Ne kadar iyi niyetimizi kullansak da bazı şeyleri değiştirmeye bizim gücümüz yetmiyor. Hakem hataları, başkanların demeçleri futbolumuza zarar veriyor. Önceki gün oynanan Çaykur Rizespor-Galatasaray maçı. Müsabakanın hakemi Halis Özkahya.
Devre arasında seminerde yapılan konuşmaları izledik ‘Hakemler ikinci yarıya iyi başlar’ dedik. Ama gördük ki değişen hiçbir şey olmayacak. Maçı hangi takım kazanırsa kazansın bu benim için farketmez. Fakat futbolumuza huzur gelmesi için orta ve VAR hakemlerinin adalet dağıtması lazım. Bunu hep söylüyoruz... MHK’de hakem tayinlerini kim yapıyor bilmiyorum. Halis Özkahya her yönettiği maçı yüzüne gözüne bulaştıran bir hakem. Ve ısrarla ona hâlâ görev veriliyor.
İlk yarıdaki Gençlerbirliği-Sivasspor maçını yönetiyor, Sivas’ın canını yakıyor. Ödül olarak kendisine Çaykur Rize-Galatasaray maçı veriliyor. Çık adaletli bir maç yönet. Ama ben Özkahya’nın kötü niyetli değil, yetersiz bir hakem olduğunu düşünmek istiyorum. Emre Akbaba’nın pozisyonuna (ayağına basılıyor) nasıl penaltı verilmez buna aklım ermiyor.
Daha ikinci yarı start almadan hatalı kararlarla Halis Özkahya tartışmaları başlattı. Sonra diyoruz ki hakemler adalet dağıtsın. Bu durumda nasıl dağıtacaklar. Sakın bana VAR’ın başındaki hakemi suçlu göstermeyin. Artık ciddi ciddi inanıyorum ki Özkahya masum hatalar yapmıyor. Düdüğünü asma zamanı geldi, geçiyor.
Kulüp başkanlarına gelelim... Üç büyük takıma da bakıyorum, hiçbiri futbol adına sahaya en ufak bir güzellik koyamıyorlar. Ama biz bunları konuşamıyoruz. Başkanlar, olayı saha dışına çıkarıyor. Herhalde oynanan kötü futbolu değerlendirmeyelim diye. Bütün başkanlara saygılıyım. Hepsi aklı başında insanlar, büyük kitleleri yönetiyorlar. Ama artık ‘yeter’ diyorum. Tribünlere oynamayı bıraksınlar. Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu üç büyük takımın taraftarı. Bu taraftarlar yarın protestoya başlarsa bunun altından hiçbir başkan kalkamaz. Bizler futbolumuza huzur gelsin istiyoruz. Bu insanlara birinin dur demesi lazım.

Kahraman kızlarımız
Hafta sonunda Filenin Sultanları’nın destanını izledim. İnanın A Milli Futbol Takımımız’ın nasıl Avrupa Şampiyonası’na gitmesine sevindiysek, kızlarımız Tokyo Olimpiyat Oyunları’nın biletini alırken de aynı duyguları yaşadık. Ay-yıldızlı sporcular 80 milyon Türk insanının kalbine girdi. Sağolsunlar, varolsunlar. Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın da bu başarıda çok büyük emekleri var.

Yüreğimiz cızladı
Önce Yusuf Yazıcı, ardından Merih Demiral... Şanssızlık bu kadar olur. Yeni neslin en iyi iki ismi çok kötü bir sakatlık döneminden geçiyor. EURO 2020’ye milli takımımızın gitmesinde pay sahibi oldular, ama orada oynayamayacaklar. Hep söylerim ‘Allah herkesin alnına iyi yazı yazsın’ diye. Bu çocuklar Avrupa Futbol Şampiyonası’nın heyecanını tribünde yaşayacaklar. Ama ne olursa olsun onlar bizim kalbimizde, gönlümüzde. Dilerim en kısa zamanda milli takıma dönerler.

Şölen için oy kullanın
Gillette ve Milliyet’in işbirliği ile düzenlenen 66. Yılın Sporcusu ödüllerinde oy verme işlemi 15 Mart gecesinde sona erecek. Hakikaten çok büyük bir heyecan fırtınası var. Şimdiden bu duyguları yaşamaya başladım. Ulusal ve uluslararası alanda derece almış sporcularımız, yılın hocası, yılın takımı, yılın paralimpik sporcuları sizlerden oy bekliyor. Vereceğiniz oylarla bu isimleri onurlandıracaksınız. Sakın unutmayın. Sık sık bu köşede size bunu hatırlatacağım.