Cumartesi

27.06.2015 - 02:30 | Son Güncelleme: 27.06.2015-2:30

“Rock’taki kadın figürü çok erkeksi”

Yeni single’ı “Yangın Var”ı çıkaran ve yaptığı dizi müzikleriyle de çok beğenilen Aydilge “Rock müzikte kadın figürü çok erkeksi. Neden yani? Kadının kendi ayakları üzerinde durması illa haşin, sert ve erkek gibi olmasını mı gerektirir!” diyor

Sitene Ekle

Elif İpek Türer-ipek.turer@milliyet.com.tr

Aydilge’yi sadece son zamanlarda popüler olan dizilere yaptığı müziklerden tanıyanlar aslında çok şey kaçırıyorlar. Aydilge 10 parmağında 10 marifet diyebileceğimiz insanlardan. Başarılı albüm ve single’larının yanı sıra radyo programı (Artı 5 Eksi 5 / Rock Fm) yapıyor. Yazdığı öykü ve romanlar var. Ayrıca kendisi pek söylemek istemiyor ama sosyal sorumluluk ve yardım projeleriyle yakından ilgili. Mesela şu ara Bir Dilek Tut derneği için çocukların dileklerini gerçekleştiriyor. Bize de yeni single’ı “Yangın Var”ı ve bu aralar neler yaptığını anlattı...

 -Dizi müzikleri yapmaya ne zaman başladınız?

“Kiraz Mevsimi”nin müziklerini yapan Volkan Akmehmet ve İnanç Şendemir “Jenerik şarkısı dizinin teması, kimliği olacak. O şarkıyı öyle biri okumalı ki o gençlik ruhunu, kıpır kıpırlığını aktarsın” diyor.
Bir yandan şarkının slow versiyonu da var. Yani duygusal ve nahif tarafı da olmalı.
Bu nedenle akıllarına ben geliyorum.

 -Dizinin kendisi kadar müziği de çok tuttu. Mesela ben izlemiyorum ama müziği biliyorum. Bunun bir formülü var mı?

Evet, dizi çok sevildi ve bunda müziğin etkisi de çok büyük. Ben dizilerin tutmasında müziğin çok önemli bir faktör olduğunu bildiğim için asla
“Ya diziye de bir şarkı yapıverelim” kafasında değilim. Ben “Bir hit yapmam lazım! Bunun çok iyi olması, çok sevilmesi lazım!” diye düşünüyorum.

“Önceliğim iyi şarkılar, dile dolansınlar istiyorum”

 -Konuk oyuncu olduğunuz bölümler de var. Nasıldı çekimler?

Aydilge olarak gittiğim için zorlanmadım. Oyuncular bir şeyler ezberlemeye çalışıyor; onlar yaşıyor stresi. Ben orada laylaylom şarkı söylüyorum. Sadece bir tek yerde Serkan’la (Çayoğlu) düetimiz oldu. O sahnede bir repliğim vardı, orada biraz heyecanlandım. 

 -Şimdi bir de “Kiralık Aşk”ın müziğini yaptınız...

Evet. Sözü, bestesi bana ait. Bu sefer daha farklı bir şey var çünkü yapımcı geldi bana ve bütün hikayeyi anlattı. Ben de bir dünya kurdum kafamda. Çok severek yaptığım bir şarkı oldu.

 -Diziyle daha geniş kitlelere ulaşma şansınız da var, değil mi?

İnsanlarda şöyle bir algı oluşmuş; “Tam dizi müziği gibi olmuş”. Ben böyle bakmıyorum olaya, dizi şarkısı yapmak gibi bir derdim yok benim. Ben çok iyi bir şarkı yapmaya çalışıyorum, dile dolansın istiyorum. Ben öyle sipariş üzerine müzik yapan, reklam cingılcısı değilim. Benim önceliğim iyi şarkı yapmak. 

“İnsanlar coşkuyu hissetsinler ve ayaklansınlar istiyorum”

 -Bu arada yeni bir single çıkardınız...

“Yangın Var” çok ateşli bir şarkı oldu. Ama ateşli deyince aklımıza hemen cinsellik geliyor. Benim ateşli dediğim şey aslında tutku; tutkuyla sevmek, tutkuyla bir işe bağlanmak... Bize azla yetinmemiz, sahip olduğumuz neyse ona razı olmamız, daha fazlasını istemememiz çok büyük bir erdemmiş gibi dayatılıyor. Fakat aslında azla yetinmek, mutlu olduğun şeye sahip olduktan sonra onla yetinmendir. O yüzden ben şarkılarımda hep harekete geçmeye çağırıyorum. İçlerindeki o enerjiyi, ateşi, tutkuyu, coşkuyu hissetsinler ve ayaklansınlar istiyorum.

 -Peki hem albüm hem single yapmış biri olarak sizce bir fark var mı aralarında?

Var. Albümü düşünürken uzun hikaye gibi düşünüyorum, bir roman yazmak gibi şarkıların öykülerini birleştiriyorum kafamda. Ama single’lar farklı. Biraz benim heyecanlı yapımdan da kaynaklı sanırım, onları içimde tutamıyorum, patır patır çıkmak istiyorlar. Hatta bazen böyle insan gibi beni beklemiyorlar ve “Ben albümü beklemeyeceğim, çıkmak istiyorum. Şu anda gidip insanlara kendimi dinletmek istiyorum” diyor ve çıkıyorlar. “Yangın Var” mesela öyle. O kadar hızlı bir şarkı ki onu tutup bir albüme sokmak mümkün değil.

“Enteresan bir müzik yapıyorum”

 -Türkiye’nin ilk Türk Sanat Müziği çocuk korosunda görev almışsınız. Oradan rock müziğe geçiş nasıl oldu?

Çok güzel oldu. Böyle garip bir müzik ortaya çıktı. Aslında tam rock da yapmıyorum. Enteresan bir şey yapıyorum. Bence zaten Türkiye’de kimse Batı’nın bildiği anlamda bir rock müzik yapmıyor. İyi ki yapmıyor. Ben de yaptığım müziği hiç tanımlamıyorum. Gerek de görmüyorum. Çünkü bir şeyi tanımladığın anda noktayı koyuyorsun ve bitiyor. Ben virgülleri seviyorum ve virgüllerle devam ediyorum.

 -“Rock müzikte kadın özgürlüğünden bahsetmek, önüne gelen erkekle birlikte olmak değil. Ben rock söyleyen cici bir kızım” demişsiniz... Biraz açar mısınız?

Ben orada şunu demek istedim: Feminizmde de rock müzikte de böyle bir sorun var. Özgürlük dediğimiz, kadın haklarını korumak dediğimiz zaman erkekleşmeden bunu yapmak lazım. Özgür bir kadın, erkek gibi davranarak özgürleşmek zorunda değil. Erkeklerin yaptıkları hareketlerin aynısını yapıp “İşte erkekler aldatıyor kadınlar da aldatsın, erkekler tek gecelik ilişki yaşıyor,
ben de yaşıyorum; bakın ne kadar özgürüm” demek gerekmiyor. Özgürlüğü istediğin mesleği yapmakla, fikirlerini özgürce söylemekle yani istediğin hayatı yaşamakla tanımlamak gerek. Özgürlük kaç kişiyle yattığınla sınırlı olmasın, bu kadar basite indirgenmesin demek istedim.

 -Rock müzikte böyle bir algı mı var sizce?

Rock müzikte kadın figürüne baktığın zaman çok erkeksiler, çok sertler. Kıyafetler siyah; duruşlar sert. Sesler çatallı, bakışlar haşin, karanlık, karamsar... Neden yani? Kadının kendi ayakları üzerinde durması illa haşin, sert ve erkek gibi olmasını mı gerektirir! Ben renkli kıyafetlerimle, yer yer komik olabilen surat ifademle, bazen kadınsı, bazen küçük bir kıza benzeyen, bazen hüzünlü bir genç kadının ruh haline bürünerek ama hep kadın olarak yani bir şekilde erkekleşmeden, kadın olmanın bütün güzel yanlarından memnuniyetimi belirterek müziğimi yapıyorum.

“Sahne anılarım benim oksijen depolarım”

 -Festivallerin de aranan yüzlerindensiniz. Unutamadığınız bir anınız var mı?

Anı demeyeyim ama insanların çok şaşırdığı
bir şey var. Ben alkol ve sigara kullanmıyorum. Ama sahnede o kadar enerjiğim ki organizatörler “Yahu bu ne içti?” diyorlar ve inanamıyorlar. Garip bir şey var sahneye çıktığım anda bir düğme var sanki ona basılıyor. İnanılmaz bir mutluluk... Hayatta en mutlu olduğum yer sahne; beni  kurtaran, beni iyileştiren her şey orada... O anıyı canlı tutabilmek için de ayık olmalıyım. Benim oksijen depolarım o anılar. Çünkü aslında çok kırılgan bir insanım, onlarla iyileşiyorum.

 -İşiniz olmadığı bir gününüzü nasıl geçirirsiniz?

Caddebostan sahilde yürümeyi, adaya kaçmayı seviyorum. Kedileri acayip seviyorum onlarla vakit geçirmekten, oynamaktan çok hoşlanıyorum. En sevdiğim şeyse güzel dünya müzikleri eşliğinde Ot, Kafa gibi dergiler, kitaplar okumak... Bir de gezmeyi severim mesela konserlerde kalcağımız gün sayısını uzatır etrafı gezerim.


Etiketler: aşk, dizi, Alkol, Reklam
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.