Korona günlerinde adeta hayat durmuşken, geleceğe dair bilinmezlikler dört bir yanımızı sarmışken, fazla can sıkıntısından olacak ki, basketbol camiası yine kutuplara ayrıldı.

Tabii ki bu ailenin en merkezinden başlamak gerek, yani Türkiye Basketbol Federasyonu ve Başkanı Hidayet Türkoğlu’ndan... Başkan daha önce mesajını yolladığı toplantıyı geçtiğimiz hafta yaptı. Ancak açıkçası ben bu kadarını beklemiyordum; öyle ifadeler kullandı ki, ortalık karıştı. Kurduğu cümleler, oldukça dolu olduğunu gösterdi ama kullandığı uslüp bence de hoş değildi. Zaten daha nabzı düşmeden böyle bir toplantı organize etmek, Tahkim’de bulunan bir konu hakkında peşin hükümler vermek yanlıştı. Peki neden Başkanı kimse uyarmadı! Bu toplantının camianın büyük kısmını rahatsız edeceğini öngörmek, çok zor olmamalı! İletişim konusu benim bu federasyonda en çok eleştirdiğim konudur, bence yine hata yapıldı. Düşünsenize, toplantı bittikten sonra bahsettiği konuların hiçbiri konuşulmadı, herkes uslüp üzerinde durdu. Oysa Başkan, daha ağır bir tavırla tüm eleştirileri yanıtlayabilir ve herkesin bunları konuşmasını sağlayabilirdi.

Hakaret yakışmadı
Başkan Hidayet Türkoğlu’nun toplantıda gururla söylediği bir gerçek var. Eski basketbolcuların tekrar ailenin içine çekildiği, federasyona küskün/kızgın olanların yeniden aktif duruma geçtiği. Evet. Haklıydı. Başta, yaşayan efsane Aydın Örs’ün ‘fahri’ bir şekilde Eğitim Kurulu’nun başına getirilmesi ve Eğitim Kurulu’nun bugüne kadar hiç olmadığı kadar aktif şekilde çalışmalar yapması çok doğru bir hamleydi. Herkesle diyalog kurulduğunu da söyledi. O zaman Başkan’dan isteğimiz, yaşça kendisinden oldukça büyük olan ve hakkındaki suçlamaları, maruz kaldığı hakaretleri ‘kesinlikle’ hak etmediğini düşündüğüm Necip Kapanlı ağabey ve hem oyunculuğu hem idareciliği sırasında birlikte çalıştığı Ergin Ataman ile de bu diyalogun kurulması...

Başkan çok kızmış onlara belli ama bunlar konuşularak aşılmayacak sorunlar değil ki! Haksız eleştirilmekten şikayetçi Başkan ama bulunduğu konum itibariyle bu durumlara hazır olması gerekmez mi? Kamuoyu karşısında birilerine hakaret etmek, doğru bir yöntem değildi. Belki bu yıl, belki gelecek sene lige gelmesi durumunda, sahip olduğu potansiyel ile Anadolu’dan güçlü bir temsilci olabilecek Denizli Merkezefendi ile yaşanan sıkıntılı süreç kan davasına dönüşmemeli.

İyi niyetli değildi
Peki Başkan’ın haklı olduğu yer yok mu? Dikkat edin, bu federasyonu en ağır şekilde eleştirenlerin ortak yanı, geçmişte federasyonda görev almış, bu kurumdan para kazanmış olmaları. Tabii ki hataları konuşalım ama körü körüne saldırmak, hakaret etmek, onlarca yıl görev yaptıklarında her şey dört dörtlük gitti de şimdi tersine döndü gibi bir hava yaratılmak istenmesi, Gençler Ligi, yerli oyuncu ve antrenör konusundaki cesur adımlar, eğitim konusunda yaşanan çok önemli gelişmeler görmezden gelinmesi... Doğru ya da yanlış, alınan bir kararın siyasi baskı ile alındığı algısını yaratmak, Tahkim’deki diğer iki dosyanın sahibi olan kulüplerin bağlı bulundukları belediyeler dikkate alınmadan çamur atmak, iyi niyetli değildi.

Konuşarak çözülür
Basketbol ailesi kavramı özellikle Gençler Ligi Final Four döneminde fazlasıyla hissediliyordu, bunun tekrar çatırdamasına izin verilmemeli. O ağır eleştirileri bir yana bırakalım, mesela Coach Ergin Ataman, başkanın son sözleri karşısında takındığı sağduyulu-sakin tavrı daha önce gösteremez miydi!

Gelin hataları konuşalım, daha iyisi için çalışalım. Mesela son 4 yılda Tahkim’den neden bu kadar çok dosyanın döndüğünü sorgulayalım. Ligin daha çok konuşulması için yapılamayan hamleleri tartışalım. Anadolu’dan gelen şikayetlere daha çok kafa yoralım. Milli Takımlarımızın durumunu, yaşanan başarı ya da başarısızlıkların nedenlerini bulmaya çalışalım. Hatta bir önceki Federasyon Başkanımız Harun Erdenay zamanında yapılan bir Kartepe toplantısı vardı; tüm kesimlerden temsilcilerin katıldığı... Gerekirse onu tekrarlayalım. Ama bunu başkanından yazarına, eski oyuncusundan yöneticisine kadar kim varsa, basketbol ailesi kavramına zarar vermeden yapalım.