Pazar

01 Haziran 2003 - 00:00 | Son Güncelleme:

"Eurovisiona bir daha zor katılırım"

Türkiyeye birincilik getiren "Everyway That I Can"i yazan ve Sertab Erenerle besteleyen Demir Demirkan "Gelecek yıl Eurovision kanlı geçecek" diyor

Sitene Ekle
Eurovision Şarkı Yarışması öncesi ve sonrasında en çok Sertab Erenerden söz edildi. Oysa başarıda payı olan başka isimler de var. Özellikle Demir Demirkan. Şarkının sözleri ona ait. Müzikte de Sertab Erenerle birlikte onun imzası var. Demirkan birinciliğin ardından hem yarışmayla ilgili düşüncelerini hem de bugünlerde neler yaptığını anlattı. Bir daha böyle bir yarışmaya katılmayı düşünür müsünüz? Eurovisiona bir daha zor katılırım. Sertabın yarışması, İngilizce şarkı olması nedeniyle olay çok büyütüldü. Zaten başta çok istekli değildim. "Ben rockçıyım, ne anlarım?" falan dedim. Yani Sertab katılıyor, aslanlar gibi çalışalım olayı olmadı. Bestelerin az olduğunu görünce iki şarkı yazdım, biri seçildi. En zor kısmı hangisiydi; eleştirilere katlanmak mı, yarışma gecesi mi? Aslına bakarsanız işin en zor kısmını çok iyi çalımladım ve yapmadım. Prodüksiyon kısmında yoktum. Prodüksiyon acayip uzun sürüyor, çok severek yaptığım bir şey değil. Ayrıca o sıralar konserlerim vardı. Şarkıyı yazıp bıraktım, prodüksiyonu Ozan Çolakoğlu yaptı ve güzel de oldu. Ben de "Oh" dedim. Bir tek Sertabın stresini izlemek rahatsızlık verdi. Ara sıra tabii önerilerim oldu. Sertabın aklını salim tutması için psikolojik destek de verdim ama işin teknik tarafında izleyici kalmayı tercih ettim. "t.A.T.u.nun skandal çıkarmasını beklerdim" Yarışmayı seyrederken neler hissettiniz? Koreografiyi görmemiştim ve açıkçası biraz endişeliydim. Söylemesi zor bir şarkı. Hem dans edip hem de şarkı söyleyecek olması biraz stres yarattı. Ama seyrettiğimde "Helal olsun" dedim. Sanırım Sertabdan daha gergindim. Konserde gibi rahat söyledi şarkısını. Ne yaptınız sonucu duyduğunuzda? Slovenya 10 puanı verdikten sonra evde gürültü koptu. 15 kişi falandık. Son anda belli olması çok heyecanlandırdı. Hep birinci gitseydi o kadar sevinmeyecektik belki de. Diğer şarkıları nasıl buldunuz; eski moda yorumları yapıldı... Çoğu, Eurovisionun şartlarını yerine getirmek için yazılmış şarkılardı. "Eurovision şarkısı" diye bir laf vardır aramızda. Aşağılamadır aslında. Biraz komiktir o şarkılar. Romanyanın, t.A.T.u.nun şarkısı öyle değildi. Bizim şarkı da öyle değildi. Avusturyanın şarkısı enteresandı, Belçikanınki farklıydı. Ama diğerleri, İngiltere falan hepsi, Eurovision formatındaydı. Bu yarışmanın başka bir önemi var aslında. Televoting yapıldı. Halk direkt katıldı yarışmaya. Önemli bir şey bu. Çünkü müzik dinleyicisi gündemi çok iyi takip ediyor. Radyo dinliyor, CD alıyor, MTV seyrediyor. Dolayısıyla eski formattaki şarkıları seçmediler. Türkiyeden sonraki favori ülkeniz hangisiydi? Romanya. t.A.T.u.ya şans vermiyor muydunuz? Şansları vardı ama şarkıyı duyduğumda ne bu ya falan oldum. Güzel değildi. Rusya itiraz ediyor sonuca... O zaman t.A.T.u., t.A.T.u. olacaktı. Bunu yapmadıkları için Rusyadan katılan yarışmacı pozisyonuna düştüler. Deliriyorlar tabii. Gözden düştüler. Şimdi bambaşka bir şey yapmaları lazım. Sonuçta promosyon yapıyorlar. Tartışmayı ne kadar uzatırlarsa isimleri o kadar gündemde kalacak. t.A.T.u.nun çok saçma bir yanı var. Dünya çapında bu kadar ünlü olmuş, skandallar yapmış bir grubun oraya çıkıp olay çıkarmasını beklerdim. Yarışmayı kazanmaya çalışmaları yanlışlıktı. Her şeye rağmen yapmalıydı yapacağını. Belçikanın şarkısına ne diyorsunuz, uydurma dillerine? salt müzik insanın içinde duygular uyandıran, eğlendiren bir şeydir. Şarkıya, Sertaba gösterilen reaksiyon bir yandan normal. Hatta o kadar normal ki kaale almamak lazım. Süper, ne güzel! Adamlar uydurup söylediler. Hiç kimse onlara bize saldırıldığı gibi saldırmadı. İngilizce yaptık diye neler oldu düşünsenize. Sonuçta özgür olmak lazım. Şarkı yapıyorsun; planlı programlı, bina yapar gibi katı kuralları olan bir şey değil bu. Belirli notaları bir araya getiriyorsun, üzerine söz söylüyorsun. Sözlerin illa bir mesajı olmak zorunda değil. Entelektüel yanını bir yana bırakırsak Ankaraya resmi ziyaretlere gittiniz. Sıkıcı mıydı? o mevkilere girmek yine de hoştu. Meclisi gördüm. Cumhurbaşkanı rahat ve samimiydi. Başbakanlıktaki karizmatik duruma şahit oldum. Bir tek protokol mevzusu beni gerdi. Takım elbiseler falan hayatta giymem, o takımı da bir arkadaşımdan ödünç almıştım. Rahatsız oldum, kendimi kasıp robot gibi davrandım. Enteresandı. Meclis başkanına, başbakana, cumhurbaşkanına gittik. Sertabla ikimizi çağırdılar, besteci ve yorumcu diye. Tabii ki daha çok Sertabın üzerinde duruldu. Ama izleyici olmak, "Başarıda hükümetin etkisi oldu" yorumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bakış açısı farklı olunca farklı yorumlar yapılabiliyor. "Amerikanın tarafında olduğumuzu göstermek için mi İngilizce şarkı seçildi?" diyenler de olmuştu. Benim yorumumu sorarsanız; Eurovisiona güzel bir ses, güzel bir şarkıyla katıldık. İyi bir koreografiyle, iyi bir performansla birinci olduk. Bu uluslararası bir şarkı yarışması, daha da fazlası değil. Ben bu tarafından bakıyorum. Belçikanın şu anda yerle bir olması gerekiyordu çünkü bize, yani rakiplerine 12 puan verdiler. Türkiye böyle bir şey yapmış olsaydı şimdi burada savaş falan çıkmıştı. Sakin olmak lazım biraz. Gelecek yıl sakin olur mu? Kanlı geçeceğini düşünüyorum. Eski bir röportajınızda "Sertab Erenerin sevgilisi olarak anılmaktan rahatsız oluyorum" diyordunuz. Şimdi yine birlikte anılıyorsunuz. Bu öyle bir çelişki ki. Yaptığım iş Sertabla alakalı olduğu zaman ilgi ona kayıyor. Daha derinlemesine inceleyenler benimle ilgileniyor. Çok garip bir şey. Başka birinin albümünü yaptığımda prodüktör ya da şarkı yazdığımda o kimliğimle çıkıyorum ortaya. Ama ikimiz bir şey yaptığımızda başka türlü işliyor. Nasıl çözeceğimi de bilmiyorum açıkçası. Eskiden sporla uğraşıyordum ama artık pek yapmıyorum. Şimdi içsel gücümü geliştiriyorum. Xing Shen Zhuang Fa diye bir çalışma var. Bir new age geyiği değil; ciddi, Taocu bir çalışma. Zihinle beden ayrılığına Taocular ilkel şizofreni derler. Bu çalışma zihinle bedenin birlikte, uyumla hareket etmesini sağlıyor. Sakinlik ve konsantrasyon yeteneğini toparlıyor en başta. Merak edenler sitemden ve www.dharma.com.trden bilgi alabilir. Güzel müzik çalınan, sakin mekanları tercih ediyorum. Dışarı eğlenmek için çıkıyorsun. İnsanlar bazı yerlere kendini kanıtlamak, kavga çıkarmak için takılıyormuş gibi geliyor bana. Bu da stresli bir durum. Genelde evlerde takılıyoruz. Bizim evde bayağı parti olur. Biraz da pahalılaştı gece dışarı çıkma olayı. Çok para harcıyorum çıkınca. Ertesi sabah "Yeter, artık çıkmayacağım" diyorum. "İçsel gücümü geliştiriyorum" Bir albüm projem vardı ama daha zamanı gelmedi. Fantastik bir öykü anlatmak istiyorum. Her insanın hayatında bir-iki projesi vardır böyle. Pink Floydun "The Wall"u gibi. Benim için de bu proje öyle. Bu tip şeyleri aceleye getirdiğinizde gücünü kaybediyor. Keyifle yapılması ve zaman lazım. Yurtdışıyla ilgili projelerim var. Bu bir grup projesi. Adı D. Walker. Avrupada İngilizce rock yapmak istiyorum. Türkiyede yaptığımdan daha sert bir rock olacak. Foo Fighters tarzının daha Türkvarisi. "Beşibiryerde" iyi bir diziydi. İki bölümden sonra yayından kaldırıldı. O kadar güzel bir proje olursa yine dizide oynarım. Ama o kaliteyi bir daha bulacağımı hiç sanmıyorum. Keşke devam etseydi ama olmadı. Konserler için Türkiyeyi dolaştım, herkes diziyi sordu. Demek ki insanlar ilgiliymiş, reyting cihazlarında bir sorun vardı herhalde. "Avrupada albüm yapmak istiyorum"
Etiketler:
Şarkısında "Gel vefasız, gel vicdansız..." diyen ünlü sanatçımız hangisidir?kimdir?
©Copyright 2003 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX