23 kasım tool
milliyet logosu
baba.gif

Baba: Devlet `başka'
insanları kullanamaz

Yıllık basın toplantısında Abdullah Çatlı'yı İttihat Terakki'nin tetikçisi Yakup Cemil'e benzeten Cumhurbaşkanı, "Türkiye yeni Yakup Cemil'ler yaratamaz" dedi

ANKARA - MİLLİYET


CUMHURBAŞKANI Süleyman Demirel, Susurluk kazasının baş aktörlerinden Abdullah Çatlı'yı İttihat Terakki'nin tetikçisi Yakup Cemil'e benzeterek, "benin başında bulunduğum devlet, meşru güçler dışında hiç bir güce görev yaptırmaz. Devleti küçük düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Devletin birtakım insanlara sığınma gibi ihtiyacı da yoktur. Türkiye yeni bir Yakup Cemil yaratamaz" dedi.
Demirel dün düzenlediği yıllık basın toplantısında, hiçbir kanunsuzluğun örtbas edilemeyeceğini, kimsenin suç işleme imtiyazının olmadığını, kanuları uygulayan makam ve mercilerin devletin meşru güçleri dışında kuvvet kullanmaya hakları bulumadığını söyledi. Demirel, "Şayet herhangi bir şekilde devletin meşru güçleri yerine başkaları kullanılmışsa, bu suçtur. Bunu kim yapmışsa suçludur. TC devletinin çetelerle işbirliği yaptığı ve devletin içinde çete bulunduğu iddialarını kesinlikle reddederim. İşgal ettiği makam ne olursa olsun, kim suçlu ise ortaya çıksın, bağımsız yargıya teslim edilsin. Örtbas etme girişimleri ya da savsaklamalar ortaya çıktığı anda Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'na verdiği yetkileri karşılarında bulacaklardır" dedi.

YAKUP CEMİL'LER

Demirel, olayda adı geçenlerle ilgili adli mekanizmanın işlediğini belirtirken, Çatlı'yı ima ederek, İttihat ve Terakki döneminin ünlü tetikçisi Yakup Cemil'i örnek gösterdi ve, "Benim başında bulunduğum devlet meşru güçler dışında kimseye görev yaptırmaz, meşru kuralları dışına çıkmaz. Devleti küçük düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Hiçbir güç devletten daha güçlü değildir. Devletin bir takım insanlara, şuraya buraya sığınma gibi ihtiyacı yoktur" dedi.
Sorunun muhaliefet tarafından önüne devletin kurumlarına itimatsızlık nedeniyle geldiğini, devlet başkanı olarak devletin kurumlarına inançsızlıkta muhalefetle paralel olamayacağını söyleyen Demirel, "O zaman kaosa sebep olurum. DDK'nın eğer bir noktada yardımcı olacağını düşünürsem, onu harekete geçirmek görevi bana aittir" diye konuştu.

İKİNCİ KEZ CİNAYET

Meşru güçler dışında bir gücün kullanılması halinde kullananın devlet değil, bir takım görevliler olduğunu söyleyen Demirel, "Bazı insanların bazı nedenlerle kanunları suç saydığı şeyleri işlemesine veya işletilmesine yargı göz yummaz" dedi. Bir işi devlet adına yaptım demenin çok kolay olduğunu söyleyen Demirel, şöyle dedi:
"Devlet dediğin kimdir diye sorulduğunda `şu adam görev verdi' diyecek. O adam da `devlet adına yaptırdım' diyecek. Bu bir fırtınadır. Bu fırtınada herkesin kendie sahip çıkması gerekir. `Bu olayın üstüne gidenler Apocudur' diyenler olabilir. O kendisini savunacaktır. Devlet adına cinayet işledim diyen affedersiniz, ikinci bir cinayet daha işliyor. Devlet cinayet işletmez. Devlet kendi imkanları, gücü ile yapamadığı şeyi bir tane adam kullanıp onunla mı yapacak? Böyle bir şey olmuş diyenleri varsa, o bir kusurdur. Kusur onu işleyene aitttir."

YAZICIOĞLU BELGE YOK DEDİ

Demirel, Kemal yazıcıoğlu'nun kendisine gelip, `Ben bu olayı çözerim' demediğini kaydederken, "O kişi böyle dediği için görevden alınmadı. Ben bu tür meselelere müfettiş gibi müdahil değilim. Ben ikinci bir hükümet gibi davranamam. Bana gelip, bunun belgeleri var sor dediler. Ben de sordum. Bana belgelerin İstanbul Emniyet Müdürü'nde oldu söylendi. Sordum `yok' dedi" diye konuştu.
Olayı incelerken kantarın topunun dengesini iyi muhafaza ettiğini söyleyen Demirel, "Gerekirse MGK'yı devreye sokup tavsiye kararı aldırır mısınız" sorusuna ise, "Devlet birçok organdan müteşekkildir. Bunlardan biri de MGK'dır ve iyi işleyen bir kurumdur. Birgün bu şeffaf devlette, kurulun zabıtları elbet neşredilecektir. Bu kurulun nasıl çalıştığı görülecektir" yanıtını verdi.
Demirel, Susurluk komsiyonundaki ifadelerde olayın 1983 yılından başlayarak bağlantılarının kurulduğunun hatırlatılması üzerine de, "Benim başında bulunouğum MGK'larda hep zabıt tutuldu. Ben 1985 ile 1995 arasını kontrol ettirdim. Bugün konuşulan iddialarla ilgili hiçbirşey yok. Ama varsa ortaya çıkar. Bugün böyle diyene yarın bir adam gelir, böyle değil der. Canını çıkarır, pamuğunu attırır" diye konuştu.

GENEL KURMAY TELKİNDE BULUNMADI

Demirel, Genelkurmay Başkanının kendisine Susurluk'la ilgili bir telkin ya da temennide bulup bulunmadığının sorulması üzerine, "Hayır olmadı. Olur mu öyle şey" derken, Susurluk komisyonunda MİT mensuplarının, birbirine taban tabana zıt ifadeler vermesini değerlendirirken, "Hangi sebeple ve şartlarda verilmiş ona bakmak lazım" dedi.

HOCA'YA UYARI

Demirel, Türk dış politikasının vazgeçilmez ve değiştirilemez yaklaşımları olduğunu söylerken de "yüzümüzü doğuya döneceğiz" diyn Erbakan'ı üstü örtülü biçimde uyardı. Demirel, "devlette devamlılık asıldır ana kuralının, dış politikada görüşler ve öngörüler ne denli farklı olursa olsun değiştirilemeyeceği unutulmamalı, ulusal yararlarımızın bugün izlenen istikamette olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Bir önceki hükümet döneminde dış politikada alınan kararlar siyasi ikdidarları bağlar. İçerden dışardan Türkiye'ye bakanların Türkiye acaba hangi çizgidedir diye düşünmemesi lazım. Hiç bir tereddüte mahal yoktur. Yeni hükümetler de eskilerinin girdiği angajmanlara uyacaktır" dedi.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]