Fenerbahçe Beko’nun finali kazanması için mutlaka rakibine karşı en büyük artısı olan enerjiyi ve savunmayı sahaya yansıtması gerekiyordu. İlk iki maçı bu şekilde kazanmış, bir önceki maçta ise bunu unutup, atarak kazanmaya çalışmış Fenerbahçe Beko’nun kaybettiği maçta top çalma hanesinde sadece 1 vardı. En büyük kozu savunma kaynaklı sayılar olan bir takım için bu bir sıkıntıydı, bu maçta Fenerbahçe Beko bunu tersine çevirmeyi başardı. 
Enerjisi çok yüksekti Fenerbahçe’nin, ilk dakikadan itibaren rakibine saldıran, artık yorgunlukları yüzlerinden bile okunan Efes kısalarını top kayıplarına zorlayan, Larkin üzerindeki baskıyı artıran sarı-lacivertli ekip zaman zaman ritmini kaybetse de ya Henry’nin kritik bir hamlesi, ya Vesely’nin hücum ribauntu sonu bitirdikleri ya da kaptanı Melih’in, Guduric’in, De Colo’nun sıcak elleriyle krizi aştı, maçı ne kadar çok istediğini gösterdi. Metecan ve Ahmet’in de kenardan gelip özellikle savunma kısmındaki katkıları çok önemliydi.
Euroleague şampiyonu Anadolu Efes’e karşı final serisinin 3 maçında çok önemli üstünlük kurmak, böylesine önemli bir hücum takımını savunma ile yıpratmak Fenerbahçe Beko’nun şampiyonluğu hak ettiğinin en net kanıtıydı. Sıkıntılı geçen iki sezonun ardından Fenerbahçe Beko camiasının böyle bir başarıya, böyle bir motivasyona çok ihtiyacı vardı, bileğinin hakkıyla bunu kazandı. Bu şampiyonluk, Fenerbahçe Beko’nun yeniden Euroleague’de zirveye oynaması için bir kapı açmalı. Fenerbahçe taraftarının basketbol takımını ne kadar çok sevdiği ortada zaten, dün bir kez daha maç sonunda bir anda tribünlerin büyük kısmının sarı-lacivertli ekip lehine desteğe başlaması da bunun kanıtı. Yani o sevgi, aslında yasaklı oldukları deplasmanda bile takımın arkasında olmalarını sağlamıştı. Şimdi yönetimin görevi, bu sevgiye layık olan takımı yeniden Avrupa’nın zirvesine taşımak olmalı.
Finali kaybeden Anadolu Efes ise zaten iki yıl öyle çok şey başarmış ve gönülleri kazanmıştı ki, kaybetse bile taraftarları tarafından ayakta alkışlandı. Euroleague şampiyonuna da zaten bu yakışırdı. Çok yorulmuşlardı belki ama yine de son ana kadar oyunun içinde kalmaya çalıştı Efes... Final Four sonrasında iki gün arayla maç oynasa da kazanma alışkanlığıyla hep ayakta durdu ve bir kez daha mücadelesiyle alkışı aldı. 
Güzel bir final serisi izledik, kupanın maç oynanırken sahada olmasa da şampiyona teslim edildiğine, kupayı veren başkan Hidayet Türkoğlu’nun 20 metre ileride bulunan ofisine giderek kıyafetini değiştirerek kupayı verebileceğine de şahit olduk.