Cumartesi

18.07.2015 - 02:30 | Son Güncelleme: 18.07.2015-2:30

“Tanınınca utanıyorum”

“Tatlı Küçük Yalancılar” dizisinin Selin’i Büşra Develi: “Sokakta artık yavaş yavaş tanımaya başladılar. Hoşuma gidiyor tabii ama daha çok çekiniyorum. Özellikle fotoğraf çektirmek istediklerinde...”

Sitene Ekle

Elif İpek Türer-ipek.turer@milliyet.com.tr

Hani bazı insanlar vardır ya, nasıl göründüğünü tarif edemezsiniz. Sadece etkilenerek bakakalırsınız. İşte Büşra
Develi de onlardan. Yaz döneminin öne çıkan gençlik dizilerinden “Tatlı Küçük Yalancılar”ın en beğenilen isimlerinden oldu 22 yaşındaki Develi. Sosyal medyadaki yorumlarda hep onun ismi geçiyor, televizyon eleştirmenleri köşelerinde “Bu kıza dikkat edin” yazıyor. Madem öyle, kendisine biraz “dikkat edelim” dedik.

 -Sosyal medyada çok konuşuluyorsunuz. Ne hissettiniz hakkınızda yazılanları okuyunca?

Çok mutlu oluyorum. İlk işim olduğu için panikledim başlarda. Çünkü çıkacak şeyden çok korkuyordum, ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama sette çok motive oldum okuyunca.

 -Bir de herkes ağız birliği etmişçesine sizi Juliette Binoche’a benzetti...

Evet, saçlarım uzunken o kadar çok benzetmiyorlardı ama saçlarımı kestirince ben de çok benzettim. Gerçi diziden önce de vardı bu benzetmeler, saçlarımı böyle kestirdikten sonra her 10 kişiden beşi söylüyordu.

 -Sokağa çıktığınızda sizi tanımaya başladılar mı?

Artık yavaş yavaş oluyor. Çok enteresan, utanıyorum. Hoşuma gidiyor tabii ama daha çok çekiniyorum. Özellikle fotoğraf çektirmek istediklerinde...

“Beş kız kesin anlaşamayacağız diye korktum"

 -Set ortamı nasıl sizce?

Kızlarla çok iyi anlaştık. Dilan’ı (Çiçek Deniz) zaten Antalya’dan tanıyordum. Diğer kızlarla da atölye çalışmalarında görüşmeye başladık ve enteresan bir enerji oldu aramızda. Çünkü ben çok korkuyordum, “Beş kız, ne olacak, kesin anlaşamayacağım” diye. Ama şu an setten sonra bile görüşüyoruz. Onun dışında prodüksiyon ekibi, Cem hoca (Karcı, yönetmen) o kadar ılımlı ve profesyonel ki kendimi çok şanslı hissediyorum.

 -Selin nasıl bir karakter?

Temel hatları orijinaliyle (“Pretty Little Liars”) aynı ama bizim Selin’imiz o kadar soğuk ve uzak değil; daha sıcak, daha bizden. Onun dışında analitik, zeki, lider ruhlu...

 -Siz Selin’le birbirinize benziyor musunuz?

Selin’in o duygusal olmayan analitik, maskülen tavrı çok benziyor bana. Selin’i çok yakın buluyorum kendime, seviyorum onu, severek oynuyorum. Bundan sonra ne oynarım bilmiyorum ama Selin benim ilk göz ağrım.

“Yüz ifadem insanlara soğuk geliyor”

 -Büşra Develi kimdir?

Mimar Sinan Üniversitesi’nde tiyatro okuyorum, daha bitirmedim, dondurdum. Ama dönüp, bitirmek istiyorum. Çok sosyal ve çok fazla arkadaşı olan biri değilim. Böyle kendi halimde, evde takılmayı ve kitap okumayı çok seviyorum. Eğer sosyalleşmekse bazı günler sahafa gidip kitap alıyorum, sonra bir yere gidiyor ve okuyorum.

 -Dışarıdan biraz mesafeli duruyorsunuz. Öyle misinizdir?

Sanırım benim yüz ifademle alakalı bir şey bu. Aslında iç enerjim çok yüksektir ama biraz İskandinav bir ifadem var galiba, insanlara soğuk geliyor. Ancak insanlarla ilişki kurduğum zaman kırılıyor. Bu özellikle takındığım bir tavır değil ama hep böyleydim.

“Boyum dezavantaj”

 -Konservatuvarda okuduğunuzu düşünürsekoyunculuk çocukluk hayalinizdi diyebilir miyiz?

Evet, çok büyük klişe olacak ama öyle. Hep biliyordum böyle olacağını. Hatta ilkokul arkadaşlarım da “Zaten biliyorduk, sen eskiden beri istiyordun” diye mesaj atıyorlar. Çocukların içinde oynama isteği olur ya, benim de içimde bu hep vardı. Ben sadece kalabalıkların karşısında oynamaktan çekinmiyordum. Müsamerelerde sürekli kendimi sahneye atıyordum, sınıfta skeçler yazıp oynuyordum. Mesela ortaokulda, liseye geçsem, sözel okusam da tiyatro bölümünü kazansam diye planlar yaptığımı hatırlıyorum.

 -Bilmediğimiz başka bir yeteneğiniz var mı?

Sesimin güzel olduğunu söylüyorlar. Onun dışında ise dans edemiyorum, o kadar edemiyorum ki bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ama ders almayı çok istiyorum.

 -Ekrandan anlaşılmıyordu ama boyunuz çok uzunmuş...

Evet, 1.80 boyundayım. Aslında boyumun bu meslekte biraz dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Mesela okulda partner bulmakta zorlanıyordum, sürekli kendimi küçültme ihtiyacı hissediyordum, eğik duruyordum. Ama insan büyüdükçe bununla barışıyor.

“Günlük hayatımda çirkin giyiniyorum”

 -Dizide kıyafetler de dikkat çekiyor. Siz alışveriş yapmayı sever misiniz?

Hiç sevmem, yani o kadar sevmem ki size anlatamam! Hatta çirkin giyiniyorum sanırım günlük hayatımda. Böyle eski, yırtık şeyler giymeyi çok seviyorum ama kimse sevmiyor benim öyle giyinmemi. En son asker yeşili bir palto almıştım. Ablamın eşi sonunda dayanamadı, “Büşra artık yaşına uygun giyinir misin, 60 yaşında gibi giyiniyorsun!” dedi. Benim için önemli olan tek şey rahatlık. Rahat değilsem ben yokum. Etnik şeyleri, moda olmayan her şeyi seviyorum.

 


Aşiyan'daki evi öldükten sonra müze haline getirilen şair kimdir?
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.