3 Temmuz'un yarattığı kaos ve kaçan fırsatlar

3 Temmuz süreci futbolumuzda bir temizlik yapmaktansa yepyeni kaosların oluşmasına neden olan bir ortamı beraberinde hazırlamıştır.

3 Temmuz doğru yürütülememiş, yönetilememiş; anlaşılamamıştır.

Kimlerdir veya hangi kurumlardır bu fırsatı değerlendiremeyenler?

-Öncelikle mahkeme kendi davasına gereken önemi vermemiştir.

Dünyanın bir çok yerinde bu türden operasyonu yürüten savcılar bütün ilişkilerin gözler önüne serilmesi adına çok uzun ve hassasiyetle gizlenmiş bir süreci izlerler. Futbolun temel aktörlerinin kendi aralarında kurmuş oldukları ilişki belirleyicidir. Bu anlaşılmadan operasyonun davaya dönüştürülmesi sonucu örneğinde gördüğümüz dava gibi olur. Güdük kalır.

Savcılık makamının yapamadığını mahkemenin kendisi gerçekleştirebilirdi. Ancak o da spor yargısıyla ceza yargısını birbirine karıştırıp, bir an önce sonuca gitme pahasına alt başlıkları, bütün detayları görmezden geldi.

Yangından mal kaçırma telaşına düşüldü. Neydi bu acele hiç anlaşılmadı.

-TFF gerekli tedbirleri, önlemleri alamamıştır.

Türkiye'de böylesine büyük çapta bir operasyon yapılmışken, Federasyonun bir alt komisyon kurup tüm detaylarıyla bir araştırması yapması beklenirdi. Bu disiplin soruşturmasından farklı bir yöntem olmalıydı.

Mehmet Ali Aydınlar’a yöneltilecek en büyük eleştirilerden biri bu olmalıdır. Bütün olayı Fenerbahçe özelinde kristalleştirip diğer bileşenlerin ortadan kaybolmasına izin vermiştir.

Ağustos 2011’de Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ederken, davanın içinde yer alan ve savcının hala suçlamaktan geri durmadığı Trabzonspor Kulübü eski başkanı ve as başkanına ait gerçek varken Avrupa Kupalarına katılmasına izin verilmesi tam bir zafiyetti, hukukta eşitliği bozan bir tutumdu.

-UEFA'nın disiplin komitesi süreci sadece 16. Ağır Ceza Mahkemesinin evraklarına bağlı kalarak takip etmiş, cezasını vermiştir.

Oysa mahkeme sonuçlanmamıştır. Kuşkusuz spor yargılaması, ceza mahkemesinin sürecini beklemek zorunda değildir. Dünyanın hemen yer yerinde hukuk mahkemeleri ile ceza yargılamaları arasında net bir fark ortaya koyulmuştur.

Ancak...

Spor yargısı, disiplin komitesi bütün senaryosunu, dayanaklarını ceza mahkemesine bağlıyorsa bu durumda onun nasıl sonuçlanacağını da beklemek durumundadır.

Yargıtay cezaları onamaz, usulsuz bir yargılama olduğuna kanaat getirir, davayı gören mahkemeyi yetkisiz kılar, davanın yeniden yapılmasının yolunu açar ve yeni süreçte bambaşka açılımlar ortaya çıkarsa yanılgılara sebebiyet veren kanaat bundan nasıl etkilenir?

Bu geri dönülmez bir yoldur.

UEFA'nın deliller nasıl toplanmış olursa olsun, bu beni ilgilendirmez demesi çok ilginç bir tutumdur. Hukuk herkese eşit ve adaletle uygulanmalıdır.

UEFA, bu davaya müdahil olma pahasına tutarsızlıklarla dolu süreçlerin içinde yer almış, daha önce görülmemiş kararlara imza atmıştır.

-TBMM gereken önemi göstermemiştir.

Oysa çok önemli bir toplumsal sonuçları olacak bir süreç başlamıştır. Meclis'in buna duyarsız kalması da ilginçtir.

Süreç içinde meclisin yapabildiği tek şey 6222 sayılı yasada ön görülen cezaların azaltılması olmuştur.

Ancak biliyoruz ki Uğur Mumcu Suikasti ve Susurluk Olayları sonrasında özel bir komisyon kurmuş ve bu geniş yetkilerle çok geniş bir araştırma yapmış, sonrasında da rapor hazırlamıştır.

93 kişinin suçlandığı, 19 maç üzerinden konuşulan, iddialara bakılırsa bir çok karmaşık ilişkiyi içinde barındıran ve belki de yüzlerce kişinin içinde olması gereken bu süreci davadan bağımsız, kamuoyunun ne olduğunu anlamasını bakımından farklı bir merkezde araştırılması şarttı.

Bu bir yargılama konusu olmayacağı, araştırma sırasında gizlilik olacağı için bambaşka itiraflara bilgilere ulaşmak mümkün olabilirdi.

-Medya gereken önemi göstermemiştir.

Toplumun hafızası olan yazar, çizer, yorumcu olarak anılan kişilerin 3 Temmuz süreci boyunca suya sabuna dokunmadan ve sadece Fenerbahçe üzerinden yürüttükleri tartışmalar anlamaktan çok konunun merkezden uzaklaşmasına neden olmuştur.

Ortaya kaba bir Aziz Yıldırım algısı çıkarılmış, herşeyi kirleten kişinin o olduğu resmedilmiş ve ondan kurtulmak suretiyle futbolun tertemiz olacağı gibi bir sonuca varılmıştır.

Bu kişiler tarih önünde zamanı gelince bu yaptıklarından utanacaklardır ve mutlaka da hesabını vereceklerdir.

Bu çapsız, derinliği olmayan kişilerin yıllardır spor medyasını haksız yere işgal ediyor olmalarıdır 3 Temmuz sürecini yaratan temel unsur ve mutlak surette zamanı geldiğinde bu da tartışılacak, gereken temizlik onlara da uzanacaktır.

Bu davanın sonuçları hiç kimseyi memnun etmeyecektir. Zaman içinde çok daha büyük kaoslara sebebiyet vereceğini gözlemleyeceğiz. Yaşayacağız.

Çünkü süreç anlaşılmamıştır, anlaşılmasın diye de birileri sürekli üzerini örtmektedir.

İzliyoruz.

http://twitter.com/uzaygokerman