"Ben de Galatasaray Senfonisi besteleyeceğim"

İstanbul Müzik Festivali'nin açılışında İdil Biret ile sahneye çıkarak adından söz ettiren 11 yaşındaki piyanist Mertol Demirelli: "Fazıl Say 'Fenerbahçe Senfonisi'ni yazdı, ben de ileride 'Galatasaray Senfonisi' besteleyeceğim!"


axcum021.jpg Konser sonrasında annesi ve babasıyla yaşadığı Ankara'ya dönen ve bir günlüğüne yeniden İstanbul'a uğrayan Mertol ile iki TV çekimi arasında Les Ottomans Oteli'nde görüştük.Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu 5'inci sınıf öğrencisi olan Mertol'la konuşmak, yaşıtınızla konuşmaktan farksız. Sevimli, sıcacık, akıllı bir genç adam var karşımızda... Son derece rahat ve doğal. Belli ki "dahi" olmanın yükünün omuzlarına binmesine izin vermemiş. Bunda ailesinin Mertol'u yetiştirirken çok dikkatli davranmasının da payı var tabii. Profesyonelliğine de değinmeden geçmeyelim. Önceki hafta düşerken dengesini kaybetmemek için elini bahçe duvarının demirlerine çarpıp sol elinin yüzük parmağını kırmış ve konsere kırık parmakla çıkmış Mertol. Doktorundan aldığı kalıcı hasar oluşmaz güvencesi ve konsere kadar uyguladığı buz tedavisiyle sahneye çıkmış ve hiç ağrı hissetmeden çalmış. Bu yıl kendisini dinleyemediyseniz yeni konser programının ağustos ayında belli olacağını belirtelim. Bu yıl 35. Uluslararası Müzik Festivali'nin 2 Haziran'da yapılan açılış töreninde, ustalarla genç müzisyenleri bir araya getiren konserin belki de en sevimli yanı, İdil Biret ile 11 yaşındaki piyanist Mertol Demirelli'nin birlikte sahneye çıkmasıydı. Demirelli yeteneğini bu konserden çok önce kanıtlamıştı gerçi ama konserin ardından herkes onu ve başarısını konuştu. Çok heyecanlı değildim, zaten küçük bir heyecan olması gerekiyor. Her şey müthiş olduğu için mutluydum. Her konserden önce mutluyum zaten ama bu sefer oldukça coşkuluydum. İdil Biret'le verdiğin konser nasıl geçti senin için? Konser öncesinde ve esnasında heyecanlı mıydın? Heyecanla mutluluk aynı oluyor benim için. Her konser öncesinde heyecandan çok mutluluk mu duyuyorsun? Ustayla çalmak çok büyük bir deneyim. O da 11 yaşındayken Wilhelm Kempff ile çalmış. Şimdi kendisi çok büyük bir piyanist, ben 11 yaşındayım. Tarihi tekrarlamak gibi bir şey oldu yani. İdil Biret'le çalmak nasıl bir deneyimdi peki? Ben konserde olabilecek hatalarımdan söz ederken, "Hayatın sonu değil, bundan sonra da konserler var. Konserler hatalarını düzeltmek için de önemli bir fırsattır" dedi. Özlü bir sözdü. Kuliste İdil Biret'in geleceğe dair tavsiyeleri oldu mu sana? "Herkes bana bakacak diye bir his yoktu içimde" Belirli bir kriterim olmadı. Müziğe başlarken evdeki orgu tek parmakla çalıp solfej çalışıyordum. Bu da ister istemez etkili oldu piyanoyu tercih etmemde. Gazetede okuduğumuz bir haber üzerine Kamuran Gündemir'e gitmemizin de etkisi oldu tabii. cPiyanoyu seçmenin nedeni ne? Neden kemanı tercih etmedin mesela? O zaman gazetelere "İngiltere prova, ABD konser olacak" demişim. Kalabalık önünde çalmaya alışıktım. Herkes bana bakacak diye bir his yoktu içimde. Soranlara "Hiç heyecanlı değilim" demişim. O zaman da öyleymişim, şimdi de. 7 yaşındayken Carnegie Hall'da konser vermiştin. Bu deneyim nasıl bir etki bıraktı üzerinde? Tarihi ve coğrafyayı çok seviyorum. Cumartesi ve pazar günleri 1,5 saat futbol oynuyorum arkadaşlarımla. Ayrıca TV'de çizgi film izliyorum. Bildiğim kadarıyla günde üç saat piyano çalışıyorsun. Müzik dışında sevdiklerin neler? Birkaç yıl önce öyleydi. Çok sert oynamıyorum zaten. Küçükken ellerin zarar görmesin diye futbol oynamıyormuşsun. Fazıl Say Fenerbahçeli, ben Galatasaraylıyım! O "Fenerbahçe Senfonisi"ni yazdı, ben de ileride "Galatasaray Senfonisi"ni besteleyeceğim! Seninle ilgilenenler arasında Kamuran Gündemir'in öğrencisi Fazıl Say da var. Onun için neler söylersin? "Caz seviyorum ama pop ve rock'la aram pek iyi değil" İyi gidiyor; bir sorun yok, bütün derslerim iyi. Okul nasıl gidiyor? Evet, Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" adlı kitabını dört günde okudum, çok sürükleyici bir kitap. Bir günde 150 sayfa okuyunca bitti tabii... Kurtuluş Savaşı'nı ezbere anlatabildiğini söylüyordu baban az önce... Hayır, olmuyor. Artık işim oldu müzik. Her zaman isteğe bağlı bir iş, ite kaka olmaz. Geri dönülemez bir yola girdim. "Ya bir gün müzikten sıkılırsam" dediğin oluyor mu hiç? Hayır, öyle hissetmiyorum. Ama bu, sana baskı olarak yansımıyor... Caz seviyorum ama pop ve rock'la aram pek iyi değil. Klasik müzik dışında sevdiğin müzik türleri var mı? İsim veremeyeceğim. Sürekli caz konserlerine gitmiyorum ama radyoda duyunca dinliyorum. Favorilerin kimler? Chopin, Beethoven, Bach, Mozart... Özellikle Chopin... Sevdiğin bestecileri soralım o zaman. İdil Biret, Fazıl Say ve Gülsin Onay'ı örnek alıyorum. Örnek aldığın müzisyenler var mı peki? 1996'da Ankara'da doğan Mertol Demirelli, 4 yaşındayken babası Erkan Demirelli ile müzik çalışmalarına başladı. Kamuran Gündemir ile beş yaşında başladığı piyano derslerini aralıklarla 1,5 yıl sürdürdü. Bilkent Üniversitesi MSSF Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu sınavını birincilikle kazandı ve burslu olarak piyano bölümüne kabul edildi. İlk ödülünü 6 yaşındayken alan Demirelli, 7 yaşındayken Sicilya'da düzenlenen 2003 IBLA Grand Prize'da çeşitli ödüllere layık görüldü. Bu yarışmaya katılıp ödül alanların verdiği konserler kapsamında; Ocak 2004'te Newcastle'da, Şubat 2004'te New York'ta ve Arkansas-Little Rock'ta, içlerinde Carnegie Hall, New York ve Arkansas üniversiteleri gibi mekanların da bulunduğu 16 farklı etkinlikte konserler verdi. Demirelli 2005'te Carnegie Hall konserine yeniden davet edildi. 10 yaşındayken, 2006 Onay Sanat Piyano Güzellemesi 7-15 yaş kategorisinde birinci olarak çeşitli konserler için davet aldı. 2003'ten bu yana, Türkiye'de düzenlenen çeşitli etkinliklerde konserler verdi. İlk ödülünü 6 yaşında aldı Mertol Demirelli'nin babası Erkan Demirelli de müzikle amatör olarak uğraşmış; eşinin hamileliği boyunca Mertol'a gitar çalmış. Demirelli oğlunu başarıya götüren süreci şöyle anlatıyor: "Elektronik mühendisiyim, gitar çalmak benim için bir hobiydi ama keşke profesyonel müzisyen olsaydım demişimdir. Ama yaptığım iş, bir ukdeyi yerine getirmek değil, Mertol'un beynini meşgul etmek istedim. Ona bildiğim kadarıyla müziği öğrettim. İş, onun piyano çalmayı sevmesiyle bu hale büründü. İlla müzisyen ya da piyanist olsun gibi bir derdim de yok. Adam olsun istedim sadece. Küçükken bu işlerle uğraşan kişi daha entelektüel olur diye düşündüm. Onu İdil Biret ile çalarken dinlediğimde 'İşte bu' dedim. Ünlü bir konser salonunda, ayakta alkışlanan bir performans sergilesin istemiştim hep. Bu konser, Mertol'un 6,5 yıllık müzik eğitiminin özetidir, müthiş bir olaydır." "Sadece 'adam' olsun istedim"0
Milliyet iPhone uygulaması yenilendi.
Daha hızlı, daha canlı, en güncel! Yenilenen Milliyet.com.tr iPhone uygulamasını hemen indir!
iPad’i unutmadık!
iPad’inize özel Milliyet.com.tr uygulamasını ücretsiz indirmek için tıklayın.



Yorum Yaz
20Yorum Başlığı:420Yorum: