Obradovic bir dünya markasıydı. Fenerbahçe’ye gelirken bir amacı vardı. Çalıştırdığı tüm takımlar gibi sarı-lacivertli ekibi de Euroleague şampiyonu yapmak... Ve başardı. Onun için belki sıradan bir başarıydı ama bir Türk takımı ilk kez Avrupa’nın zirvesine çıkmıştı. Bütçe muhabbetleri çok konuşuldu, evet Obradovic yönetimindeki Fenerbahçe, bütçe olarak hep zaten Avrupa’nın ilk 4 kulübünden birisiydi, yani Final Four’un içindeydi ama bütçenin her zaman yeterli olmadığı da daha önce onlarca kez gözlenmişti. Yani Obradovic geldi, kendisinden isteneni yaptı ve maalesef beklenmedik şekilde gitti.
Beklenmedik diyorum; çünkü ayrılık kararından bir gün önce yerli oyuncu transferi için ekibiyle konuşmalar yapması, bize kalacağını düşündürtmüştü, belki de son anda vaz geçti.

Türk Basketbolu’na kattıkları için sonsuz teşekkür etmemiz gerekiyor efsane çalıştırıya. Birçok yıldızın sadece para için değil, onun adı için de Türkiye’ye geldiği gerçeğini herkes biliyor.

Peki bundan sonra ne olacak? Obradovic gitti, her şey bitti mi? Maalesef Obradovic’in gidişi kadar bütçedeki küçülme de bundan sonrasını çok zorlaştıracak. Ancak Fenerbahçe’de basketbol Obradovic ile başlamadı, o gidince de bitmez... Belki son 7 yıldaki büyük başarılar geçmişi unutturdu ama hatırlatalım; Aydın Örs’ün genel koordinatör, Neven Spahija’nın coach olduğu takım Euroleague’de hem de kendi salonunda değilken, Sinan Erdem’de 12 bin seyirci ortalamasıyla oynamıştı. Daha öncesini düşünelim, Fenerbahçe’nin 100. yılında yaşanan coşku Abdi İpekçi tribünlerinden bütün Zeytinburnu’na, hatta İstanbul’a taşmıştı. İbrahimler, Harunlar, Dallaslar, Turnerlar, Mrsicler, Mirsadlar, Ömerler sarı-lacivertli formayı giydiğinde hatırlayın, ne büyük kitleler peşlerine takılmıştı. Yani iyi takım kurulduğunda, iddialı olunduğunda Fenerbahçe taraftarı yine takımının yanında yer alacaktır. Hele ki kendi salonunda iyi bir bütçeyle takım kurulursa, başarı sanıldığı kadar uzak olmayacaktır.

Bir konu da antrenörlerle ilgili. Muhtemelen takımın başına yerli bir isim geçecek. Yeni antrenöre de şans tanımak gerek. Avrupa’nın tartışmasız en kariyerli ismi, en büyük ismi kabul edilen Obradovic’in de Fenerbahçe’deki ilk sezonunda beklentilerin uzağında kaldığını unutmayalım. Son yılında yine çok büyük bir bütçe ile hayalkırıklığı içinde bir sezon yaşandığını da aklımızdan çıkarmayalım. Yani sporda garanti yoktur ama sahadaki isimlere verilecek güven duygusunun başarıya etkisi çoktur. Nasıl ki Anadolu Efes, Ergin Ataman ile Euroleague’i kasıp kavurmaya başladıysa, bir Türk antrenörün daha bu piyasaya çıkmasına destek olalım. Gönül isterdi ki Obradovic uzun yıllar Türkiye’de kalsın, daha birçok şampiyonluklar yaşatsın ama olmadı... Şimdi önümüze bakmalı. Yeni gelecek antrenörün de en az yabancılar kadar kredisi bulunmalı.