Yazarlar
31.10.2012 - 02:30

‘Bu gidişle 10 yıl sonra bölünürüz’

Sitene Ekle
asli.aydintasbas@milliyet.com.tr  |  Aslı Aydıntaşbaş asli.aydintasbas@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Şerafettin Elçi onurlu bir Kürt milliyetçisidir. Aynı zamanda Kürt siyasetinde bağımsızlığını koruyan akil isimlerdendir. 1979’da bakanken ”Ben Kürdüm, Türkiye’de Kürtler var” lafı yüzünden cezaevine düştü. 30 yıl sonra şimdi yeniden Meclis’te. Uzun süredir amansız bir hastalıkla mücadele ediyor. Bayramda hal hatır sormak için aradığımda, telefonu kapalıydı. Neyse ki dün o aradı.
Deneyimli siyasetçiye, açlık grevleri ve önümüzdeki dönem bizleri bekleyen siyasi kaosu sordum:
”Aslıcığım, Başbakan isterse bu açlık grevlerinin bitmesini sağlayabilir. En basitinden anadilde savunma hakkı hemen Bakanlar Kurulu’na gelir, Öcalan’a tecritte de bir yumuşamaya gider. Ama son açıklamalarını dinledikten sonra korkuyorum. Tam bir diktatör havasında. Kendisini haklı gören, kimsenin duyarlılığına itibar etmeyen, herkesin teslim olmasını isteyen bir anlayış içinde...”
Dayanamayıp soruyorum: “Peki siz yıllarca PKK-dışı, hatta zaman zaman karşıtı, siyaset yapmış biri olarak, açlık grevlerinin Abdullah Öcalan odaklı olmasından rahatsız değil misiniz?”
”Bunlar idealist insanlar. Bir inanç uğruna kelleyi koltuğa almışlar. Ve bir bölümü Öcalan’ı taparcasına seviyor, lideri olarak görüyor. Bu bir realite. Kabul edersin ya da etmezsin ama bu insanlar için Öcalan bir lider. Ve evet, belli bir tapınma kültürü de var. Unutma bir sürü insan kendini onun için yaktı. Ama bunu yok saymanın bir faydası yok.” 
Tedavisi boyunca hal hatır sormak için Kürt siyasetçiyi arayan isimlerden birinin de, Başbakan Tayyip Erdoğan olduğunu öğreniyorum. En son 6 ay önce aradığında, Elçi, Erdoğan’dan Kürt meselesini görüşmek için yüz yüze randevu istemiş. ”Ama randevuyu 45 gün sonra, hastalığım ağırlaştığında verdi. O zaman da artık gitmemin bir anlamı kalmamıştı. Çünkü ilk istediğimde PKK’yı bazı şeylere ikna etmek mümkündü. Zaman geçtikçe şartlar değişti. Özellikle de Suriye meselesi sonrasında. Şu anda PKK çok daha radikal bir noktada...”
PKK artık çok daha radikal, uzlaşmasız bir noktada... Kürt çevrelerinden de aldığım izlenim bu. Önümüzdeki süreçle ilgili kaygılanmak için yeterince neden var. Elçi’ye soruyorum: “10 yıl sonra nasıl bir Türkiye olacak karşımızda?”
“Başbakan bu kafayla giderse, bölünme olacak. Yavaş yavaş o noktaya gidiyoruz. Bizim nesil Kürt meselesini anlaşarak çözmek için son nesil. Bizimle anlaşamazlarsa bizden sonraki nesil anlaşmaya razı olmaz. Başbakan elini çabuk tutmalı. Ama ne hikmetse o bambaşka noktada... ”
Peki gerçekçi olalım. Çözüm kolay değil... “Kürtler onurlu bir barışa razılar ama onurlu olmayan bir teslimiyet olmaz artık. Bir halkın parçası değil, eşit bir halk olmak istiyorlar. Başbakan’ın yanılgısı, kendisini 90’lı yıllarla kıyaslaması; ama o günün Kürtleri ayrı, bugünün Kürtleri ayrı. Seçmeli ders verilse o zaman Kürtler bayram ilan ederdi; bugün bir anlamı yok artık.”
Kapatmadan ‘iyi senaryoyu da konuşalım’ diyorum. 10 yıl sonra ille de bölünme değil, iyi şeyler de olabilir... “Evet ama bu kafayla değil. Başbakan Kürt sorununu çözmeye niyetliyse tek bir prensip kabul edecek: Kürtlerin eşit bir halk olduğu. Bu zihniyet değişikliğine razı olursa, sorun zaten kendiliğinden çözülür...”
 


Yazarlarda Ara
Bul
Beatles grubunun 1980 yılında öldürülen üyesi kimdir?
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.