Pazar
16.04.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 16.04.2017-2:30

“Silahı değil mizahı seçtik”

IŞİD’le dalga geçen Daya Al-Taseh mizah ekibinin hikayesini 36. İstanbul Film Festivali’nde “Taşınma Sanatı” belgeseli bize anlattı. Üyelerden Youssef Helali: “Mizahla zayıflıklarını gördüler”

Sitene Ekle

Fırat Karadeniz / firat.karadeniz@milliyet.com.tr

Suriyeli Daya Al-Taseh’in muhalif skeçleri hem Esad rejimini hem de IŞİD’i rahatsız etti. Fakat onlar korkmadılar ve üretmeye devam ettiler. İlk önce Gaziantep’e daha sonra da İstanbul’a taşındılar. Çünkü onlar silah olarak mizahı seçmişti. 36. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen “Taşınma Sanatı” onların hikayesini anlatıyor. Belgeselin yönetmeni Liliana Marinho de Sousa ve Daya Al-Taseh’ten Youssef Helali ile konuştuk...

Daya Al-Taseh’in hikayesi nasıl başladı? Komediyi bir silah olarak kullanma fikri nasıl ortaya çıktı?

Youssef Helali: Bizim hikayemiz ilk önce Esad rejimine muhalif iki-üç dakikalık kısa skeçler üretmemizle başladı. Bir iç savaşın içindeydik. Daha sonra bu skeçler yüzünden rejim bizi aramaya başladı. O zamanlar IŞİD henüz Suriye’de değildi. Rejim güçsüzleşince IŞİD, Irak’tan Suriye’ye geldi. Onlar Suriyeli insanları öldürmeyi başlayınca onlara karşı da mücadele vermeye başladık. Onlarla ilgili de skeçler yayınladık. Biz de Müslümanız. IŞİD de Müslümanlık için savaştığını iddia ediyor. Ama işin aslı öyle değil. Bu yüzden bu canavarla savaşmamız gerektiğini düşündük.

Elinize silah almadınız ama...

Youssef H.: Evet. Komediyi silah olarak seçtik. Çünkü komedi sayesinde IŞİD’in zayıf taraflarını gösterebiliyorduk.

“İstanbul’da güvende hissediyoruz”

Dünyadaki herkes IŞİD’den korkuyor. Siz onlarla dalga geçme cesaretini nasıl bulabildiniz?

Youssef H.: Silahlarla nasıl savaşacağımızı bilmiyoruz, hiç öğrenmemiştik. Ama savaşmamız da lazımdı. Oturup seyredemezdik.

Suriyelilerde nasıl bir etki bıraktı sizin skeçleriniz?

Youssef H.: Biz gerçek hikayelerden yola çıkarak skeçler hazırlıyorduk. Gerçekten komedi yaratıyorduk. Anlattıklarımızın gerçek olması da insanların düşünce biçimini değiştirdi. IŞİD’i yenilmez bir canavar olarak değil, bir grup insan olarak görmelerini sağladı. Zayıflıklarını gördüler. Bizim dinimizi bize karşı kullandıklarını anladılar.

Sizce komediyle savaş doğru bir karar mıydı?

Youssef H.: Evet. Düşmanınıza benzeyerek savaş kazanamazsınız. Doğru karardı.

Liliana Marinho de Sousa: Bence de doğru bir karardı. Müslümanların çok büyük bir kısmı dinlerini IŞİD’den çok farklı bir biçimde yaşıyor. O zaman çoğunluk neden azınlıktan korksun ki?

Peki siz Daya Al-Taseh’den nasıl haberdar oldunuz, bu belgeseli çekmeye nasıl karar verdiniz?

Liliana M.S.: Aslında ben zaten Türkiye’deydim. Kısa bir süre için. Belgesel film festivali için gönüllü olarak çalışıyordum. Bu süreç boyunca Türkiye’deki film yapımcısı Suriyelilerle tanıştım ve onlar hakkında bir belgesel çekmek istedim. Biraz araştırınca da, hatta Alman bir arkadaşımın yardımıyla, Daya Al-Taseh’i keşfettim. Ardından da Gaziantep’e gittim.

Belgeselde Gaziantep’te sizi takip eden insanlar olduğunu anlatıyorsunuz. Kendinizi güvende hissedebiliyor muydunuz?

Youssef H.: Bizi takip eden, evimize gelen insanlar oldu. Ev sahibimize bizi sormuşlar. Daha sonra güvenliğe daha büyük önem vermemiz gerektiğini düşündük ve İstanbul’a taşındık.

İstanbul’da güvende misiniz?

Youssef H.: Burada daha güvende hissediyorum. Birçok farklı ülkeden insan var İstanbul’da. Güvenlik önlemleri de daha sıkı.

Belgeseli çekerken bu tip zorluklarla karşılaştınız mı?

Liliana M.S.: Aslında Gaziantep’te ben çok  az kaldım, çok kısa bir çekim yaptım. Bir kamera yollamıştım grup üyelerine. Onlar video günlükler çekti. Arşivlerinden yararlandık. Böylece onları kullanma şansımız oldu.

Güvenlik için adres değiştirmeye devam ediyor musunuz?

Youssef H.: Evet ama eskisi kadar sık değil. Dediğim gibi İstanbul’da güvende hissediyoruz. Stüdyomuzu da pek taşımıyoruz. Çünkü burası büyük bir şehir ve kimse sizi tanımıyor.

Diğer arkadaşlarınız da İstanbul’da mı?

Youssef H.: Main Avrupa’da. Eşiyle oraya gitti. Aslında onun için iyi oldu çünkü o grubun yüzüydü. Herkes onu tanıyabilir. Daha çok hedef alınmıştı. Ben o kadar tanınmıyorum mesela. Üstelik takip edildiğini söylemişti bir kere. 

“Artık evimde gibiyim”

Türklerle ilişkiniz nasıl? Anlaşabiliyor musunuz?

Youssef H.: İlk başlarda birkaç sıkıntı yaşadım. Kandırıldığımız oldu. Biz de dil bilmiyorduk. Hiç tanıdığımız insan da yoktu. Şimdi arkadaşlarım var. Sıkıntı yaşamıyorum. Hatta evimde gibi hissettiğimi de söyleyebilirim.

Türkçeniz gelişti mi?

Youssef H.: Çok fazla değil. Arkadaşlarımla anlaşabiliyorum.

Suriye’ye dönmek istiyorsunuzdur...

Youssef H.: Her Suriyeli bunu ister.  Savaşın ne zaman biteceğini bilmiyoruz ama. Bence en az 10 yıl var daha.

Skeçler yaratmaya devam ediyor musunuz?

Youssef H.: Evet, yeni birkaç projemiz var. Mani uzakta olsa da bizim için senaryolar yazıyor. Üretmeye devam edeceğiz.


Yorum Yazın
Gönder
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.