Pazar

03.04.2010 - 01:00 | Son Güncelleme: 03.04.2010-18:31

“Karakterim böyle; dişliyim ve radikalim”

“Hande’ye Neler Oluyor?”, Hande Yener’in elektronikten popa dönüş albümü. Yener “Elektronik albümü satmadı, mecburen popa döndü” eleştirilerine kızgın: “Çalıştığım yapımcılar değişik bir tarz denedim diye beni bu sözlerle cezalandırmaya çalıştılar. Asıl onlar para kazanmaya bakıyor, bense dünyada müzikte neler yapıldığına”

Sitene Ekle

Elif Berköz Ünyay

Hande Yener Göktürk’teki evinin salonunda DJ setinin başına geçiyor, bana yeni albümünün en “patlak” şarkısı dediği “Bodrum”u çalıyor. Ses sonuna kadar açık, sanki bir gece kulübündeyiz. “Komşular kapıya dayanmasın” diye tedirgin oluyorum, “Gündüz bir şey demiyorlar, gece uslu duruyoruz” diyor. Bana göre “Bodrum” Hande Yener’in pop söylemesini özleyenlerin, “Sana ‘Kırmızı’ gibi şarkılar söylemek çok yakışıyor” diyenlerin yeni albümde en çok seveceği parça olacak.
Beyazın hakim olduğu salonda koltuklara yayılıp tembellik yapan dört kedi var: June, April, Mojo ve Michael Jackson öldükten sonra doğduğu için adını ondan alan duman rengi Michael.
Duvardaki raflara 3,5 yıllık erkek arkadaşı ve menajeri Kadir Doğulu ile fotoğraflar yerleştirilmiş. Kapı çalıyor, üniversite sınavına hazırlanan oğlu Çağın giriyor içeri. Hande Yener 34 bedenlik incecik vücudu, skiny jean’i ve kalp desenli minicik hırkasıyla bir anneden çok Çağın’ın ondan birkaç yaş büyük arkadaşı gibi duruyor.
Yener, Poll Production’dan çıkan albümü hakkında konuşurken Sinan Akçıl imzalı tüm şarkılarının arkasında durduğunu anlatıyor: “Bugün piyasaya ilk kez çıkıyor olsaydım içime sine sine bu albümü yapardım.” 


Pop müzik parçaları söylemeyi özlemiş misiniz?
Bu kadar aradan sonra popu özledim tabii. Benim popta yükseleceğim şarkılar gelmedi elime. Üç yıldır duyduğum tek bir pop şarkısına “Bunu keşke ben okusaydım” demedim. Ben “Sen Yoluna Ben Yoluma”yı yaptığım zaman duyduğum enerjideki şarkılara rastlamadım. Rastlamadığım için de poptan uzaklaştım. Üretim tıkanma noktasına gelmişti. Şimdi tekrar popa dönerken yeni bir pop tarzı yaratmalıyız diye düşündüm. “Yalanın Batsın”, “Romeo”, “Kelepçe” de yeniydi. Yaptığım tarz tuttu deyip yoluma devam etmiyorum. Yeni bir şey daha katmak istiyorum. Dinleyici verdiğini alır deseler de ben müziğe o açıdan bakmıyorum. “Yeniyi duymalılar, yapmalıyım, bu bana yakışır” diyorum. Yenilikçi olmaktan hoşlanıyorum.

“Hande Yener pop albümü çıkarıyor” meselesi yılan hikayesini döndü sayılır. Albüm çıkarmanız neden bu kadar uzadı?
Benim için de zor oldu dayanmak! “Pop yapacağım” açıklamamdan sonra hemen albüm çıkarmam konusunda bir beklenti oluştu. Halbuki bir albümün tamamlanması repertuvar belirlemeyi de ekleyince bir yılı bulur. Dinleyicimi bir yıl bekletmek istemedim. Önce tek parçalık bir single yapacaktım. Baktım ki bir parça yetmeyecek, hayal kırıklığı yaratacak, hızlı tükenecek... Ortaya birkaç parça daha çıkınca albüme dönüştürmeye karar verdik. Albüm bitti derken mastering’den mutsuzdum. Başka bir yere daha yaptırdık. Sinan Akçıl iki şarkı daha hazırladı. “Bunlar bu albüme kesinlikle girmeli” dedik ve geldik nisan ayına. 

Albüm çalışmaları sırasında çok titizlenip ekibinizi bezdirir misiniz?
Benimle çalışan bezmez, kendini aşar! Benimle çalışırken bana “Hep senin istediğin mi olacak?” diye kızanlar da çıkıyor. Fikirlere açığım ama Hande Yener’e özel bir çalışma olması için müdahale etmem gerek. Albüm çalışmalarım sırasında feci titizlenirim. Bir anne çocuğunun üzerine titrer ya ben de albümlerimin üzerine titrerim. 

“Benimle o kadar çok uğraştılar ki inadına ‘Pop yapmam’ dedim”

Röportajlarınızda elektroniğe devam, vazgeçmek yok mesajı verirken ne oldu da popa dönüş yapma kararı aldınız?
Elektronik müzik yapmamı o kadar çok dile doladılar ve hakkında konuştular ki inadına gittim. Elektroniğe yükselmiştim o dönem. Üç yılda üç elektronik albüm yaptım. Ben hiçbir yerde takılı kalmayı düşünmüyorum. Ne elektronikte ne popta. İleride canım elektro rock isteyecek onu da yapacağım. Tek bir tarza bürünüp kalmak bana göre değil. Öğrendikçe ve kendimi donattıkça her türlü müziği yapabilirim. Herkes yenilik yapıyor belki ama benimkiler daha sivri ve iddialı oluyor. Bu da dikkat çekiyor.  

“Hande’ye Neler Oluyor?”un pop konusunda yeni tarafı neresi?
Hem dinlemelik hem de kulüplerde çalmalık bir çalışma. 

“Elektronik albümleri satmadı mecburen popa döndü” eleştirilerine bir cevabınız var mı? Maddi kaygıların ne kadar etkisi var popa dönüşünüzde?
Çalıştığım yapımcıların değişik bir tarz denedim diye beni cezalandırmak için sarf ettikleri sözler bunlar. Dişliyim, radikalim. Beni nereden yarayacaklarını iyi biliyorlardı. Oralardan yara aldım biraz ama hepsi daha iyi şeyler yapmamı sağladı. Satmasın diye albümüme tek bir video çektiler, destek olmadılar. “Şimdi onu mutlu edelim, belki bizimle sonra pop yapar” diye beni idare ediyorlardı. Yapımcılar tutmuş tarzları tekrarlamayı seviyorlar. Onlar para kazanmaya bakıyorlar, bense dünyada müzikte neler yapıldığına. Elektronik albümüm 60-70 bin sattı, internetten de indirildi. Üstelik albüm satışları geçmişle kıyaslandığında düştü. Ben “Şarkı sevildi mi, sokağa düştü mü, konserlerim doluyor mu?”ya bakıyorum. Ben ne yıllarca elektronik ne de yıllarca pop yaparım. Karakterim bu, değişimi seviyorum. Bunun maddiyatla ilgisi yok. Değişime açık değiller, daha önce de müziğinde değişiklik yapıp yok olanlar gibi beni de aynı sonun beklediğine inanıyorlardı. Ama ben hâlâ buradayım.  

“Sinan Akçıl’a rahat rahat gestapoluk tasladım”

Şarkı yapabiliyorken neden albümün tümünün söz ve müziğini Sinan Akçıl’e teslim ettiniz?
Kendisine rahat rahat gestapoluk yapabileyim diye! Zaten son üç albümde söz yazdım ve prodüktörlük yaptım. Gerçekten çok yoruldum. Ve başka bir kafaya ihtiyaç duydum. Erkek sözlerini söylemek istedim çünkü erkeklerin yazdığı parçaları yakıştırıyorum kendime. Hafif sert söylemleri ve erkeklerin naifliğini seviyorum. Albümü çıkarmadan önce pek çok besteciyle görüştüm. Sinan’dan “Sopa” geldi ve ben yükseldim. Benim söyleyeceğim sözleri vardı, müzikte tam istediğim yerdeydi. Sonra bir tane daha yaptı, bir tane ve bıraktı. Ben dedim ki “Neden frene basıyoruz? Seni zorlayacağım biraz daha. Uykusuz kalmaya hazırlan. Tüm albümü senin yapmanı istiyorum.” Dört ayda 11 şarkı çıkardı. 48 saat uyumadan çalışma rekorumuz var albümün müzik direktörü Sinan’la. Onun yazdığı her parçanın altına imzamı atarım.


“Belki sonra Demet’le bir konsere çıkarız”
Yeni kankanız Demet Akalın mı? Bu da yeni albümlerinizin tanıtımının bir parçası olamaz değil mi? 
Kavgalarımız ne kadar gerçekse şimdiki dostluğumuz da o kadar gerçek. Birbirimize karşı nefretimiz geçti. Nefretle başlayan aşkım da arkadaşlığım da yok, Demet ilk. Biz baştan yüz yüze görüşseydik bu hale gelmezdi durum. Medyadan o bana bir şey ben ona bir şey derken olay tırmandı da tırmandı. Kalplerimiz kırılmıştı şimdi onardık. Ona albümümü telefondan dinlettim. Kemal Doğulu ile bir araya getirdim. İyi ve başarılı olmasını istiyorum Demet’in, baştan da isteyebilirdim ama bana çok fazla sallamıştı. “Olsun yine de iyi kız” diyecek bir tip değilim. Ben de gerçekçi cevaplar verdim kendi adıma. 

Ortak bir albüm çalışmasında buluşmayı planlıyor musunuz?
O şu an kendi albümüne konsantre. Belki sonra birlikte bir şey yaparız. Bir konser projesi ya da düet projesi gibi... Çok yaşlanmadan yan yana gelmeyi istiyoruz (gülüyor).

Müzik tarzında ve imajınızda Madonna’yı taklit ettiğiniz söyleniyor. Müzik piyasasında sizi sevmeyenlerin size taktığı lakap Çakma Madonna.
Bu ülkede iki kadın var, herkes de onların çakması. O iş ne olacak?

Kim o kadınlar?
Sezen Aksu ve Ajda Pekkan. Ya onların çakması olacağım ya da Madonna’nın. Saçını sarı kahkül yaparsın Lady Gaga’yı taklit ediyor derler. İlla birini birine benzetecekler. Ben dünyada neler oluyoru takip edip kendime uyarlıyorum. Madonna’yı örnek alıyorum, evet. Enerjisini nasıl kullandığı, her defasında değişim yapması etkiliyor beni. Tabii ki o beni yönlendiriyor. Türkiye’den birini takip etsem sorun olmuyor, niye yabancı birini takip ediyorsam sorun çıkıyor? Burada olmak istediğim gibi biri yok, ben kendimi Madonna gibi 50 yaşında da sahnede dans eden, yenilikler denemekten korkmayan biri olarak hayal ediyorum. 

“Erkek arkadaşım Kadir Doğulu mutfakta Jamie Oliver’la yarışır”
- Sahne için Alexander McQueen, Stella McCartney, Marc Jacobs, Elif Cığızoğlu, Ezra-Tuba Çetin, Zeynep Erdoğan, Özgür Masur koleksiyonlarından kostüm seçiyorum.
-Pilates yapıyorum, yine Madonna’yı taklit ediyorum yani (!). Bisiklete biniyorum, koşuyorum. Spor yaptıkça daraldım. Şimdi 34 bedenim. Ne istersem yiyorum.
-Erkek arkadaşım Kadir Doğulu mutfakta o kadar başarılı ki ben onun yanında çömez kalıyorum. Kadir mutfak konusunda Jamie Oliver’la yarışır. Eve 12 kişilik misafir gelir, iki-üç saat içinde çeşit çeşit yemek yapar. Yıllarca kafe işletmelerinde çalıştığı için aşçılardan tüyolar kapmış.
-Denemediğim saç rengi kalmadı, her tonu boyadım. Birkaç ayda bir saçımı değiştirmezsem mutsuz oluyorum. 


“Bana sataşan eski yapımcılar şimdi çöpte!”

“Çöp” parçasının sözleri şöyle: “Her şeyi koy bir torbaya / Hepsi çöp / Korkma dök”. Siz kimi çöpe atmak isterdiniz, size sataşan eski yapımcılarınızı mı?
Onlar çöpte zaten! Onları zamana ayak uyduramamak bitirdi. Bana gerek bile kalmadı. 

“Aşk böyledir önce sevdirir / Sonra sopa sopa vurur” diyorsunuz “Sopa” adlı şarkınızda. Aşk size çok sopa attı mı?
Attı tabii. Birinden her ayrılışımda sopa yemişim gibi oluyor. Sopayı atan da olsanız acı çekiyorsunuz yiyen de olsanız acı çekiyorsunuz... Eğer vicdan sahibi biriyseniz tabii. 

Size daha çok atan mı yiyen mi taraftaydınız?
Genel olarak sopa atandım. Acıtmadan ama (gülüyor). 

Aşkta gözü kara mısınızdır?
Ben aşık olmaktan hiçbir zaman korkmadım, kaçmadım. “Başıma ne gelecekse gelsin varım” dedim. Herkes gibi yanlış insanlarla da birlikte oldum. Yanlış yapa yapa doğruyu bulacağız. 

3,5 yıldır Kadir Doğulu ile birliktesiniz. Bir ara evlenecektiniz, tarih verdiniz, düğün iptal oldu. Doğru insan olmama ihtimali mi korkuttu ve vazgeçirdi sizi?
Hayır. O dönem bir akrabamızı kaybettik ve ileri tarihe attık. Sonra benim yapımcılarla olan savaşım, kariyerimle ilgilenmem derken evlenmeyi unuttuk. Ben müzikle evliyim, nikah şahidim de Tanrı. Müzik olmadığı an ben pili çıkarılmış bir saat gibiyim. Hayatımda müzik olmasa çekilmez birine dönerim. Kadir de bunu anlayışla karşılıyor.


Etiketler:
©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.