Pazar

20.11.2011 - 02:30 | Son Güncelleme: 20.11.2011-2:30

‘Ufak bir rolde cep harçlığı çıkar diye başladım’

Behzat Ç.’nin sağ kolu Harun’u canlandıran Fatih Artman dizinin yeni sezondaki ilk bölümünün beklenen reytingi almaması hakkında “Reytingler ilk defa düşük gelmiyor. Bölümü birlikte izledik ve bayıldık. Ekip olarak içimiz çok rahat” diyor

Sitene Ekle

Pelin Çini/pelin.cini@milliyet.com.tr

Henüz 24 yaşında. Ama oturup konuştuğunuz zaman gerek kalın ses tonu gerekse olgun tavırlarından dolayı orta yaşlarda bir adam olduğunu düşünüyorsunuz. Kendisi de bunun farkında. “Yaşımı öğrendiği zaman herkes çok şaşırıyor. Boyum var malum, o da etkili herhalde” diyor. Fatih Artman geçtiğimiz sezonun en çok konuşulan dizilerinden “Behzat Ç.”nin başrol oyuncularından biri. Erdal Beşikçioğlu’nun canlandırdığı komiser Behzat’ın en yakın adamı, sevimli ve patavatsız Harun’u oynuyor. Harun tombul bir karakterdi ve en belirgin özelliği de durmadan yemek yemesiydi. Ancak Artman bu sezon senaryoda değişikliğe neden oldu çünkü birkaç ay içerisinde 25 kilo verdi. Diyetisyen eşliğinde verdiği kilolarla ilgili “Senaryo etkilenmedi. Zaten ben de Harun’a zararı dokunacak olsa kilo vermezdim” diyor. Röportaj için Taksim’de buluşmaya karar veriyoruz. Erken gidip kahvemi söylüyorum. Derken karşımdaki masada oturan kızlar kıpırdanmaya ve gülüşmeye başlıyorlar. Kapıdan içeri giren adamı beğendikleri belli. Artman gülümseyerek elini uzatıyor: “Kusura bakmayın biraz geç kaldım, malum İstanbul trafiği...”

 “Kilo vermenin senaryoya ve Harun’a zarar vereceğini düşünsem zayıflamazdım”
 

* 25 kilo verdiniz, bu konuda konuşmak istemediğinizi söylüyorsunuz. Neden bu kadar hassassınız?

Kilo vermemin haber değeri taşımadığını düşünüyorum. Ben oyuncuyum ve kilo alıp vermesi en doğal mesleği yapıyorum. Yarın öbür gün rol için 30 kilo da alabilirim. Bu dünyada normal karşılanırken biz de yer yerinden oynuyor.

* Dizide canlandırdığınız karakterin en belirgin özelliği çok yemek yemesi. Zayıflamanızın senaryoyu etkilemesinden endişelenmediniz mi?

Senaryoyu ve Harun’u etkileyeceğini, zarar vereceğini düşünseydim kilo vermezdim. Harun son bölümlerde çok üzgündü. Nişanlısını nikah masasında bırakmıştı, amiriyle arası kötüydü. Dolayısıyla uygun şartlar mevcuttu. Sonuçta sağlığım için diyetisyen ile kilo verdim.

* Önceki röportajlarınızda elinize dürüm tutuşturup fotoğraf çektirmek isteyenler, zorla kek yedirenler olduğunu söylemişsiniz. Ben bu tepkilerden sıkılıp zayıfladığınızı düşünmüştüm...

Alakası yok. İnsanların sevgilerini göstermeleri hoşuma gidiyor. Harun yemekle arası iyi bir karakter olduğu için öyle olaylar yaşadım ama artık azalır herhalde. İmza isteyenler de çok var. Geçenlerde bir kız göğsünü imzalattı. Kimseyi kırmamaya çalışıyorum, elimden geldiğince her selam verenle konuşuyorum.

* Behzat Ç.’nin bu sezonki ilk bölümü beklenen reytingi alamadı. Bu, sete nasıl yansıdı?

Bu iş bizim için reyting işi olmadı hiçbir zaman. Ayrıca ilk defa da düşük gelmiyor reytinglerimiz. Üzerinde hiç durmadık. Bölümü birlikte izledik ve bayıldık. Zaten bundan sonraki olay örgüsü ve konular çok farklı. İnsanların ilgi göstereceğini biliyoruz, içimiz rahat, işimize konsantreyiz.

“Keşke babam sağ olsaydı da bugünleri görseydi”

* En başa dönersek “Behzat Ç.” nin kadrosuna tesadüfen seçilmişsiniz. Nasıl oldu?

Bir arkadaşım Harun karakteri için deneme çekimine girecekti. Benim de dişçim yakınlardaydı, ona eşlik ettim. Yönetmen beni görmüş. Hayatımın her devresinde şanslı olmuşumdur. Bu da öyle bir durum. Hatta “Sen de gir deneme çekimine” dediklerinde
“Teşekkürler istemiyorum” demiştim. Başka planlarım vardı.

* Neydi o planlar? Harun rolü için seçilmemiş olsaydı Fatih Artman şu an ne yapıyor olurdu?

Okulu bitirmiş İstanbul’a yerleşmiş olurdu. Televizyonda rol kapayım diye uğraşmazdı, tiyatrolarda rol bakardı. Muhtemelen bulamaz ve Amerika’ya oyunculuk eğitimine devam etmeye giderdi. Dizilerde oynayayım, ünlü olayım gibi bir derdim hiç olmadı. 

*Ama kendinizi bir anda çok popüler bir işin içinde buldunuz...

Beklentilerini çok yüksek tutan biriyimdir ama ben bile bu kadarını beklemiyordum. “Ufak bir roldür, arada sırada gözükürüm. Cep harçlığı olur” diyordum. Hocalarım da “Çocuk bir yerden başlasın bari” diyerek izin verdiler.

* Dizide oynarken bir yandan da okula devam ediyordunuz. Bu durum sosyal hayatınızı nasıl etkiledi? İllâ ki “Dizide oynuyor ya artık değişti” falan demişlerdir.

Hiç tanımadığım bir kız, arkadaşıma “Fatih çok değişti” demiş. Yahu oturup konuşmuşluğumuz bile yok, nereden biliyor? Ama insanlarda öyle bir beklenti oluşuyor. Oysa ben aynıyım. Tek fark, eskiden gittiğim yerlere daha rahat edebilmek için tenha saatlerde gidiyorum. Bir de yakın arkadaşlarımla sette buluşuyorum. Hem onları ihmal etmiyorum hem de settekilerle vakit geçiriyorum. Behzat Ç.’nin en büyük özelliklerinden biri setteki atmosfer. Harun, Akbaba, Hayalet ve Behzat olarak normal hayatta da yakın arkadaşız. Aramızdaki ilişki gerçek, bu seyirciye de yansıyor.

* Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Teknik lisede okuyordum. Yani en iyi ihtimalle mühendis olurdum, o da istemeden. Ailede başka oyuncu yok. Oyuncu olmayı aklıma ablam soktu. Zeki Müren, Bülent Ersoy gibi klasik taklitler değil aile büyüklerinin taklitlerini yapardım. Bir gün ablam “Fatih, sen oyuncu olsana” dedi. Sonra da annem beni bir oyunculuk kursuna yazdırdı ve başladım. Bu arada en büyük şansım ailemdir, bunu da söylemeliyim. Annem bir kere bile “Oğlum oyunculuk da nereden çıktı?” demedi. Babamı da 2002’de kaybettim, en üzüldüğüm konudur. Keşke yaşasaydı da bu günleri görseydi.

“Behzat 38 bölüm insanlara gül mü verdi ki şimdi adam dövüyor diye eleştiriyorlar”

* “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm” ortalama bir polisiye film olmakla eleştirildi. “Uzun bir Behzat Ç. bölümüne benziyor” diyenler oldu. Bu eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok sığ buluyorum. Yönetmenimiz Serdar Akar bir programda “Sinema filminiz diziye benziyor” eleştirisine “Dizi için de sinema filmine benziyor deniyor” diye cevap vermişti. Bence cuk oturuyor. Bir diğer saçmalık da “Filmde çok şiddet var” lafı. Behzat 38 bölüm boyunca insanlara gül mü verdi de şimdi adam dövüyor diye eleştiriyorsunuz? O küfreden, döven, vuran, kıran bir karakter. Kendi adalet sistemini kurmuş. İnsanlar da onu böyle seviyor.

* Gişe ne durumda? Beklentinizi karşıladı mı?

Ben reytinglere de gişeye de bakmam, bakmamam gerek. “Acaba izleniyor muyuz?” diye düşünerek oynarsanız işinizi düzgün yapamazsınız.

* Filmin ikincisi de çekilecekmiş. Hazırlıklar ne zaman başlıyor?


Ben de yeni öğrendim. Öyle bir söylenti var ama hiçbir şey belli değil. Çekilecekse tabii ki seve seve oynarız.
 

“Sevgilimden yeni ayrıldım, şu an tek aşkım işim”

* Ödül törenlerinde de hep yardımcı oyuncuları takip etmişimdir. Başrol oynamak gibi bir hırsım yok, karakter oyuncuları gizli kahramanlardır.
* Harun karakterinin üzerime yapışmasından korkuyorum, o yüzden benzer teklifleri kabul etmiyorum.  Bir taksi şöförünü ya da çok iyi gözüken ama kötü kapli bir adamı canlandırmak isterim.
* Kız arkadaşımdan yeni ayrıldım. Aşka inanıyorum ama şu an tek aşkım işim. Uzun bir süre de öyle olacak. Zaten 24 yaşındayım henüz erken ama bir 10 yıl içerisinde evlenebilirim.  
* Kadınlarla aram hep iyiydi ama kadınların beğendiği bir adam olduğumu düşünmüyorum. Öyleyse de farkında değilim. Aynanın karşısında vakit geçirmem ya da sivilcem çıkmış diye sinirlenmem. Ben buyum ve bu şekilde kendime güvenim tam.
* Deprem bağışı meselesi tam bir yanlış anlaşma. Allah aşkına böyle bir şeyi halkın gözünün içine baka baka yapmak mümkün mü? Koskoca Adam Film önce bir gün diyecek sonra bir seansa çevirecek? Olabilir mi? Bunu konuşmak bile abes.
* Gençlerbirliği-Beşiktaş maşında ben de havalara sıçradım çünkü koyu Fenerbahçeliyim. Rakibimiz Beşiktaş’ın puan kaybetmesine sevindim. Fenerbahçe bana babamdan kalan en büyük mirastır.


Etiketler:
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.