‘THE HEMSHİN’ TEPKİSİ

2007’de basılan kitapla ilgili tanıtım yazısındaki Çamlıhemşinliler ‘Ermeni Müslümanlar olabilir mi?’ vurgusunu haberleştiren editoryal değerlendirmeye vakıf ve derneklerden tepki ve açıklama yağdı


‘THE HEMSHİN’ TEPKİSİ‘THE HEMSHİN’ TEPKİSİ

Türkiye’de etnik kültür, kökler, dinler üzerine yazılmış yüzlerce kitap var. Hemşin’in tarihi, dili, kültürü de bu anlamda çok sayıda kitaba konu oldu. Aram Arkun’un ‘The Hemshin’ adlı Hovann Simonian’ın editörlüğünü yaptığı kitapla iligili tanıtım yazısından Milliyet’in yaptığı alıntı yeni bir tartışmayı başlatıyordu:
“Ermeni Müslüman olabilir mi?”
Milliyet Dış Haberler Servisi’nin hazırladığı 4’üncü sayfada yayımlanan 4 Ocak 2011 tarihli haberinde bu kitabe atfen şöyle deniliyordu: “Ermenilerin kendilerini tanımlarken başvurdukları ana özelliklerden biri Hristiyan olmaları. Hemşinlilerin Müslüman olmalarına rağmen Ermenice konuşmaları, Ermeni kültürü ve geleneklerinden ögeler taşımaları, ‘Ermeni’nin nasıl tanımlanacağı sorusunu gündeme getirdi. Hemşinler hakkında Aram Arkun’ın kaleme aldığı ilk kapsamlı kitap Ermeniler arasında tartışma yarattı.”
Bazı Ermeniler, dinine bakılmaksızın Hemşinlilerin Ermeni olduğunu öne sürerken, bazıları da onların artık Türk olduğunu söylüyor. Bazı kişiler de Ermenilerin İsa doğmadan da var olduğunu, Hıristiyanlığın sonradan kabul edildiğini bu nedenle Ermenileri tanımlamakta Hıristiyanlığın öne çıkarılmaması gerektiğini savunuyor. 

DERNEKLERDEN AÇIKLAMA
Hemşinliler, Milliyet’in haberine tepki gösterdiler. Çamlıhemşin  Hemşin Vakfı Ankara Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali İhsan Arol ve Çamlıhemşin Derneği Ankara Yönetim Kurulu Başkanı Metin Gültan’ın  Okur Temsilcisi’ne gönderdikleri açıklama şöyle:
“Haberinizde Rize’nin Çamlıhemşin ve Hemşin ilçelerinde yaşayan Hemşinlilerin ‘Müslümanlaşmış Ermeni’ olduğunu vurgulamaktasınız. Milliyet gibi saygın bir gazetede, yöre halkının, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yöneticilerin ve daha da önemlisi Türk bilim adamlarının görüşüne yer vermeden, böylesi hassas bir konuda ileri sürülen bu tezi bu kadar özensizce işlemiş olmanızı üzüntüyle karşılıyoruz.
2007 yılında basılmış, editörlüğü Hovann H. Simonian tarafından yapılmış ‘The Hemshın: A Communıty Of Armenians Who Became Muslıms’ kitabına ilişkin Aram Arkun tarafından kaleme alınmış ve 2010 yılının sonunda internette yayınlanmış sıradan bir kitap eleştirisi / değerlendirmesi yazısının Milliyet sayfalarında yer almasına, eğer özel bir gayretin sonucu değil ise, bir anlam veremiyoruz...
Biz Hemşinlilere, yaşadığımız yer nedeniyle bu ad verilmiştir. Tarih boyunca başka kökten gelmiş topluluklarla komşu olmuşuz; ekonomik ve kültürel ilişki içinde yaşamışız. Bu birlikte yaşanmışlık hiçbir topluma kendi dilini unutma talihsizliğini yaşatmamıştır. Bu nedenledir ki, bütün Müslümanlaşmış topluluklar, Ermeniler, Rumlar, Lazlar, Gürcüler, Çerkezler, Abhazlar, vb. kendi dillerini konuşmaktadırlar. Çamlıhemşin ve Hemşin’de ise Türkçe konuşulan tek dildir. Bütün ana sözcükleri Türkçe olan, zirveye ‘aşıt’, rüşvete ‘yeygi’ ve daha birçoğunda olduğu gibi Türkçe kökünden asla kuşku duyulamayacak sözcükleri günlük dillerinde kullanan bir topluluğa sürekli başka bir etnik toplulukla özdeşleştirme çabasının ne amaca hizmet ettiği iyi düşünülmelidir. Çamlıhemşin ve Hemşin halkı, hiçbir önyargı taşımadan, aynı topraklar üzerinde yaşadığı bütün etnik topluluklara karşı sevgi ve saygı besleyen, kendini Türk bilen bir halktır.’. 

ABESLE İŞTİGAL
Hemşin Sosyal Sorumluluk ve Gelişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Abay’ın açıklaması da şöyle:
“Hemşinliler ne bir etnik köktür, ne de bir kök arayışındadır. Hemşinlilerin soyu da sopu da bellidir. Hemşinliler, Türklerin Oğuz boylarından gelmektedirler. Bu konuda bir tartışma başlatmaya yönelik yayınların bir amaca dönük çabalar olduğunu algılıyoruz. Hemşinli Türklerle Ermeniler arasında bir şekilde organik bağ kurma gayreti olduğunu biliyoruz. Hemşinlilerle Ermeniler arasında organik bağ kurmaya çalışanların bunu neye dayandırdıklarını bilmiyoruz.
Ancak, bunun Kıbrıs’ta Türklerle Rumlar arasında bağ kurmak kadar abesle iştigal olduğunu iddia ediyoruz. Hemşin’de konuşulan ana dil yalnızca Türkçe’dir. Bölgede bir dönem Ermenilerin yaşadığı tezi doğrudur. Ancak, Ermeniler şimdilerde yayla mezra olarak kullanılan dağlık bölgelerde yaşamışlardır. Oralarda yaşam şartlarının zorlaşması nedeniyle de terk etmişlerdir. Bu noktada, Ermenilerle Hemşinli Türkler arasında düşük yoğunluklu çatışmaların olduğu da anlatılmaktadır. Kız alışverişleri ve diğer nedenlerle Hemşinlilerle Gürcüler ve Çerkezler arasında bağ kurmak olasıdır. Zira birçok evde Gürcü gelin, Çerkez ebe gibi isimler olmasına karşın hiçbir evde Ermeni teyze yoktur. Bu nedenle Ermenilerle böyle bir yakınlık da yoktur? Hemşinlilerin tarihi de kültürü de kökeni de bellidir ve tartışmaya kapalıdır.

OMBUDSMAN’IN GÖRÜŞÜ:

Türklerin tarih boyunca kendi etnik kültür veya köklerine ilişkin çalışmalar yaptığı bilinen bir gerçek. Ancak, bu etnik kimlik azınlıklarla ilgiliyse genellikle bir noktadan sonra kırılmalara uğrayıp gerçeklikten uzaklaşıyor. Bilimsel tavrın dışına çıkıyor. Bu araştırmalara çoğu kez milli hassasiyetlerle vurgu yapılıyor ve bu ve benzer araştırmalara, bunların arkasında “gizli bir niyet’ olduğu kuşkusuyla yaklaşılıyor.  Prof. Ali İhsan Arol’un da belirttiği gibi çok sayıda tashih hatasını bir tarafa bırakırsak, haber özensizce işlenmiştir, eksiktir. Habere konu olan kitap aslında sözü edilen yazar Aram Arkun’un bir makalesidir. Kitap 2007’de ‘The Hemshin’ adıyla yayımlanmış. Ancak, hiçbir önyargı taşımadan, aynı topraklar üzerinde yaşayan bütün etnik ve dini topluluklara karşı sevgi ve saygı beslediğini iddia edenlerin, etnik kimlikler üzerine yapılan çalışmalara ve bu çalışmalara yer veren medyaya her defasında benzer tepkiyi göstermeleri de ayrı bir habere konu olacak kadar dikkate değerdir.
Mısır İskenderiye’de onlarca insanın yaşamını yitirdiği Kıpti Kilisesi önündeki patlamada Hıristiyanlara siper olan Müslümanlar, “Ya birlikte yaşarız, ya da birlikte ölürüz” derken, Türkiye’de tek bir kitaba gösterilen tepkiler dikkat çekicidir. Benzer tepkilerle Kanuni Sultan Süleyman dönemiyle ilgili ‘Muhteşem Yüzyıl’ adlı televizyon dizisinde de karşılaşıyoruz.


Yorum Yaz
20Yorum Başlığı:420Yorum: