haftanın en yüksek gol sayısı olarak kayıtlara geçti. Maç başına gol ortalaması ise 3,77 olarak gerçekleşti. Dört büyük takımın maçlarında gol patlaması yaşandı. Fenerbahçe-Gaziantepspor (3-1), Akhisar-Beşiktaş (3-3), Kayserispor-Galatasaray (2-4) ve Kasımpaşa-Trabzonspor (3-2) maçlarında tam 21 gol atıldı. Dört maçın gol ortalaması 5,25 oldu.

Akçay'ın suçu değil

Trabzonspor’un mevcut kadrosu Süper Lig ve Avrupa Ligi’ni birlikte götürmekte çok zorlanıyor. Bordo-mavili yönetim devre arasında öncelikle sol bek ve santrfor transferi yaparak, Teknik Direktör Mustafa Akçay’ın elini güçlendirmeli

UEFA Avrupa Ligi’nde genel beklentinin üzerinde bir performans sergileyen ve alkışları toplayan Trabzonspor’un, Süper Lig’de son 3 maçta 7 puan kaybetmesi büyük bir sürpriz değil aslında. Bordo-mavili takımın deplasmandaki 5 maçta sadece ligin dibindeki Kayserispor’u yenerken, 3 mağlubiyet, 1 beraberlik alması da öyle...
Çünkü mevcut kadro, Süper Lig ve Avrupa Ligi’ni birlikte götürmekte zorlanıyor. Sezon başındaki ciddi transfer yanlışları şimdi ağır faturalar olarak ortaya çıkıyor.
Trabzonspor gibi hedefleri olan büyük kulüplerin, “ya tutarsa” mantığıyla transfer yapmaları akıl alır gibi değil. Batuhan transferi bunun en somut örneğidir. Beşiktaş’ta ve Eskişehir’de adeta istenmeyen adam ilan edilen Batuhan, Trabzonspor’a gelmek için her şeyden önce bunu hak etmeliydi. Yani bir Anadolu ekibinde kendini göstermesi lazımdı. Sonuç ortada, bu transferden hem Trabzonspor hem Batuhan zararlı çıktı.

Sol bekte Aykut Demir!
Emerson ve Cech’in gönderilmesinden sonra derinleşen sol bek krizi de Trabzonspor’un en ciddi sorunları arasında yer alıyor. Takımın sezona sol beksiz başlaması yüzünden kadronun yarısı burada denendi neredeyse! Ama nafile... Ne Olcan ne Yusuf ne Aykut Demir dikiş tutmadı. Olcan ve Yusuf’un başarılı olması zaten mucize olurdu, Aykut da ofansif anlamda hemen hemen hiçbir katkı yapamıyor. Hatta Gençlerbirliği’nde oynarken attığı kafa gollerini de göremez olduk artık.
Halil Altıntop’u elinde tutamayan Trabzonspor, Batuhan’ın yerine kaliteli bir yerli forvet (örneğin Cenk Tosun veya Umut Bulut) alarak, sol bek bölgesine de başarılı bir oyuncuyu monte etseydi ligdeki kayıplar bu kadar fazla olmazdı sanırız. Bordo-mavili yönetim devre arasında öncelikle sol bek ve santrfor transferi yaparak, Teknik Direktör Mustafa Akçay’ın elini güçlendirmelidir. Fenerbahçe’de Emenike, Holmen, Yobo; Galatasaray’da Bruma, Amrabat, Riera hatta Eboue; Beşiktaş’ta Eneramo, Holosko ve Dentinho zaman zaman kadroya bile giremezken, Mustafa Akçay bir sol bek ve iyi bir golcü bulamıyorsa eğer, yönetim gereğini yapmalıdır.

HAFTANIN TAKIMI

ESKİŞEHİRSPOR

HAFTANIN ONBİRİ

SEN ALLAH’IN BİR LÜTFUSUN

HAFTANIN PORTRESİ

AATIF CHAHECHOUHE

SİVASSPOR

Eşine çok az rastlanan bir futbolcu çünkü kendine has, savruk bir stili var. Rakip ceza sahası çevresinde ve içinde ne kadar etkili olduğunu Erciyes önünde 2 golle kanıtladı, ligdeki gol sayısını da 6’ya çıkardı.

HAFTANIN HOCASI

Mehmet Özdİlek

(GENÇLERBİRLİĞİ)

Sekiz maçta 4 puan toplayabilen başkent ekibinin başındaki ilk sınavında çok değerli bir galibiyete imza attı. Özgüvenini yitirmiş bir takımı kısa süre içinde ayağa kaldırarak gelecek haftalar için herkese umut aşıladı.

HAFTANIN HAKEMİ

Hüseyin GÖÇEK

(ESKİŞEHİR-ÇAYKUR RİZE)

Fenerbahçe-Trabzonspor maçındaki yönetimiyle güven tazeleyen Hüseyin Göçek, Eskişehir’de de kendinden emin ve otoriterdi. Maç içinde motivasyonu hiç düşmedi, futbolcular kadar çok koşarak isabetli kararlar verdi.

SEN ALLAH’IN BİR LÜTFUSUN

SEN ALLAH’IN BİR LÜTFUSUN

SEN ALLAH’IN BİR LÜTFUSUN