Cumartesi

30.10.2009 - 01:00 | Son Güncelleme: 30.10.2009-18:40

“Örtünme İslam’dan yüzyıllar önce başladı”

Sitene Ekle
“Örtünme İslam’dan yüzyıllar önce başladı”

İPEK YEZDANİipek.yezdani@millyet.com.tr

Türkiye, Amerikalı yazar Ann Chamberlin’i önce Safiye Sultan’ı konu alan romanlarıyla tanıdı. Bir süre önce de “Ortadoğu’da Örtünmenin Kısa Tarihi - Aynadaki Peçe” adlı kitabı çıktı. Kitabının tanıtımı için Türkiye’ye gelen Chamberlin; başörtüsü, türban ya da çarşaf, ne şekilde olursa olsun; “örtünmenin” İslamiyet’ten çok evvel, M.Ö. 1500 yılında başladığını kanıtlıyor.
Chamberlin günümüzde başını örten kadınların ise kendilerini “mevcut sistemden korumak için” örtündüklerini savunuyor. Yalnız Chamberlin’in kafası biraz karışık. ABD’deki sistemde kadınların korunaksız bırakılmalarından sıkılmış olacak ki “erkek egemen dünyada”, kadınların ancak “örtünerek” var olabileceklerini düşünüyor. Öte yandan kadınlara “örtün” baskısı yapmanın da kadınları sömürmek olduğunu itiraf ediyor.


Kitabınızda kadınların başlarını örtmesinin tarih öncesi dönemlerde de var olduğunu söylüyorsunuz.
Şurası kesin, M.Ö. 1500 yılında Mezapotamya’da Sümerlerde başörtüsü ve peçe vardı. Ancak o zaman sadece zengin kadınlar başlarını ve yüzlerini örtebilirlerdi, kölelerin örtünmesi yasaktı. Bir kölenin örtündüğü ortaya çıkarsa onu ceza olarak sıcak katrana bularlardı. 

Türk Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, Sümerlerde fahişeliğin kutsal bir iş olarak kabul edildiği ve kendilerini Tanrı namına bu işe adayan kadınların diğerlerinden ayrılsınlar diye başörtüsü taktıkları yazmıştı. Bu tez bayağı tartışmalara neden oldu.
Evet, onlar kutsal fahişelerdi. O günlerde fahişelik dinle bağlantılı bir şeydi. İncil’de de Antik Mezopotamya’daki kutsal fahişelerle ilgili pasajlar bulabilirsiniz. Bu mantığı şu anda bizim anlamamız çok zor çünkü o zamanki insanların inancına göre tek bir tanrı değil, tanrılar ve tanrıçalar da vardı, seks ibadetin bir parçasıydı ve fahişelik de seksi teşvik ettiği için kutsal bir kavramdı. Hatta kralın kızları arasında bile fahişe olanlar bulunuyordu. Mezopotamya o dönemde uygarlığın merkeziydi. Dönemin en yüksek kültürü de Mezopotamya kültürü olduğu için, bu coğrafyada yaşayan herkes benimsemişti. Örtünme de dahil olmak üzere bugünkü geleneklerin çoğu o dönemden kalmadır.   

Yani başörtüsü ve örtünme bu şekilde mi kutsal kitaplara yansıdı?
Kuran’ın kadınlara açık bir şekilde “başınızı örtün” demediğini biliyoruz. Ancak bugün Suriye’nin Palmira kentinde İslamiyet öncesinden kalma bir taş var ve orada başlarını örtmüş, hatta çarşafa bürünmüş Arap kadınlarının resmedildiğini görüyoruz. İslamiyet’ten 300-400 yıl kadar önce Kuzey Afrika’da bir yazar Hıristiyan kadınlara “Pagan Araplar bu şekilde örtünürken siz örtünmeden dolaşmaya utanmıyor musunuz?” diyor. Yani örtünme İslamiyet’ten önce de kesinlikle vardı.
Hz. Muhammed ve ilk Müslümanlar da Mezopotamya’da, yani uygarlığın merkezinde bunun yaygın olduğunu görüp “Bizim kadınlarımız için istediğimiz de böyle bir şey” diye düşünmüş olabilirler. 


“Örtünen kadın erkek üzerinde hak iddia ediyor”
Siz kadınların kendilerini kapitalist sistemden korumak için örtündüklerini savunuyorsunuz.
İmparatorluklar büyümeye ve şehirler kurulmaya başladıkça kadınlar da güçlerini kaybettiler. Çünkü şehirde yaşayan kadın artık tarlada olduğu gibi kendi sebzesini yetiştiremez, kendi tavuğunun yumurtasını yiyemez. Şehirde yaşayan kadının buna ulaşması için önce para kazanması gerekir. Bu noktada kendisini eve kapatıp örtünen kadın, erkeğin üzerinde daha fazla hak sahibi oldu. “Ben senin eşinim, çocuklarının annesiyim, o yüzden bu eve ekmek getirmek zorundasın” dedi. Örtünme, kadına kocası için “Benim senin üzerinde hakkım var” deme olanağını verdi.

“Hem koruyor hem sömürüyor”
Ama kadınlara “örtün” baskısı yapmak da sömürü değil mi?
Evet, bu iki taraflı bir şey. Başörtüsü ve çarşaf kadınları sömürüden koruyabiliyor ama aynı zamanda kadınları sömürmek için de kullanılabiliyor. Ben ABD’de aile kavramının nasıl darmadağın olduğunu, kadınların çocuklarını nasıl tek başına yetiştirmek zorunda kaldıklarını görüyorum. Öte yandan daha geleneksel toplumlarda bir erkek kadını kendi onurunun bir parçası gibi gördüğünde onu korumak, kollamak için daha çok çaba harcıyor. 

“Feministler bana çok kızar”
Bu söyledikleriniz kadın-erkek eşitliği düşüncesine tamamen aykırı. Bir kadının onuru erkeğe değil, kendine ait bir şeydir. Feministler size kızmıyor mu?
Tabii ki kızıyor. Bu yüzden ABD’de pek de popüler olduğum söylenemez. Bunu kitapta da anlattım, erkekler kadın kendini ona teslim etmediği müddetçe maalesef sorumluluk almıyor. Erken Mezopotamya’da da bunu anlayan kadınların örtünmeyi özellikle seçtiklerini düşünüyorum.


Etiketler: ABD, İncil, Hz. Muhammed
©Copyright 2009 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.