Cumartesi

02.03.2013 - 02:30 | Son Güncelleme: 02.03.2013-2:30

“Oyunculuğu çok seviyorum, Uruguay’da da oynayabilirim”

“Muhteşem Yüzyıl”ın Ayas Paşa’sı Fehmi Karaarslan aynı zamanda iki tiyatro oyununda birden sahneye çıkıyor. Fransa’da oyunculuk eğitimi gören ve oyunlarda yer alan genç oyuncu: “Hedefim iki ülkede de çalışabilmek. Aslında nerede olduğum önemli değil, her yerde oynamaya açığım” diyor

Sitene Ekle

SILA ACAR acarsila22@gmail.com.tr

Fehmi Karaarslan’ı hepimiz “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde canlandırdığı Ayas Paşa rolüyle tanıdık. Özellikle Pargalı İbrahim’in öldürülmesinde büyük rol oynayan Ayas Paşa kısa sürede popüler oldu. Oyunculuğu bir hayat tarzı olarak benimsediğini söyleyen Karaarslan, Türkiye’de mezun olduktan sonra Fransa’ya oyunculuk eğitimi almaya gitti. Paris Devlet Yüksek Konservatuarı’nda okuyan
32 yaşındaki oyuncu aynı zamanda onlarca tiyatro oyununda da yer aldı. Bugünlerde ise iki farklı tiyatro oyunu ve “Muhteşem Yüzyıl” seti arasında mekik dokuyan Fehmi Karaarslan’la, Fransa yıllarını, “Muhteşem Yüzyıl”ı ve tiyatro oyunlarını konuşmak üzere buluştuk.

“Muhteşem Yüzyıl” serüveni nasıl başladı?

Projenin genel koordinatörü Nermin Eroğlu’nu daha önceden tanıyordum. “Türkiye’ye gelip de bir şey yapmak istediğinde haber veririsin” demişti. Yedi yıl Fransa’da kaldıktan sonra, iki sene önce Türkiye’ye döndüm. Türkiye’ye geldikten
1.5-2 ay sonra da “Muhteşem Yüzyıl”a     dahil oldum.

 Fransa’da uzun yıllar tiyatro eğitimi aldınız. Gitmeye nasıl karar verdiniz?

Ben Anadolu Üniversitesi’nde Fransızca ve İngilizce öğretmenliği bölümünü beraber okuyordum. Aynı dönemde aktif olarak tiyatro da yapıyordum. Türkiye’de yapılan işleri, oyunculuğa bakış açısını, konservatuarların yapısını biliyordum.     Sonra kafamda şimşek çaktı ve “ben gitmeliyim” dedim.

“Hayır olmaz,  o sakallar kalacak!”

 Hem “Muhteşem Yüzyıl”da oynuyorsunuz hem de “Human Profit” ve “Yeni Kiracı” adlı iki ayrı tiyatro oyununda rolünüz var. Zor olmuyor mu?

 Benim haftada iki ya da üç gün setim oluyor. “Human Profit” ve “Yeni Kiracı” sürekli oynanan oyunlar değil. Bu nedenle dengeyi kurmaya çalışıyorum ama tabii ki set ve sahne bir arada oldukça zor oluyor. İyi idare etmek gerek.

 Nasıl bir oyun “Human Profit”

Fransızca oynadığımız için üst yazılı bir oyun ama beden komiği üzerinden gittiği için hiç dil bilmeyenler bile keyif alarak izliyor. İki Fransız oyuncu ile oynuyorum. Türkiye’ye Fransız Kültür’ün davetiyle 2010 yılında getirdik ilk defa. Program ve ekonomik şartlardan dolayı burada çok fazla oynama şansımız olmadı. Biz de bu nedenle bir turne yapmaya karar verdik. 8 Mart’ta Kartal Sanat Tiyatrosu’nda, 9 Mart’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 11 ve 13 Mart’ta da Fransız Kültür Merkezi’nde oynayacağız.

 “Yeni Kiracı” adlı oyununuz için     neler söyleceksiniz?

İlk kez 18. İstanbul Tiyatro Festival’inde oynadık. Kapitalizmin insanı nasıl hapsettiğini, alma güdüsünün nasıl işlendiğini absürt bir dille anlatıyor. Bir eve yeni bir kiracı taşınıyor ve ben eve eşya taşıyan hamallardan birini oynuyorum.
16 Mart’ta Afife Jale’de oynayacağız.

 Sakallarınız tiyatro oyunundaki karakterlerinizi nasıl etkiliyor?

Sakallarım benim bedenimin bir parçası ve maskem oldu. Oyunu bu maskeyle kuruyorum ve bir süre sonra hem oyunun hem de karakterimin olmazsa olmazı oluyor. “Yeni Kiracı”da provalara hep sakalla katıldım. Yönetmenimiz Laçin Ceylan’da beğendi. Bazen dizi bitince sakallarımı keserim dediğimde Laçin Ceylan “Hayır olmaz o sakallar kalacak” diyor.

 

Fransa’da birçok tiyatro oyununda ve sinema filminde oynadınız. 2010’un sonlarına doğru da döndünüz. Neden Türkiye’ye dönüş kararı aldınız?

Buna tam olarak dönmek yerine şu anda burada çalışıyorum diyebilirim. Oraya da projeler için gidip geliyorum. Ana dilimde bir şeyler yapmak, kendi ülkemde de projelerde yer almak istedim. İki ülkede de çalışabilmeyi arzuluyorum. Orada belli bir çevrem olmuştu ama Türkiye’de henüz çalışmamıştım. Bunların hepsi bir araya geldi ve buraya geldim. Ben oyunculuğu çok sevdiğim için her yerde oynamaya açığım. Burada da projelere dahil olabilirim, Uruguay’da da oynayabilirim.

“Muhteşem Yüzyıl’a fırsatçılık gözüyle bakmıyorum”

 Muhteşem Yüzyıl sizin ilk dizi projeniz. Bunu ilerisi için bir basamak olarak görüyor musunuz?

Bu, benim sektöre girdiğim ilk iş oldu ama ben onun ötesinde yıllardır tiyatro yapıyorum. Bir fırsatçılık bakışıyla değil de, iyi bir projenin içinde olmadan aldığım keyif olarak nitelendiriyorum. Bundan sonra neler olur bilemem, onu hayat gösterir. Popüler bir dizi sonuçta ama popülerlik benim için hiçbir zaman öncelikli, olmazsa olmazım değildi. Öyle bir şey olmuş olsaydı yıllarımı yurt dışında tiyatroya adayarak geçirmezdim.

 Diziler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında bir avantajımız var; Avrupa’da bu kadar kaliteli oyuncular dizilerde oynamıyor. Türkiye’deki bu durum dizilerin olası kalite oranını artırıyor. Bu hepsi iyi anlamına gelmiyor tabii ki. Orada dizi sektörü için apayrı bir kast sistemi var. Fransa’da, Almanya’da, gidin bakın, dizi oyuncuları büyük yönetmenlerin sinema filmlerinde oynayamazlar. Dakika anlamında konuaşacak olursak, Avrupa’da diziler 45-60 dakika arasında. Burada 90 dakika. Türkiye’de 5-6 günde bir bölüm çekiyoruz. Ama Avrupa’da bir sezonda 15 bölüm filan çekiliyor.

 Türkiye’de tiyatrolara karşı takılınan tavır için ne söyleyebilirsiniz?

Ben buna global bir cevap verecek olursam; hiçbir şekilde sanata müdahale edilmemeli. Sanatçıya, üreten kişiye karışamazsın. 

“Türkiye’de yetenek sanılan şey bir potansiyel” 

Fransa’da Ulusal Sirk Sanatları Okulu’nda eğitim aldınız. Neler öğrendiniz orada?

 Burada palyaço ve yaratıcı oyunculuk üzerine bir program vardı. O programa gittim. Genel anlamda, beden farkındalığı ve haraket analizi çalışmaları yaptık. Mesela atın üzerinde metin okuyup oyun oynuyorduk.

Uzun yıllarını yurt dışında geçirmiş, orada eğitim almış biri olarak Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok net bir şey söyleyebilirim ki Türkiye’de çok yetenekli oyuncular var fakat biraz tembel ve disiplinsisiz. Sanatçı olman için devamlı sorgulaman, yanılman, denemen, emin olmaman ve çalışman gerekiyor. Alkışlanmayı, en yukarıya geldim hissini yaşamayı seviyoruz. Bunu yönetmek çok önemli işte. Bir de yetenek kelimesine çok inanıyoruz. Türkiye’de     yetenek zannedilen şey bence bir potansiyel. 

 


Etiketler: haber, Anadolu, haberler
Hangisi yönetmenliğini ve senaristliğini Tolga Örnek'in, müziğini Demir Demirkan'ın yaptığı Türk belgeselidir?
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.