Bir maçta çok pozisyon bulup atamazsınız. Ya da gol girişiminiz olmaz, atamazsınız. Veya, ortada giden bir maçı şans golüyle kazanırsınız.
Bunların hepsi, futbolun içinde olan, topun yuvarlak olduğunu hatırlatan enstantaneler... Ancak Başakşehir-Göztepe mücadelesinde öyle bir ilk gol var ki; insan, “Böyle mi olacaktı?” demekten kendini alamıyor.
Son dönemde hakemlerle yatıp, hakemlerle kalkıyoruz ya, maalesef bu gol de Ali Palabıyık’ın hanesine yazıldı. Kerim Frei, kendini o kadar kolay attı ki; Emre serbest vuruş için topun başına geçtiğinde, “İnşallah bu gol olmaz” demekten kendimi alamamıştım. Taç çizgisinin yanındaki bir yanlış faulün nelere malolduğu bir kez daha görüldü.
Ama ne fayda... Epureanu’nun kafası, Göztepelilerin kafasını attırdı. Pozisyonda başrolde olan Sabri Sarıoğlu itirazdan sarı kart gördü, cezalı duruma düştü; ne gam...

Ev sahibi aslında, özellikle de ilk yarıda, o bilindik görüntüsünden uzak, topa hükmeden, rakibe kendini kabul ettiren çizgide değildi. Hele savunma önde kurulduğundan, araya atılan birkaç top Medipol Başakşehir’in yüreğini ağzına getirmişti. Demba Ba durumu idare ederken, Castro da arkadaşına uyunca, 35 plaka sağa çekti! Turuncu-lacivertliler de istediğini elde etti.
Abdullah Avcı’ya “mahalle baskısı” sonuç vermiş. Gökhan İnler’den vazgeçmiş, yerine Mahmut Tekdemir’i savunmanın önüne yerleştirmişti. Keza Kerim Frei... Sezon başının harika ismi Elia’yı kenara oturttu. İyi de yaptı.
Emre Belözoğlu’nu anlatmaya gerek var mı? Yaş hanesi arttıkça, futbol karnesi de o kadar iyiye gidiyor. Adrese teslim ortaları, tecrübe kokan ayaklarıyla “Bu adam futbolu bırakamaz” dedirtiyor. Tıpkı adrese teslim asisti gibi...
Epureanu’ya defansta değil, rakip kale önlerinde rastladık. Her duran topta ortada göründü, iyi de göründü.
Göztepe açısından elle tutulur tek isim, kaleci Günay oldu. İzmirliler, Beto’yu aramadı, daha doğrusu Günay aratmadı. Yediği iki golü bırakın, kurtardıklarına bakın. Sekiz önemli kurtarış yaparken, farka dur diyen isimdi.