Deveye hendek atlatmak!

5 Ekim 2026

Deveye sormuşlar, "Boynun neden eğri?" O da, "Nerem doğru ki" demiş. Türk futbolu için bunu söyleyeceğim ama yetmez, bu benzetme bile kesmez.

Sakın ola, bunu sadece Türkiye Futbol Federasyonu için söylediğim sanılmasın. O sadece işin hörgücü! S şeklinde olan boynu kulüpler, bükülecekmiş gibi duran ayakları hakemleri, yalpalaya yalpalaya gidişi de A Milli Takımı'na benziyor. Hadi, kendimize de bakalım. Futbol basını da, ağız ve dudak yapısı gibi... Ortadan ayrık ve sarkık...

Deve demişken, "deve inadı"nın vücut bulmuş haliydi Ferhat Gündoğdu... Ayrılmak için bu kadar inatçılık, bu kadar ayak diretmesi olmasa, süreç belki de bugünlere gelmeyecekti. İyi mi oldu "mapushane"ye düşmek... Hele Türk Silahlı Kuvvetleri'nde albay rütbesine kadar ilerlemiş birinin böyle bir sebepten dolayı çekip gitmesi... "İtibar" parayla kazanılmıyor, yıllar alıyor. Ama kaybı belki de bir dakikayla oluyor.

Kabul ediyorum; böyle gizlilik taşıyan bir soruşturmanın delillerinin "çarşı-pazar"a dökülmesi hatalı... Kızının hedef gösterilmesi, eşinin akşam

Yazının Devamı

Renklerin esiri olmak

22 Eylül 2026

"Renkler, tıpkı yüz hatları gibi, duyguların değişimini takip eder" demiş Pablo Picasso...

Fakat futbol dünyasında renkler, artık bir nas haline geldi. Dogmatik bir parça gibi, değişmez... Ne yöne baksanız, özellikle 4 büyüklerin renkleri hakim... "Sarı", kıskanılası bir paylaşımla "lacivert" ile "kırmızı"yı koluna takıyor, "siyah", "beyaz"ıyla mutlu oluyor, "bordo" en güzel "mavi"siyle Karadeniz'den Türkiye'ye yayılıyor.

Ancak bu büyülü skala, sevdalılarını esir almakla meşgul...

Biliyorum, kime dokunursan dokun, bir anda ötekisin. Galatasaray eleştirilirse Fenerbahçeli, Fenerbahçe eleştirilirse Beşiktaşlı... O gün kiminle yarış halinde olurlarsa "o taraftasın"...

Ama yok öyle... "Şucu", "bucu" diyecekler diye inandığımız fikirleri savunmayalım mı? Varsınlar bir gün "ocu", bir gün "bucu" desinler.

Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin son yaptığı açıklamalar için meramım... Kırmızı kart gören Okan Buruk'un sözlerini ekrana yansıtan yayıncı kuruluşun muhabiri Nezih Akşener adeta çarmıha gerildi.

Ne demişti genç meslektaşımız, Buruk'un ağzından nasıl

Yazının Devamı

Türüç'ün 'temsil'i TFF'nin temsilcisi

14 Eylül 2026

Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir derler ya; Konyaspor-Trabzonspor maçının temsilcisi Osman Yıldırım'ın yaptığı da o hesap...

Karşılaşma sonrasında mixed zone (karma alan)da Rajmund Toth, gazetecilerle konuşurken, TFF'nin üst klasman temsilcisi Yıldırım, çizgiyi aşan medya mensuplarına uyarıda bulundu. Kenardan geçen Deniz Türüç de, meslektaşlarımı koruma adına temsilciye "posta"sını koydu, o da çizgiyi aştı: "Sen bırak, karışma... İşine bak, karışma."

Aslında Yıldırım, tam da işini yapıyordu. "Önleyici" temsilcilik adına iyi bir örnek gösterdi. Ama sesinin tonu zaman geçtikçe arttı ve uyarı bir anda fırça atmaya kaydı.

Oysa, hiç uyarmasa, raporunu yazıp, ceza almalarını sağlasa kimse de bir şey demezdi.

Temsilciyi uyaran (!) Deniz Türüç, soyunma odası koridorlarındaki kurallara ne kadar hakim acaba? Mesela, yanındaki o çocukların, akredite olmayan şahıslarla aynı sayıldığını biliyor mu? Temsilci bunları rapor etti mi?

Ayrıca, "İşine bak" derken, temsilcinin işinin o olduğunu biliyor mu futbolcu? Bilmiyorsa da öğrenecektir.

Her şeyden öte,

Yazının Devamı

Sporting maçı kimi keyiflendirdi?

10 Eylül 2026

Galatasaray'ın Sporting deplasmanındaki maçı, -skordan bağımsız- Portekizliler dışında kim keyifle izlemiştir biliyor musunuz? TFF'nin Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu'nu... Norveçli hakem Espen Eskas'a bakıp, "Bizden de kötüleri var" diye övünmüştür belki de...

Okan Buruk, "Türk hakemlerinden şikayet ediyoruz ya..." diyor ya, Lizbon'daki karşılaşmanın ardından, devamını getirmiyor. Galatasaray Teknik Direktörü, son oynadıkları Başakşehir karşılaşmasının ardından ne demişti biliyor musunuz?:

"Hakem performansını nasıl buldunuz? Bütün Türkiye'ye bunu sormak lazım. İki takıma da bunu sormak lazım. Herkesin mutsuz olduğu bir hakem performansı olabilir mi? Penaltı, kırmızı kart değil... Kolay fauller. Bu hakem performansını da konuşmak gerekiyor."

Ah be hocam, keşke Torreira'yı alıp karşına bir konuşsan... Öğrencin, "Hakem kararlarını düşünmememiz gerekir. Bunları düşünmeye izin vermemeliyiz" diyor oysa...

Ne diyelim şimdi?

* * *

Keşke Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçları bay geçebilse! Veya, Okan Buruk'a bir maçlık el çektirilse!

"Aynı şeyi

Yazının Devamı

Her devrim kendi çocuklarını yer

3 Eylül 2026

Fransız ihtilalinin önemli liderlerinden Georges Jacques Danton, Robespierre ve yönetimine ters düştüğü için giyotinle idam edildi. Ve herkesin bildiği, "Her devrim kendi çocuklarını yer" sözü de buradan ortaya çıktı.

"Bunun futbolla ne ilgisi var?" demeyin ve bekleyin.

Beşiktaş, bu sezon çok yeni bir yapılanma içerisinde... Önce Vincenzo Italiano getirildi, ardından imrenilesi bir kadro belirdi. Bakmayın siz Alanyaspor yenilgisine... Sezon başından bu yana o kadar doğru işler yapıyorlar, çarklar öylesine düzgün işliyor ki, İtalyan teknik adamın Beşiktaş'ı, şimdiden camiadan güvenoyu aldı.

Italiano dedik de, kimden aldı o görevi tecrübeli teknik adam? Sergen Yalçın'dan... "Beşiktaş'ın çocuğu" Yalçın'dan... Bir dönem, "Sergen gelsin de ne olursa olsun" diyenler, gidişinde bando-mızıka ile eşlik edeceklerdi.

Vincenzo Italiano ile Beşiktaş'ta bir devrim gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda hüküm vermek erken ama bunun bir benzeri de Trabzonspor'da Fatih Tekke için yaşandı. Gelişinde horon tepenler, Amed yenilgisinin

Yazının Devamı

Yaraya tuz basanlar...

26 Ağustos 2026

Futbolda acılara merhem olmak, en azından pansuman yapmak için gelenler; bugünkü atmosferde kabuk bağlamaya yüz tutan, içi cerahatle dolan yaralara tuz basmaktan başka bir şey yapmadı.

Sadece bugünküler için değil söylediklerim... Özellikle son iki dönemde öyle badireler atlattı ki futbolumuz, darağacına gönderip, sonra ipi çıkaranı; borç batağına sokup, faizini karşılayanı; yetişmiş hakemleri yok, çömezleri baş tacı edenleri "kurtarıcı" olarak gördü insanlar...

Sükut ikrardan gelir. Kulüpler bas bas bağrıyor, futbolun yönetimi "sağır ve dilsiz" rolüyle günü kurtarmaya çalışıyor. Hep söylüyorum, yine tekrar edeceğim; burada isimler hiç önemli değil... Sistem aynı sistem, düzen aynı düzen... Futbolda "istikrar" diyoruz ya, kesinlikle var! Her sene, "Kulüpler harcama limitlerine uysun" diye defalarca talimat değişiyor. Yabancı kontenjanı duvarına çarpan, yanlış yapan kulüplerin bir dediği iki edilmiyor. Ardından formüller aranıp, Türkiye Kupası'na ekstradan isim yazılabilsin

Yazının Devamı

Nankör müsünüz?

14 Ağustos 2026

"Hava soğudukça gölge veren ağaç unutulur" derler ya, Galatasaray Yönetimi, özellikle de Dursun Özbek'in durumu aynen böyle...

Dört yıl üst üste gelen şampiyonluk; Trabzonspor, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin yaptığı transferlerle bir anda unutulur oldu. Hava daha ayaza dönmedi ama, sanki düğmeye basılmış gibi, hep bir ağızdan, Dursun Başkan'a, "Transferler nerede?" tezahüratı başladı bile...

Taraftarın bu yaklaşımını "nankörlük" olarak mı değerlendirmeli? Galatasaray'ı her geçen gün büyüten, şampiyonluk sayısı ve yıldızlarla yücelten bir yönetim için bu yapılan vefasızlık olabilir mi?

Ya da, sarı-kırmızılılar hesap sormayı "bir hak" olarak mı görmekte? Çünkü Galatasaray'ın 20 milyar liralık hasılatının yarısından fazlası tribünden geldi.

5 milyar liradan fazla loca, kombine alan, gişeye para bırakan bu taraftar, forma, tişört, mont ve lisanslı ürün karşılığında, mağazalara 6 milyar 234 milyon lira para aktarınca, karşılığını beklemenin bir zorunluluk olduğunu mu görmekte acaba? Hesap sorma değil bu, koşulsuz yıldız

Yazının Devamı

Beyaz sayfa lekeli olmasın

10 Ağustos 2026

Bir ligin daha başına geldik. 3-5 gün sonra ak koyun-kara koyun belli olacak. Başarısız, kötü görünenler, "Daha sabredin, transfer dönemi devam ediyor" diyecek. İyi sonuçlar alanlar da takımlarıyla böbürlenecek.

Kulüpleri bir kenara bırakalım ve geçen sezonun en çok eleştirilenlerine bir bakalım mı? Evet evet bildiniz, hakemlerimiz... Üstelik Anthony Taylor gibi bir fenomen de işbaşında... Sadece eğitimci mi olacak yoksa harbi harbi, Avrupa'daki örneklerde olduğu gibi direktörlük mü yapacak göreceğiz.

Ama biz dersimizi herkesten önce aldık! Darısı sizin başınıza...

Üst klasman hakem seminerinin açılışı sonrasında, Taylor'dan yeni kurallarla ilgili bir sunum geldi basın mensuplarına... Ama adam iki okkalı soru sordu ki, "Siz ne biliyorsunuz?" der gibi herkesi mat etti. Ya da etmeye çalıştı. Kıssadan hisse, sözün özü şunu dedi:

"Eleştirileriniz kurallara göre olmalı... Futbol oyun kuralları rehberliğinde tenkitlerde bulunmalısınız."

Sandım ki, o "quiz"de başarılı cevap vereni hakem kadrosuna alacaklar! Ama öyle olmadı. Zaten yaşım tutmazdı.

B

Yazının Devamı