‘Why did you say negro?’

10 Aralık 2020

Her şey Pierre Webo’nun volkan gibi patlayan isyanıyla başladı. Maçın 4. hakemi Sebastian Coltescu kulübede kırmızı kart görmesine sebep olduğu Webo’ya karşı bir de ırkçılık suçu işlemeye kalktı ama öyle bir kayaya çarptı ki dağıldı, puzzle gibi parçalara ayrıldı.

“Why did you say negro?”
“Neden zenci dedin?” diye defalarca sordu Webo... Soru sormuyor, tokat atıyordu adeta. Sokakta olsalar Rumen hakemi Paris’ten ülkesine kadar kovalardı mutlaka...
Webo’nun fitilini ateşlediği isyan dalgası dakikalar içinde bütün dünyaya yayıldı... Aklı başında herkes bu insanlık suçuna lanet yağdırdı. Kendisini bile yönetemeyen Coltescu’nun hakemlik hayatının derhal bitirilmesi gerektiği haykırıldı...
Paris’teki kara gecede bazı adamların müthiş karakterler olduğunu gördük, gurur duyduk.

Webo’yu elbette ilk sıraya koyuyorum... Yardımcısına anında sahip çıkan ve ilk saniyeden itibaren isyan denizini dalgalandıran Okan Buruk hocayı, Başkan Göksel Gümüşdağ’ı, CEO Mustafa Eröğüt’ü, Medipol Başakşehirli ve PSG’li tüm futbolcuları saygıyla selamlıyorum...
Parc des Princes (Prensler Parkı) Stadı’nda yedek kulübesinin hemen önünde yaşananlar yüksek bütçeli bir filmin en etkileyici sahnesiydi sanki. O sahnenin başrolünde ise kuşkusuz Demba Ba vardı.

Fransa’da yakından tanınan, İngiltere Premier Lig’e zamanında Newcastle United ve Chelsea formalarıyla damga vuran Demba Ba isyan ateşini körükledikçe körükledi. Alevler her geçen saniye yükseldi, tribünleri bomboş olan Parc des Princes, Demba Ba’nın haklı isyanıyla inledi...

Yazının devamı...

Yıkılmadık, ayaktayız!

4 Aralık 2020

Grubun en kritik maçına 7 eksikle çıktı Demir Grup Sivasspor... Kovid-19’a yakalanan Uğur Çiftçi, Hakan Arslan, Erdoğan Yeşilyurt ve genç oyuncu Eren Şahin’in yanı sıra sakatlıkları bulunan Kayode, Goiano ve Jorge Felix kadroda yoktu. Uzun süreli sakatlığı yüzünden UEFA listesine yazılmayan Rybalka’yı da eklersek tam 8 oyuncu maçta görev yapamadı.
Appindangoye ile Fajr’ın tam zamanında takıma dönmeleri savunma ve orta alanda yaşanan ağır krizi bastırdı ama belki de en büyük eksiklik, Kovid-19 yüzünden maçı televizyondan izleyen Rıza Çalımbay’dı... Çalımbay’ın yardımcısı Bülent Albayrak’ın yer aldığı kulübede sadece 4 yedeğimiz vardı!..
Kadro değeri 277 milyon euro olan ve La Liga’da 11. haftayı 20 puanla 3. sırada kapatan Villarreal ise en önemli gol ayakları Paco Alcacer ve Carlos Bacca’yı İspanya’da bırakarak gelmişti. Alcacer ilk maçta 70’te oyuna girip 2 gol atmıştı. Bacca da ikinci golü kaydeden isimdi.
Bu ilginç koşullar altında oynandı karşılaşma... Kolu kanadı kırık Sivasspor ilk yarıyı sert savunma yaparak ve takım halinde topun arkasına geçerek oynadı.
Max Gradel, Yasin ve Yatabare ile zaman zaman kontratak fırsatları aradılar ama Villarreal’in oyunun boyunu çok kısa tutması yüzünden hücuma çıkmak isterken sürekli top kaybı yaptılar, gollük bir şans bulamadılar.
Sivasspor ikinci yarının ilk bölümlerinde rakip kaleye daha kalabalık gitmeye çalıştı fakat enerjisi yetmedi, oyunun ilk devredeki düzene dönmesi hiç de uzun sürmedi.
Villarreal topu hızlı çevirerek ve kenar oyuncularını sürekli savunma arkasına kaçırarak dakikalar ilerledikçe baskısını artırdı. 75’te tipik bir La Liga golü izledik. 68’de Parejo ile birlikte oyuna giren ve hemen takımını yönlendirmeye başlayan Trigueros, sol bek Costa’yı savunma arkasına kaçırdı. Bomboş kalan Chukwueze için golü atmak zor olmadı.

Yazının devamı...

Dostun böyleyse düşmana ne gerek var

2 Aralık 2020

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi'nin, Fenerbahçe derbisinden 3 gün önce hakem Tugay Kaan Numanoğlu ve ezeli rakipleriyle ilgili yaptığı açıklamaları sanırım hiç kimse beklemiyordu. Fenerbahçe ile son 1 yılda kurulan sıcak dostluğa ve Başkan Ali Koç'un her fırsatta siyah-beyazlı kulübe kucak açmasına rağmen Çebi, akla hayale gelmeyecek şeyler söyledi, hiç gereği yokken gerilimin fitilini ateşledi... “Dostun böyleyse, düşmana ne gerek var” dedirtti…

Çebi aynen şunları söylemişti: "Bu maça gelecek hakem arkadaşın adı 'Fenerbahçeli futbolcu' diye anılıyor. Fenerbahçe ile ilişkisi olan şirketlerde çalıştığı ifade ediliyor. Fenerbahçe yaptığı transferlerden dolayı medyadaki bazı isimler tarafından şampiyon ilan edildi ama biz bu algıyı yıkacağız..."

Neresinden tutsanız elinizde kalacak laflar bunlar. Ancak etkileri açısından analiz etmekte yarar var...

1- Derbinin hakemi Numanoğlu hakkında ifade ettiğiniz türden dedikodular, iddialar kulağınıza gelmiş olabilir... Bu durumda, Beşiktaş Başkanı'nın yapması gereken, bu iddiaları soruşturmak, doğruysa gerekenleri söylemek, yalansa konuyu hiç gündeme getirmemek olmalıdır değil mi?

Üç gün sonra derbiye çıkacak deneyimsiz bir hakem için, "Fenerbahçeli futbolcu diye anılıyor. Fenerbahçe ile ilişkisi olan şirketlerde çalıştığı ifade ediliyor" demek, nasıl bir algı çalışmasıdır Allah aşkına! Hadi hakemi, kariyerini, ebedi dostluğu zerre kadar düşünmüyorsunuz, Fenerbahçe'ye ve başkanına çok büyük bir suçlamada bulunduğunuzun da farkında değil misiniz?

2- Peki Çebi, "Fenerbahçe yaptığı transferlerden dolayı medyadaki bazı isimler tarafından şampiyon ilan edildi ama biz bu algıyı yıkacağız" derken ne demek istemişti? Beşiktaş'ın derbi iddiasını mı ifade ediyordu, yoksa satır arasında başka bir mesaj mı veriyordu?

"Fenerbahçe abartıldığı kadar güçlü bir takım değil, Kadıköy'de kazanacağız" dediği çok açıktı.

Oysa son 13 sezonda sadece 2 kez şampiyon olabilen Fenerbahçe'nin, medyadaki şampiyonlukla ilgili abartılı söylemlerden ne kadar rahatsızlık duyduğu, hatta bunları 'tuzak' olarak gördüğü resmi ağızlar tarafından daha önce defalarca kez ifade edilmişti. Yani Çebi'nin buradaki amacı da üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekti. Tıpkı 'Beşiktaşlı babası' tarafından, 'Galatasaraylı olduğu' belirtilen hakemle ilgili sözlerinde olduğu gibi...

Yazının devamı...

Şans kapıyı kırarsa!

25 Kasım 2020

Beşiktaş karşısında yokluğu fazlasıyla hissedilen Mert Günok’un kaleye geri dönmesi, İstanbul’daki ilk maçta elde edilen tarihi galibiyet ve Okan Buruk’un sahaya sürdüğü cesur kadro maç öncesi umutlarımızı artıran faktörlerdi... Başakşehir oyuna coşkulu bir başlangıç yaptı, seri paslaşmalarla topu kontrolünde tutmaya çalıştı ancak Manchester United’ın savunmasını hemen öne çıkartarak, oyunun boyunu kısaltması bunaltıcı baskıyı da beraberinde getirdi.
Erken geriye düşmek böyle maçlarda olabilecek en kötü senaryodur. Daha oyuna ısınmadan, öz güven kazanıp yere sağlam basmaya başlamadan yenilen bir gol tüm planları alt üst eder, eliniz ayağınıza dolanmaya başlar. Evet, Bruno Fernandes’in 7. dakikada attığı gol, Başakşehir’i kısa süreli şoke etti ama oyundan düşürmeye yetmedi. 14’te Demba Ba ve 17’de Visca’nın yakaladığı gollük şanslardan birinde top ağlarla buluşsa temsilcimiz kısa sürede ayağa kalkabilirdi.
Fakat en çok güvenilen isim Mert’in yaptığı inanılmaz hata herhalde kimsenin aklından geçmezdi ve daha 19. dakikada fark ikiye yükseldi. Şampiyonlar Ligi ölçeğinde kesinlikle kabul edilemez olan bu gol, Başakşehir’in oyuna tutunma umutlarını büyük ölçüde kırdı. İlk yarının ikinci büyük hatasını Bolingoli yaptı. Şut açısını kaybeden Rashford’un tuzağına düşerek penaltıya sebep oldu ve 35’te skor 3-0 oldu.
Başakşehir ilk yarının son bölümlerinde Demba Ba ile iki iyi fırsat daha buldu ama Senegalli golcünün yaptığı vuruşlarda, Premier Lig günlerinden eser yoktu! Zaten birçok pozisyonda 4’e 1, hatta 5’e 1 hücum etmek zorunda kaldığı için eski günlerindeki gibi şapkasından tavşan çıkaracak şansı da bulamadı.
Okan Buruk, Old Trafford’da ikinci devreye Mahmut-İrfan Can değişikliğiyle başladı. Aklından geçenleri anlamak hiç de zor değildi. Olan olmuştu, ağır bir fark yiyerek prestiji de kaybetmemekti hedefi. Doğrusu, Mert ve Bolingoli’nin ilk yarıdaki amatörce hatalarını gördükten sonra hocaya hak vermemek de mümkün değildi...
İkinci yarıda seyrettiğimiz futbol tam da izlemeyi beklediğimiz gibiydi. Manchester United geriye yaslandı, fazla enerji harcamadan oyunu kontrolünde tutmaya çalıştı. Başakşehir ise ilk yarının aksine kontratak yapma şansı büyük ölçüde ortadan kalktığı için set hücumlarıyla şans aradı ama bulamadı. Deniz Türüç’ün frikikten attığı nefis gol son 15 dakikaya girilirken sürpriz bir umut kıvılcımı yaktı. Bir de Visca’nın üst direkte patlayan vuruşu gol olsaydı o zaman maçı tribünden izleyen Sir Alex Ferguson bile korkuya kapılırdı!
Zaten Solskjaer de ciddi biçimde endişelenmiş olacak ki Visca’nın vuruşundan hemen sonra Martial’ı kenara çekip, Matic’i oyuna aldı ve maçı da 4-1’le noktaladı.

Yazının devamı...

Yapma Şenol hoca, sakın kapıyı açma!

11 Kasım 2020

 

A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş pazartesi günü internet üzerinden düzenlediği basın toplantısında Arda Turan'la ilgili soruya şu cevabı vermişti:

"Arda Turan çok beğendiğim, Türkiye'nin en iyi oyuncularının başında gelir. Ama maalesef onun da bizim de istemediğimiz şekilde bir düşüşe geçti. Yeniden küllerinden doğmak istiyor ve bu gayretini görüyoruz. Eğer başarılı olursa, bizim ihtiyacımız olursa ve bu sorumluluğu taşıyacak durumdaysa hiçbir oyuncuya kapıyı kapatamayız. Zaten hizmetleri olmuştur. Başarılarını da ispatlamış. İnşallah takımında iyi oynar. Biz de ihtiyacımız olduğu zaman değerlendiririz."

* * *

Adı bende saklı bir arkadaşım, Şenol Güneş'le Beşiktaş'ta üç yıl birlikte çalıştı. Güneş'ten önce ayrıldı, farklı sulara yelken açtı...

Birkaç yıl önce Antalya'da bir kamp ortamında bir araya gelmiştik. "Şenol hocayla aran nasıldı" diye sorduğumda aynen şunları söylemişti:

"Abi hiç sorma! Kulüpte ne iş yaptığımı üç yıl boyunca anlatamadım kendisine. Anlamadı, anlamak istemedi bir türlü. Olmadı, yıldızımız hiç barışmadı. Ben zaten ayrılmayı kafaya koymuştum. Sonra güzel bir fırsat çıktı ve ayrıldım kulüpten..."

Arkadaşım ayağının kaydırıldığını açıkça söylemese de anlattıklarının anlamı ortadaydı. İşin özeti, Güneş çarpmıştı kendisini!..

Yazının devamı...