Mustafa Cengiz'e zor sorular

4 Şubat 2020

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz'in beIN Sports'a konuk olduğu programı izlerken, futbolumuzun geleceği adına biraz daha karamsarlığa kapıldım. Cengiz'in hedefi her zamanki gibi Türkiye Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe'ydi. TFF'yi doğrudan, ezeli rakiplerini ise isim vermeden eleştiri yağmuruna tuttu, belli ki çok dolmuştu!..

Başkanı Fenerbahçeli olan TFF'nin Fenerbahçe'yi açıkça kolladığını, takım harcama limitleri konusunda arkadan dolandığını, sarı-lacivertli kulübün 'suç' işlemesine rağmen ceza almadığını iddia etti. "Ben adım gibi eminim Fenerbahçe'nin yaptığını Galatasaray yapsaydı puan silme, transfer yasağı, kadro kısıtlama cezalarının hepsini alırdı" dedi...

TFF'ye bir sürü soru yöneltti, adil rekabetten falan söz etti, coştukça coştu, fakat boş kale yerine topu daha çok tribünlere vurdu. Kendi ifadesiyle 'camdan kulede otururken, etrafa sürekli taş atan' Mustafa Cengiz'in sorularına TFF ve Fenerbahçe cevap verecektir ama benim de kendisine bazı zor sorularım olacak. Öyle al gülüm ver gülüm oynamak yok, sorularımız biraz canınızı yakacak...

1- Son olarak beIN Sports'taki programda anlattınız. Üç yılda 5 milyon euro yerine 147 milyon euro zarara rağmen UEFA tarafından Şampiyonlar Ligi'nden men edilmediniz. UEFA açıkça kendi getirdiği finansal fair play kriterlerini yerle bir etti. Kriterler adil biçimde uygulansa Şampiyonlar Ligi'ne Galatasaray değil Başakşehir gidecekti. UEFA sizce kuralların arkasından mı dolandı?

2- Galatasaray'ın yaptığı 147 milyon euroluk zararı Başakşehir, Fenerbahçe veya Beşiktaş yapsaydı ve Şampiyonlar Ligi'ne alınsaydı tavrınız ne olurdu? UEFA'ya başvurarak Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan dahil edilmenizi ister miydiniz?

3- Emlak Konut ile yaptığınız anlaşmaya rağmen Florya'yı terk etmediniz. Ancak Riva'nın da yer aldığı, uymadığınız bu anlaşmadan ilk planda yaklaşık 500 milyon lira gelir elde ettiniz. Bu parayla hem bedelli sermaye artışı yaptınız hem de UEFA'nın karşısına eliniz güçlü çıktınız. Devletin parasını kullanarak bütün hedeflerinize ulaştınız. Ardından da Emlak Konut tarafından anlaşma fesh edildi ve Florya'yı 120 milyon lira artı masraflar karşılığında geri aldınız. Peki Florya anlaşması kökten iptal edilmesine rağmen Kemerburgaz arazisi hangi gerekçeyle size verildi? Galatasaray'ın tüm bu işlemlerde devlet tarafından kollandığını düşünüyor musunuz?

4- Florya projesinin iptal edilmesi UEFA'da başınıza dert açabilir mi? Taahhüt ettiğiniz gelirlerin önemli bir kısmından mahrum kalacak olmanız yeni yapılandırmaya rağmen Avrupa kupalarından men cezasını gündeme getirebilir mi?

5- TFF eski başkan vekili Ali Dürüst, Galatasaray adına transfer pazarlığı yaparken ve kendi ifadesiyle Galatasaray'ın menfaatlerini koruyamadığı için istifa ederken, dar alanda harika paslaşmalar yapıyordunuz. Bugün ne oldu da TFF'yi Fenerbahçe'yi kollamakla itham ediyorsunuz?

Yazının devamı...

Arda dönmeyi hak edecek ne yaptı?

28 Ocak 2020

Arda Turan, Türk Telekom Stadı'nda Fatih Terim'in eline sihirli bir öpücük kondurmuş olacak ki, Galatasaray'ın teknik direktörü her şeyi aniden sineye çekti, birden bire bağışlayıcı babaya dönüşüverdi.  Oysa EURO 2016 finallerinden beri araları felaketti, birbirlerinin isimlerini bile ağızlarına almıyorlardı.
Peki sonra ne oldu? Arda'nın sihirli öpücüğü Terim'in eline kondu ve büyü bozuldu!..

Fatih Terim önce, "Sadece benim istemem yetmez, Galatasaray camiası Arda'yı istemeli, fikir birliği oluşmalı" dedi, fakat Başkan Mustafa Cengiz oltaya gelmedi...
Terim ardından ilacın dozunu artırdı ve bu kez, "Arda'ya ikinci şansın verilmesinden yanayım" diyerek ağzındaki baklayı çıkardı, tavrını net biçimde ortaya koydu. Başkan Cengiz yine faka basmadı ama Terim'in durmaya niyeti yoktu. Arda Turan gündemiyle statta yaptıkları görüşmenin bütün detaylarını ertesi gün gazetede okuyunca kılıcını çekti ve Cengiz'e açıktan hücum etti...
Ne var ki adeta Ünal Aysal'a dönüşen Mustafa Cengiz'den hiç beklemediği sertlikte bir yanıt aldı... Terim için yapacak iki şey kalmıştı... Ya kendisine kapıyı gösteren Cengiz'e boyun eğerek baltasını toprağa gömecek ya da istifa edecekti. Birinci şıkkı tercih etti, 19.05 tweeti ile topu tribüne gönderdi ve Arda Turan defterini mecburen kapattı.
Galatasaray'ı sarsan kriz Mustafa Cengiz'in zaferiyle bitti ama Fatih Terim, Başakşehir'in güçlükle elden çıkardığı Arda'yı neden istiyordu sahi?
Cevap, "Mahalle baskısı" tabii ki...

Yazının devamı...

Buruk iki kritik hamle yapmalı

8 Ağustos 2019

Müsabaka öncesi Başakşehir’in elindeki en değerli verilerden biri de Olympiakos’un 2. ön eleme turunda Viktoria Plzen’le oynadığı maçlardı kuşkusuz. Plzen’de oynanan ilk maçı 0-0’a kilitleyen Yunan ekibinin Pire’deki rövanşı 4-0 kazanması, Başakşehir için karşılaşmanın önemini bir kat daha artırıyordu...

Portekizli teknik adam Pedro Martins, Plzen’deki maça göre 11’de tek değişiklik yaptı. Papadopoulos’un yerine daha genç ve daha formda olan Tunuslu stoper Meriah’a 11’de şans tanıdı. Okan Buruk ise iç sahada kazanmak zorunda olmalarının bilinciyle golcüleri Gulbrandsen ve Crivelli’yi birlikte sahaya sürdü. Özetle her iki teknik adam da maça başlarken kartlarını açık oynayarak, niyetlerini ortaya koymayı tercih etmişti...

Oyun dengeli başlasa da Olympiakos ilk dakikalarda biraz daha derli toplu göründü. Valbuena, Masouras, Guerrero ve Guilherme ile etkili olmaya çalışan Yunan ekibine 15. dakikadan sonra Visca, Mahmut ve Robinho’nun pozisyonlarıyla karşılık veren Başakşehir oyundaki kontrolü de ele geçirmeyi başardı. Ancak kilidi açacak vuruş bir türlü gelmedi. Çünkü oyunda bir şeyler eksikti. Kale önündeki kalite ve enerji yetersizliği net bir şekilde göze çarpıyordu.

Başakşehir tempo açısından ikinci yarıya bıraktığı yerden başlamak istese de Olympiakos biraz daha yarı sahasına çekilerek büyük ölçüde kontratak düzenine döndü. Sabırla bekleyip, bir boşluk aradılar ve Valbuena ile başlayan atakta Masouras’ın kafasıyla öne geçtiler. Başakşehir’in turla ilgili hesaplarını alt üst ettikleri bu golde kalite farkını da ortaya koydular. Yunan ekibi kalan bölümü dakika dakika eritip istediğini alarak sahayı terk etti. 90+1’de Visca’nın kaçırdığı hediye penaltı ise haftaya Pire’de oynanacak rövanş öncesi umutlara ağır bir darbe daha indirdi.

Okan Buruk’un kısa vadede takıma iki acil dokunuş yapması gerek. Chedjou’nun yerine yeni transfer Ponck’u savunmaya monte etmeli. Pili bitmiş gibi görünen Robinho’yu da yanına çekmeli.

Yazının devamı...

İlahi adalet!

18 Mart 2019

Cezalı Emre ve sakat Epureanu’nun yokluğunda Gökhan ile Attamah’ın ortaya koyacakları performans, Başakşehir adına kafalardaki en önemli soru işaretiydi maç öncesinde. Kayserispor’da ise cezalı Deniz ile sakat Mensah’ın yerlerine forma giyen Varela ve Kucher’in yapacakları maçın kaderini çizebilecek cinsten görünüyordu.
Kimilerinin beğenmediği Başakşehir öyle bir ilk yarı oynadı ki Kayseri’nin soyunma odasına 1-0 önde gitmesi tam bir mucizeydi. Yüzde 100’lük 3 gol pozisyonu, 9 korner, 8’i isabetli 18 orta ve tam 18 kez rakip ceza sahasında topla buluşmaya rağmen tek gol bulamadı Abdullah Avcı’nın öğrencileri. Kudriashov, Arda ve Visca’nın vuruşlarında devleşen Lung takımını ayakta tutan isimdi... Kayseri’nin golünden önce Mert’e faul vardı ama faulü yapan Şamil değil, Sapunaru’ydu. Mert’in topa çıkmakta geç kalmasının sebebi Sapunaru’nun yaptığı net fauldü ancak hakem Yaşar Kemal Uğurlu, VAR’dan izlemesine rağmen bu ihlali pas geçti.
Başakşehir ikinci yarıya bıraktığı yerden başladı, müthiş bir baskıyla rakibine adeta nefes aldırmadı. Kariyerinin en kısmetsiz maçını oynayan Visca kaçırdıkça kaçırdı. Bütün gayretine rağmen ağları bulamayan Visca’nın üzerinde adeta büyü vardı! 60’ta Adebayor ve Napoleoni oyuna girerken, Arda ve Mossoro çıktı. 80’de ise Attamah’ın yerine Elia girdi ve sistem 3-4-3’e döndü. Kayserili oyuncuların ailece ceza alanı içine gömülmeleri yüzünden alışılmışın dışında kenar ortalarıyla oynamak zorunda kalan Başakşehir, Lung’un ayakta tuttuğu duvarı yıkmak için her şeyi denedi ama fazlasıyla hak edilen gol bir türlü gelmedi.
90+5’teki penaltı adaletin bir nebze de olsa tecellisi gibiydi. Şamil’in golünden önce Mert’e faul yapan Sapunaru penaltıya sebep oldu ve Adebayor skoru belirledi. Başakşehir’in kaçan 2 puana üzülmesine hiç gerek yok. Kalan 8 maçın 5’i içeride ve İstanbul dışına sadece 1 kez çıkacaklar. Fikstür avantajı ve iyi futbolun Başakşehir’i hedefe taşıyacağına inanıyorum.

Yazının devamı...

Başakşehir’e 73 puan yeter

25 Şubat 2019

Başakşehir’in özellikle ilk yarıda yapmaya çalıştığı şey akıntıya karşı kürek çekip, rüzgâra karşı koşmak gibiydi... Zemindeki sadece kar veya buz olsa çok dert değildi belki ancak suyla karışık, oyun hamuru gibi bir beyaz örtü vardı sahada sanki. Kırmızı topa balçık gibi yapışan, ayakları yere saplayan, dakikalar ilerledikçe ciğerleri de zorlayan bir örtü üzerinde oynandı uzatmalarla birlikte ilk 45 dakika...
Müsabaka öncesi tüm koşullar Başakşehir’in aleyhineydi ve ilk 11’de 30 yaş altında sadece dört oyuncu (Mert, Caiçara, İrfan Can, Visca) vardı. Pas oyununa odaklı Başakşehir’in bu şartlar altında çabuk yorulup, kazaya uğrama olasılığı kağıt üzerinde hiç de az değildi fakat ilk yarıda hedefe kilitlenmiş bir takım vardı beyaz zemin üzerinde. Savunmada dikkatli, orta sahada çalışkan ve son derece dirençli, hücumda da becerikliydiler.
Mossoro’nun golüyle öne geçen Başakşehir frene basmak yerine farkı artırmak için çabaladı. Geride kalan birçok maçın aksine ilk yarıda ikinci gol için sergilenen gayret alkışa değerdi ve Visca devre bitmeden maçın fişini çekti, kalitesini bir kez daha gözler önüne serdi. Bursaspor ikinci devre bir gol bularak oyuna ortak olmaya çalışsa da kaleci Mert ve savunma çok sağlam durdu, gecenin sonunda üç puan Başakşehir’in oldu. Maça son noktayı da Süper Lig’in en iyi oyuncusu Visca’nın asistinde Demba Ba koydu.
Şampiyonluk koşusunu sürdüren Başakşehir’in önünde artık 11 maç kaldı. Maç başına 2.21 puan ortalamasıyla 23 haftada 51 puan topladılar. Kalan 11 maçta ortalama 2 puan bile kazansalar ligi 73 puanla kapatacaklar. Evet futbolda imkansız yoktur ama bugünkü tabloda 73 puanın şampiyonluğa yeteceğini ve Başakşehir’in de hedefe en yakın takım olduğunu düşünüyorum.

Yazının devamı...

Koşar adım şampiyonluğa

4 Şubat 2019

Belek’te devre arası yaptığımız röportajda Abdullah Avcı’ya, “Son 4.5 yılda futbol severlerin büyük takdirini kazandınız fakat şampiyon olmanızı istemeyen de önemli bir kitle var...” diye sorduğumda aynen şu cevabı vermişti hoca: “Bizi seven de sevmeyen de oynadığımız futbola son derece saygı duyuyor. Şampiyon olmamızı istemeyenler de oynadığımız futbolu takdir ediyor. Ben oyunla ilgili herkesten aynı şeyi duyuyorum. Tüm verilere baktığımızda takımımız şampiyonluğu hak ediyor. İnşallah o sene bu sene olacak...”
Son 4.5 sezona baktığımızda Süper Lig’de açık bir Başakşehir gerçeği var... Ligin en kaliteli ve en geniş kadrosu onlarda. Ligin en iyi kalecisine, en iyi orta sahasına, en iyi kanatlarına onlar sahip. Doğru zamanda en ofansif ve üretken futbolu onlar oynuyor. Skora göre en iyi savunmayı onlar yapıyor. 10 golle tüm Avrupa’nın rakiplerine en az gol şansı veren takımı da yine Başakşehir...
Galatasaray’ın Alanya’da takılmasıyla psikolojik olarak “erken final” gibi bir maç oynadılar Akhisar’da. Müsabaka öncesi tribündeki, “İnanıyoruz size, başaracaksınız yine” pankartı dikkat çekiyordu, dipteki Akhisar’a güveniyordu taraftarları ama karşılarında adeta hedefe kilitlenmiş bir takım buldular. Visca-Mossoro ikilisi ilk 14 dakikada 3 net pozisyon üretti. Akhisar da Cikalleshi ve Josue ile üstünlük sayısına çok yaklaştı ama Mert kalede duvar gibi durdu.
Devrenin son 15 dakikalık bölümünde Visca bir kez daha sahneye çıktı. Önce kornerden topu Epureanu’nun kafasına indirdi, ilk asistini yaptı. Ardından İrfan Can’la başlayıp, Mossoro ile olgunlaşan atakta Robinho’yu golle buluşturdu, yeteneklerini bir kez daha konuşturdu. Visca gerçekten harika bir oyuncu, karşısında oynayanlara Allah kolaylık versin!
Bu ligde başınıza gelebilecek en kötü şey, Başakşehir’e karşı geriye düşmektir... Hele devreyi iki farklı mağlup kapattıysanız puan alma şansınız sıfıra yakın demektir. 50’de Emre, 59’da Robinho net fırsatları gole çevirse maç çok erken biterdi. Olmayınca, Başakşehir ikinci bölgeye çekildi ve tek taraflı bir maç izlemeye başladık. Mahmut-Epureanu basit hata yapmadı, Mert de motivasyonu ve kurtarışlarıyla Volkan’ın neden kulübede oturduğunu bir kez daha hatırlattı. Uzatmada kapanışı Demba Ba’ya yaptıran Visca üç asistle bir maça daha imzasını attı...
Trabzonspor ve Kasımpaşa’dan sonra Akhisar’ı da mağlup eden Başakşehir’in şampiyonluk yolu açık, koşar adım tarihi hedefe doğru ilerliyorlar. Ligin en iyi deplasman takımı olduklarını ve takipçilerinin rakip sahalardaki sorunlarını da düşündüğümüzde tablo biraz daha netleşiyor. Erzurum, Antalya (D) ve Bursa karşısında 3’te 3 yaparlarsa şampiyon büyük ölçüde belli olur, ligde ikincilik yarışı başlar diye düşünüyorum...

Yazının devamı...

Doğru futbol güçlü oyun...

11 Aralık 2018

Beşiktaş’ı Kayseri’de ağırlayan ve farklı kaybeden Ankaragücü dün akşam da lider Medipol Başakşehir’le Afyon Zafer Stadı’nda karşılaştı. Süper Lig’in en organize iki takımına karşı ev sahibi avantajını kullanamamak, başkent ekibi için bir kez daha ciddi bir sorun olarak göze çarptı.

Ankaragücü’nde 20 yaşındaki kaleci Altay Bayındır kariyerindeki ikinci Süper Lig maçını oynadı ve Visca’nın 8. dakikada attığı golde Yalçın’ın kurbanı oldu. Emre’nin ustaca topla buluşturduğu İrfan Can’ın asistinde Visca golü atarken, Yalçın’ın hatası Altay’ı da yaktı.

Geçen hafta Sivas’a kaybederken cezalı İrfan Can’ı çok arayan Başakşehir oyunun ilk bölümlerinde kendi klasiğinin aksine daha çok sol kanadı kullandı. Emre’nin uzun paslarla desteklediği İrfan Can ve Napoleoni ilk 25 dakikada sol kulvardan birçok kez tehlikeli geldi. Başakşehir ilk yarıda topla oynamada (% 68’e 32) çok üstündü. Konuk ekibin devre sonunda rakip ceza sahasında topla buluşma istatistiği de dikkat çekiciydi; 11’e 0...

İlk yarıda rakibini kalesine hiç yaklaştırmayan Başakşehir çok doğru bir oyunla adeta güç gösteri yaptı. Son haftalardaki “garantici futbol” anlayışının yerini de yeniden kompakt futbol aldı. Napoleoni dışında takımdaki herkesin pas oyununa çok yatkın olması kalite farkını ortaya çıkardı...

Devre biterken çok kritik bir dokunuşla farkın ikiye çıkmasını engelleyen genç kaleci Altay, ikinci yarıda İrfan Can ve Visca’ya da gol şansı tanımayarak, takımını tek başına ayakta tuttu. Başakşehir’in pas oyununu baskıyla bir türlü bozamayan Ankaragücü son bölümlerde “uzun” oynamaya başladı ve etkili de oldu. Ancak Caicara-Mahmut-Epureanu-Clichy dörtlüsü oyunun her anında çok iyi yardımlaşarak rakibe yine şans tanımadı.

Takipçilerinden Beşiktaş ve Galatasaray’ın ikişer, Kasımpaşa’nın üç puan kaybettiği haftayı galibiyetle kapatmak Başakşehir’e ilaç gibi geldi, geçen haftaki Sivasspor yenilgisi de büyük ölçüde telafi edildi. Rakipleriyle puan farkını yeniden açan ve zirvede rahat bir nefes alan Abdullah Avcı’nın ekibi ligin ilk yarısını zirvede bitirmeyi de garantiledi.

Medipol Başakşehir cumartesi günü Galatasaray’ı yenerek rakibiyle puan farkını 11’e çıkarıp, şampiyonluk yolundaki çok kritik bir virajı daha dönmeye çalışacak. Beşiktaş-Trabzonspor maçından da sevindirici bir sonuç çıkarsa, Abdullah Avcı ve öğrencileri tünelin ucundaki ışığı daha net biçimde görebilecek...

Yazının devamı...