Galatasaray'da yönetim, "temiz lig" isterken, "temizlik" için kolları sıvadı.

Aslında Başkan Burak Elmas, göreve geldiği ilk andan itibaren, temiz bir lig için öncelikle Türkiye Futbol Federasyonu'nda ve Merkez Hakem Kurulu'nda değişiklik yapılması gerektiğini savunmuş, bu konuda çeşitli defalar basın toplantıları düzenlemişti. Ama TFF ve MHK'da beklediği değişiklik -temizlik- Galatasaray'dan başladı. Fatih Terim'in gönderilmesiyle zincire konan ilk halka, Elmas'a kadar sürecek mi bilinmez ama, sarı-kırmızılılar açısından işlerin hiç de iyi gitmediği bir gerçek... Elmas ve yönetimi bunun ne kadarını düzeltir, Galatasaraylı buna ne kadar sabreder onu zaman gösterecek.

Köksal Ünlü gitti, Rezan Epözdemir "elveda" dedi, Işıtan Gün, Hollanda'yı seçti (!), yönetimdeki kadın üyeler, Burak Elmas'ın hatırına Gün'ün kadınlarla ilgili sözlerini pas geçti. Aslında merak ediyorum; yönetim sözcüsü Remzi Sanver'di. Herhalde o da boş verdi! O kadar kavga, gürültü, tartışmayı "es" geçti, akışına koyverdi.

Galatasaray kongre üyelerinin, Trabzonspor yenilgisiyle birlikte seçim için şimdiden imza toplaması ne kadar uygundur bilinmez. Ancak son seçimde Elmas'a oy verenlerin kaçının tekrar aynı fikirde olduğu daha büyük merak konusu!

"Birlikte çok şey başaracağız" mottosuyla aday olan Galatasaray Başkanı Burak Elmas, o günlerde yönetim modelini şöyle anlatıyordu:

"Galatasaray’ın uzun vadeli stratejik planı oluşturulacak, iş süreçleri ve organizasyonun, ŞEFFAFLIK ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle çizilmesi ve plan dahilinde kurum karnesiyle uyumlu hedefler belirlenerek düzenli performans takibi yapılabilecek bir sistemin kurulması sağlanacak."

Cümle belki çok uzun ama burada sadece şeffaflığa odaklanın;

O gün şeffaflık diye yola çıkanlar, bugün Fatih Terim'in sözleşmesinin feshedilmesini bile Borsa İstanbul'a bildirmemişlerdir.

O gün şeffaflık için yola çıkanlar, bugün Domenec Torrent'in imzasını, ne kadar alacağını, ne kadar sürelik bir anlaşma imzaladığını bile "Kamuyu Aydınlatma Platformu"na bildirmekten imtina etmişlerdir.

Galatasaray Sportif AŞ'ye yatırım yapanların, hisse alanların bunları bilmeye hakkı yok mudur?

Fatih Terim ile yolların ayrılmasının doğruluğunu-yanlışlığını bugünden tartışmak anlamsızdır. Ancak herkesin Burak Elmas'tan şu sorunun cevabını duymaya hakkı vardır: "Torrent'in, Fatih Terim'den ne üstünlüğü vardır? İspanyol hoca, Terim'in yapamadığı neyi başaracaktır? Daha doğrusu bu yönetim, Torrent'te, Terim'de olmayan neyi görmüştür?

 

Proje öyle olmaz böyle olur

Bugün topladığı puanlar ve rakiplerine attığı farktan dolayı gündemin ilk sırasında olan Trabzonspor, belki de Galatasaray'ın, yani Fatih Terim'in dillendirdiği "gençlik projesi"ni sessiz ve derinden gerçekleştiriyor.

Bundan 5 yıl önce, 20 yaşındaki bir yağız delikanlı olan Uğurcan Çakır'ın 400 bin dolarlık değeri, 17 milyon dolara çıkmışsa, bunun madalyası, ona güvenen hocalarının, yönetimin ve taraftarın eseridir. Ardından gelen 21 yaşındaki Arda Akbulut ile Muhammet Taha Tepe'nin güven veren durumu da gelecek adına ümit vericidir.

Bugün ilk 11'in direkt isimleri arasına yerleşen Berat 23, Dorukhan ise 25 yaşında olmanın avantajıyla milli takıma ve Avrupa'ya göz kırpmaktadır.

22 yaşındaki Abdülkadir Ömür'ü sanki kırk yıldır bu takımda izliyormuş gibi yargılıyoruz. Bu kadar genç takıma katıldıysa onun suçu ne!

19'luk Ahmetcan'ı, Galatasaray karşısında sahaya çıktığında sanki hep oynuyormuş gibi kanıksıyoruz. 24'lük Hüseyin Türkmen'e burun kıvırıp, Murat Cem Akpınar'ın neden daha fazla süre alamadığını sorgular hale geliyoruz. Enis Destan'ı henüz bunlara katmıyoruz. Bursa'dan gelecek gençleri de sahada görmeyi bekliyoruz.

Ama Trabzonspor, tecrübeli ile genç karışımını o kadar güzel bir dozda gerçekleştiriyor ki... Ne yaş alan futbolcu sırıtıyor ne de gençlere, tecrübesizlikleri için burun kıvrılıyor.

Abdullah Avcı'nın aldırdığı birçok futbolcunun 30 yaş dolayında olması da, günümüzdeki başarının bir gerçeği olarak karşımızda duruyor.

Yusuf Yazıcı ile başlayan, Sörloth ile devam eden "satıp para kazanma" geleneği, belki de Uğurcan ve Ömür ile sürecek, Enis Destan, Trabzon'daki başarısıyla milyon dolarlar edecektir.

İşte proje böyle olur... 

Okan Kocuk'u yeni mi tanıdınız? 

Galatasaray'dan GZT Giresunspor'a kiralanan Okan Kocuk, Galatasaray karşısındaki kurta, Trabzonspor'un penaltılarını durduruşu onu bir anda gündeme itti.

Ancak Okan'ı bugün gündeme taşıyanlar, geçmişe haksızlık yapar. Bursaspor'da kaliteli kaleci sayısının fazla olması, onu İstanbulspor'a kiralık olarak gitmeye itmiştir. İşte o sıralarda, A Milli Takımı Teknik Direktörü Mircea Lucescu tarafından ay-yıldızlı ekibe davet edilmiştir. Kısacası Okan ne bugün var olmuş, ne de dünü unutulmuştur. Başarılı file bekçisinin, Muslera'nın ardında kalması, kabul edilebilir gibi görünse de, Okan bunu kabul etmemiş ve oynayabileceği bir takım arayışının ardından Karadeniz'i seçmiştir.

Uruguaylı kalecinin şubat ayında sakatlıktan dönecek olması, Okan'ın dönme konusundaki en büyük tereddüdüdür. Yine yedek kalacak, yine futboldan soğuyacak ve Muslera'nın yedeği olmaktan kurtulamayacaktır.

Öyleyse müsaade edin, futbolseverler onu daha fazla izleme şansı bulsun.

 

Allahyar gidebilir mi?

Brexit sonrasında İngiliz futbolunda yabancı kriterleri yeniden düzenlendi. Daha önceden Avrupa Birliği vatandaşı bulunan herhangi bir oyuncu, 18 yaşından küçük olsa bile, FIFA'nın yasağına takılmıyor, İngiltere'de şans bulabiliyordu. Artık bu kalmadı.

Aslında 18 yaşından büyük futbolcuların transferi için bir yasak sözkonusu değil... Dileyen, dilediğini alabilir ya da isteyen futbolcu da herhangi bir kulübe gidebilir. Ama ya çalışma izni... İşte İngilizler burada İngiltere dışından gelen yabancılar için belirli kriterler uygulamakta... Eskiden milliler kriteri belirleyici bir etken olurken, şimdi ise milli takımından, geldiği lige, Avrupa kupalarındaki maç sayısından Libertadores Kupası'ndaki forma giyme kapasitesine kadar her şey düşünülmüş. 6 farklı tabloya göre toplam 15 puan toplayan izni koparıyor.

Kısacası yabancı gelecekse kaliteli olan gelsin deniyor. Şimdi sorarım size; Allahyar'ı Hull City'ye yakıştıranlar, transfer olacağını ortaya atanların kaçı bu kriterlerden haberi var acaba? Varsa, İranlı futbolcu için bunun hesabını yaptılar mı acaba?

Her şey bir yana, Türkiye'nin de yabancılarla ilgili bazı kriterler ortaya koymasının zamanı gelmemiş midir?