U 18 Avrupa Şampiyonası’na görkemli bir galibiyetle başlayan Milli Takımımız, 2. maçında, şampiyonanın favorilerinden olan İspanya’ya 64-56 yenildi. Kabus gibi geçen bir ilk çeyreğe rağmen 15 sayıdan geri gelip öne geçmek, takımın önemli isimleri Tan Yıldızoğlu’nun 8’de 0, Özgür Cengiz’in 5’te 0 saha içi ile oynadığı, ilk maçın en skorer ismi Eray Büyükcangaz’ın çok erken faul problemine girip sadece 7 dakika sahada kalıp sayı atamadığı maçta son ana kadar direnç göstermek güzel görüntülerdi. Hep bu yaşlarda maç kazanmaktan çok oyuncu kazanmaya odaklanmalı deriz ya, İspanya potasına 20 sayı gönderen, bunun 10’unu da geri dönüşün başladığı 2. çeyrekte üreten Berke Büyüktuncel’in, boyalı alanda belki skor olarak şanssız bir gün geçirse de 13 ribaunt alarak kalitesini gösteren Samet Yiğitoğlu’nu, fiziksel eksilerine rağmen basketbolu aklıyla oynayan ve savaşçılığıyla da ün yapan Emir Arda Sivas’ın gümbür gümbür gelişini bir kez daha gördük. Hamza Mestoğlu da onlara eşlik edince, ilk çeyreğini 13-1geride bitirdiğimiz maçta kısa sürede geriye döndük.

İlk çeyrekteki krizin başlıca nedeni sanırım baskıydı. Tıklım tıklım dolu tribünler önünde, turnuvanın favorilerinden birisine karşı oynamanın getirdiği baskı, hücumu çok etkiledi. Bir türlü düzen kurulamadı. İkinci çeyrekte ise savunmadaki agresiflik kozunu oynadı milli takımımız, en çok ihtiyacı olan şeyi yapıp, rakibi art arda hatalara zorladı. Berke Büyüktuncel de 4 numaradan hem birebirleriyle hem de dış şutlarıyla farkını gösterince gençlerimiz umutlandı.

Ancak başta da söylediğimiz gibi çok önemli üç isminden katkı alamayınca az oyuncuyla geri dönüşteki baskı, ister istemez oyuncularımızı zorladı. Ancak yine de mücadeleyi bırakmadı millilerimiz, aleyhimize çalınan teknik fauller, kaçan smaçlarımız, yaşadığımız faul problemleri daha fazlasını yapmamızı engelledi ama bu ekibe olan güvenimiz de hiç eksilmedi.

Şampiyonanın ileriki günlerinde İspanya ile yine karşılaşmamız olası bir durum. Bu kez maç başındaki krizi yaşamadan, geri dönüş için ekstra çabalar harcamadan oynamak işin rengini değiştirebilir. Ancak bizim düşünmemiz gereken ilk şey, bir daha İspanya’yla oynarsak ‘onları nasıl yeneriz’den çok, bu kadroda gerçekten umut veren bu kadar çok ismimiz varken, bu çocuklarımızı 18-22 yaş aralığında liglerimizde nasıl değerlendirebileceğimiz ve onların potansiyellerinin A Takımlara da aynı şekilde taşınmasını nasıl sağlayabileceğimiz olmalı… Bunun için de bazen kulüplerimiz aksini düşünüyor olsa da, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun yabancı konusunda aldığı cesur kararların arkasında durmalı.