Pazar

22.07.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 22.07.2012-2:30

‘Olimpiyatlar anonsörlük kariyerimin en üst noktası’

2012 Londra Olimpiyatları’nda görev alacak anonsçulardan biri de Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı’nın iç saha anonsçusu Mustafa Özben oldu

Sitene Ekle

Ulaş Gürşat / ulas.gursat @ milliyet.com.tr

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı’nın iç saha maçlarında coşkulu sesini yakından tanıdığımız ülkenin en önemli basketbol anonsörü Mustafa Özben’in sesi 2012 Londra Olimpiyatları’nda da salonlarda yankılanacak. Özben bu göreve nasıl geldiğini, işine duyduğu aşkı ve başarı hikayesini bizlerle samimi bir şekilde paylaştı.

 Bu işe nasıl başladınız?

Hayatım boyunca üç tane büyük aşkım oldu; İngilizce, tiyatro ve basketbol. Şu an yaptığım işle de bu üç aşkımı bir araya getirmiş oldum. Çok iyi bir İngilizcem var. Duyduğunuzda “Bu adam Amerika’da yetişmiş” dersiniz ama hiç orada yaşamadım. Ortaokul yıllarında tiyatroya ilgi duydum. Bir süre sunuculuk, amatör tiyatro ve konferans tercümanlığı yaptım. 10 yıldır da basketbol anonsörlüğü yapıyorum. İlk olarak bundan 10 yıl önce Efes World Cup’ta gönüllü olarak anons yaptım. Kız arkadaşım “Sen Boğaziçi Mütercim-Tercümanlık bitirdin. Gidip bedavaya basket atanın adını mı bağıracaksın?” diye eleştirmişti. Ben de “Evet bağıracağım ve göreceksin en iyi de ben bağıracağım” demiştim. 15 gün sonra Efes Pilsen aradı, böyle başlamış oldum.

 Olimpiyatlara katılma süreci nasıl yaşandı?

Londra Olimpiyatları Basketbol Etkinlikleri’nin başında bulunan kişi 2010 Dünya Şampiyonası’na gözlemci olarak katıldı. Dünya Şampiyonası’nı başarıyla atlattıktan sonra resmi siteye başvuru yapıp CV’mi ve referans mektuplarımı gönderdim. 2011 Mayıs’ta Londra’daki bir hazırlık turnuvasına davet ettiler. Aralık’ta da “Sizinle çalışmak istiyoruz” dediler.

 Hedefiniz finali anons etmek mi?

Görev dağılımımız henüz belli değil. Performanslarımız çerçevesinde çeyrek, yarı finaller ve finaller için bir görev dağılımı olacak. Olimpiyatlar anonsörlükte kariyerimin en üst noktası. Bir de final anons edersem kaymaklı ekmek kadayıfı olur.

“Bizim görevimiz heyecanlanmak değil heyecanlandırmak”

 İngiltere’de İngilizce anonsları bir Türk’ün yapacak olması ilginç değil mi?

İngilizce’nin ana vatanında bir Türk, basketbol gibi anonsçunun belki de en çok işin içinde olduğu bir spor dalında sesiyle var olacak. Bu gerçekten çok önemli bir şey.

 Türkiye’de bu işin öncüsü olduğunuzu biliyoruz...

Bu işin kaynağı NBA ama bana kadar bu işin meslek olarak algılanması için çaba sarfeden yoktu. Son 10 yılda 900 maç anons etmişim. Bunların başında Fenerbahçe kadın ve erkek takımlarının maçları ve 2010 Dünya Şampiyonası var. Şimdi ise neredeyse her takımda anonsör var.

 Basketbol anonsörlüğü maddi olarak tek başına yeterli mi?

Türkiye’nin bu işten en çok kazananı olduğumu biliyorum yine de sadece bu iş yeterli olmuyor. Bu işin de beraberinde getirdiği tanınırlık yardımıyla tenis, voleybol, boks, atletizm de anons etmeye başladım. Zamanla ring anonsörlüğü de yapmaya başladım.

 Bu mesleği yapmak için gerekenler neler?

Heyecanının kontrol etmek gerekiyor. Bizim görevimiz heyecanlanmak değil heyecanlandırmak. Basketbolun doğası gereği ortalama 10 saniyede bir anons yapmak zorundasın. Oyun çok fazla duruyor. Kurallara ilişkin şeyler oluyor, oyuncu değişiklikleri, molalar, fauller... Bunları anons ederek oyunun içine giriyorsun. Nice maçta Fenerbahçe
10-15 sayı geriye düşüp maça ortak olup maçı kazandı. Onun olmasında da salonda yaratılan atmosferin büyük önemi var. Ama o atmosferi ben yaratmıyorum. O atmosferin yaratılması için ateşleyici bir rol oynuyorum. İlk domino taşını deviriyorum, gerisi geliyor.

“Gece aniden uyanıp telefonuma kaydettiğim anons cümleleri oluyor”

Sizinle özdeşleşecek, etiketiniz olacak bir cümle arıyor musunuz?

Takım çıkarken “Haydi şimdi bütün salon hep birlikte ayağa, hazır mıyız Fenerbahçe Ülker’i alkışlamaya?” gibi bir klişe oturtmaya çalışıyorum. Oyuncular özelinde de etiketlerim var. Mesela “Nevriye Yılmaz oradan kaçırmaz”, “Roko Ukic, şimdi susulur mu hiç?”, “Emir Preldzic şimdi çizgide, hazır ikide ikiye” gibi oyunculara eklediğim sözler var. Bunlar spontane gelişmiyor. Gecenin üçünde aniden uyanıp telefonuma kaydettiğim şeyler oluyor.

“Birkaç Fenerbahçe maçında heyecandan tansiyonum fırladı”

Anonslara tarafsız kalmaya özen gösteriyor musunuz?

Fenerbahçe’nin iç saha maçlarında Fenerbahçe lehine anons yapıyorum. Ama tarafsız yaptığım anonslar da oldu. 2010’daki Türkiye maçlarında bu tarafsızlığımı korumadım. FIBA’nın ciddi uyarıları oldu. “Bu kadar yapmayalım” dedikleri oldu. Evet abarttım.

 Anonslar sırasında zorlandığınız zamanlar oluyor mu?

Birkaç Fenerbahçe maçında tansiyonum çok fırladı. Maçın gidişatından veya bir heceyi çok uzatıp nefessiz kaldığım için bunlar olabiliyor. O esnada kendini toparlayıp tansiyonunu kontrol altına alman lazım.


Etiketler: Efes, Tenis, basketbol
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.