Gamzeda'ya mektup; yorulan oyuncunun yerine sokacağı yedeği yoktu.

Sevgili Gamzeda,

Hatırlar mısın, seninle bir yerde oturmuş sohbet ederken içeri bir çift girmişti. İlgimizi çeken şey kızın çok güzel, alımlı, erkeğin de yakışıklı oluşuydu. Normal olarak ben kıza, sen de erkeğe bakmıştın. Bir süre bunun üzerinde konuşmuştuk.

Kısa süre sonra aslında senin de dikkatini daha çok kıza çevirmiş olduğunu anlamış ve gülmüştük.

Ancak elbette her ikimizin de bakış amacı ve şekli farklıydı. Bunu konuşurken bir kaç kere usulca elime vurmuştun.

Bütün kadınların merakının aslında ortama giren erkek ve kadından çok onların ikisinin arasındaki ilişki olduğu sonucuna varmıştık. Kuşkusuz kadın her durumda daha fazla hemcinsini inceliyordu.

Bunun zaman zaman kıskançlık boyutuna geldiğini rahatlıkla ifade etmiştin.

Mesele sadece alımlı, güzel, yakışıklı olmakla bitmiyordu. Bir çok parçayı bir araya toparlayacak bilgi, beceri, bilgelik, anlayışı da içermeliydi.

Bunu taklit ederek ya da bir yerlerden ezberleyerek de bir yere kadar götürebilmek mümkün olabilirdi, ilişkinin kendisi ne kadar yaratıcı, özgün ve kendi içinde yeniden bir şeyler üretebilirse o kadar güçlü, sağlam, kalıcı olurdu.

Cumartesi gecesi Gaziantep'te oynanan maç sonunda ev sahibi takımın teknik direktörü Hikmet Karaman, dokunsan ağlayacak durumda aldığı yenilginin takım içinden kaynaklanan yetersizliklerinden söz etti.

Bir türlü alternatifleri olan bir kadro kuramamıştı. Elinde toplasan ancak bir takım edecek kadar futbolcu vardı ve neredeyse bütün sezonu bununla tamamlamak zorundaydı.

Yorulan oyuncunun yerine sokacağı yedeği yoktu.

Gaziantep kaynakları olan bir şehirdir. Ekonomik olarak güçlüdür. Her şey bir tarafa yıllardır futbolda yayın gelirlerinin bir havuzda toplanması yoluyla ligde oynayan takımlara pozitif ayrım gözeterek paylaştırılması ile ilgili yasal bir düzenleme vardır.

Şu bir gerçek ki bu pazarda alıcısı olan ürünler Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'tır. Diğerleri bu sıralamadan sonra kendilerine çok küçük bir ekonomi yaratabilirler.

Ancak bir başka gerçeklik ki bunu marka değeri olan kulüpler de biliyor, sadece kendilerinin ürünün satılmasıyla ortada rekabet edecek başka ürün kalmaması futbolun da ölmesi anlamına gelecektir.

Öyle olduğu için de pozitif ayrımcılığa izin veriliyor.

Anadolu'da ekonomik zorluklar içinde kalması muhtemel bir çok kulüp bu yolla kısmen darboğazı aşabildiler.

Ancak bu sorun sadece darboğazın aşılabilmesi çizgisinde kaldı.

Kulüpler bu kaynağı daha büyük bir güce çeviremediler. Gelen paranın harcanması gibi bir sürece girdiler. Üstelik sportif anlamda da kendini tekrar eden verimsiz bir sistemin içinde kısır döngüden çıkabilmek de mümkün olamadı.

Bu durum Gaziantepspor özelinde ön plana çıkmış görünse de aslında büyük küçük ayrım gözetmeksizin her kulübün temel sorunudur.

Oturduğumuz yerden Avrupa'daki futbol endüstrisini Roma, Paris, Amsterdam, Madrid, Londra, Berlin'deki bir cafeye giren göz alıcı bir çifti hiçbir ilişkisinde başarılı olamamış kişiler gibi seyrediyoruz.

Kadının güzelliği ile bambaşka hayallere dalıyoruz ama o kadın hiçbir zaman bizim masamızda olmuyor.

Kadın beraber olduğu erkeğe bütün zarafetiyle, anlayışıyla eşlik ederken, erkek de kadını güzel gösterecek her türlü bilgi, beceri ve bilgelikle ile doludur; çok özel bir mutluluk fotoğrafıdır bu.

Biz o mutluluğun nasıl ortaya çıktığının derinliğini düşünmeden sadece bir an önce parayı bulup basit bir tekrarını ülkemizde yapmaya çalışıyoruz.

Olmuyor elbette...

Üstelik ortaya çok daha çirkin bir şey çıkıyor.

Belki masaya oturuyorsun ama ne konuşacağını bilemiyorsun.

http://twitter.com/uzaygokerman