Futbolcu kariyerlerinde birçok kez karşı karşıya gelmiş İsmail Kartal ve Rıza Çalımbay, bu kez teknik direktör olarak rakip oldular. Fenerbahçe, Süper Lig’in en zor deplasmanlarından birine çıktı, hem de ocak ayının tam ortasında...

Elindeki en güçlü 11

İsmail Kartal’ın Antalyaspor ve Altay maçlarında takıma yaptığı küçük dokunuşları görmüştük. Tecrübeli teknik adam, 3. maçında elindeki en güçlü 11’i sahaya sürdü. İlk 11’deki tüm oyuncular orijinal mevkiinde görev yapıyordu. Sivasspor, Fenerbahçe’ye bildim bileli ters gelen bir takım olmuştur. Sezonun ilk yarısında, ilk 3 maçını kazanan Pereira, ilk puan kaybını Sivasspor’a karşı beraberlik alarak yaşamıştı.

İlk yarıda bambaşka Fenerbahçe

Birçok oyuncusundan yoksun olan Rıza Çalımbay, Fenerbahçe’ye karşı kalabalık bir orta saha tercih etti. Fizik olarak ligin en iyi takımlarından olan Sivasspor, ilk yarıda Fenerbahçe’nin kaliteli ayakları karşısında çok da fazla etkili olamadı. Fenerbahçe’nin topa sahip olma gibi bir çabası yoktu. Top ayaklarına her geldiğinde kaliteli süre geçirmeyi tercih ettiler ve ilk yarıda 4 net gol pozisyonu buldular. Valencia’nın soldan getirdiği topu Miha Zajc gole çevirirken, dakikalar sonra aynı pozisyonun daha kolayını İrfan Can kaçırdı. Sivasspor’u tanıyan, bilen, bu kaçan gollerin Fenerbahçe’nin ikinci yarıda başına bela olacağını bilir.

Beklerin verimsizliği

Fenerbahçe’de ilk yarı adına konuşabileceğimiz en olumsuz şey, kanat beklerin formsuzluğu... Özellikle milli takıma kadar yükselmiş Nazım Sangare’nin performansı dillere destan(!). Böyle bir gerileme yok... Önce 9. dakikada kaybettiği top sonrası rakibi Erdoğan’ı sakatladı, 36. dakikada takım arkadaşı Serdar Dursun’la ilginç bir şekilde kafa kafaya çarpıştı. Fenerbahçe’de bu kadar kötü bek performansları varken bu isimlerin alternatiflerinin olmaması sezonun özeti... Her yıl yapılan en az 10-12 transfer sonrası kadro sadece şişkin, kaliteli falan değil...

Bambaşka bir ikinci yarı

İlk yarıda Fenerbahçe’nin üstün oyununa cevap veremeyen Sivasspor’un, ikinci devrede etkili başlayacağı gün gibi belliydi. Hatta yedek kulübelerine baktığımızda Fenerbahçe’nin yapacağı hamleler, Sivasspor’a göre daha üstündü. İki takım sahada yer değiştirmiş, oyunlar aynı kalmıştı sanki...

Kötü kadro yapılanması

Fenerbahçe’deki kriz, 55’te Novak’ın sakatlanıp yerini Pelkas’a bırakmasından sonra başladı. Sahanın yıldızlarından biri olan Osayi’nin sol beke Novak’ın yerine geçmesi, Fenerbahçe’nin hücum alanında kan kaybetmesine neden oldu. Aslında Fenerbahçe’deki sorunun özeti buydu. Sağ kanatta oyuna başlayan bir futbolcunun önce sola sonra da sol beke geçmesi kadrodaki kötü yapılanmanın resmiydi.

Hayal kırıklığının adı: Berke Özer

Üst üste atak geliştiren ev sahibi aradığı golü 74’te, 33 metre uzaklıktan Pedro Henrique’nin müthiş frikiğiyle buldu. Henrique’nin harika golüne şapka çıkarırken, Berke’nin böyle bir gol yemesi, gerçekten hayal kırıklığı... Büyük umutlarla Fenerbahçe’ye transfer edilmiş, adı birçok Avrupa deviyle anılmış ve her zaman Volkan Demirel, Harun Tekin ve son olarak da Altay’ın arkasında kaldığı için fırsat bulamadığı yorumları yapılan Berke’ye beklediği fırsat bir daha ne zaman gelecek merak ediyorum. Artık birinin ona Fenerbahçe’nin kalesinde görev yaptığını hatırlatması gerek.

Sıradanlaşmış Fenerbahçe

İsmail Kartal’ın Fenerbahçe’si Süper Lig’in en zor deplasmanından bir puanla döndü. Son 15 maçında 2 karşılaşma üst üste kazanamayan Fenerbahçe’de bu kötü istatistik devam ediyor. İlk yarı ve ikinci devre arasında ‘geceyle gündüz’ kadar fark vardı. Fenerbahçe kötü gittikçe, kazanamadıkça sıradanlaşıyor ve büyük takım kimliğinden uzaklaşıyor.

Rakip Belözoğlu

Haftaya rakip Emre Belözoğlu’nun takımı Başakşehir... Fenerbahçe’yi taşıyan kaliteli ayakları transfer eden, en yüksek verim alan Belözoğlu, bu kez hoca olarak rakibiniz... Bir tık daha öteye taşıyayım, Belözoğlu, takımı İsmail Hoca’dan daha iyi tanıyor. Fenerbahçe’yi sahasında çok zor bir karşılaşma bekliyor.