12 Mart 1997

milliyet logosu
diren.jpg

"Direnmenin yolu tiyatro"

Tiyatro Ti Joshua Sobol'ün "Getto" adlı oyununu Martı Sanatevi'nde sahneliyor

Hicran DÖLÇEK


TİYATRO Ti, 1996 - 97 sezonunu İsrailli yazar Joshua Sobol'ün "Getto" adlı oyunuyla açtı. Dünyanın birçok ülkesinde önemli topluluklar tarafından sahnelenen "Getto", Türkiye'de ilk kez Tiyatro Ti tarafından her pazar ve pazartesi sahneleniyor.
Oyun II. Dünya Savaşı sonlarına doğru mevzilerini kaybetmeye başlayan Almanlar'ın azınlıklara karşı baskılarını artırdığı bir dönemi anlatıyor. Tiyatro Ti "Getto"yla eskimiş gibi görünen (ama hala yaşanan) bir tartışmayı bütün çıplaklığı ile ortaya koyma çabası içerisinde.
"Getto", şimdiye kadar hep 30 - 40 kişilik ekiplerle sahneye konmuş. Tiyatro Ti ise hem olanakların yetersizliğinden hem de yaratıcılığın zorlanmasıyla "Getto"yu 13 kişilik bir ekiple sahneye taşıyor: Bülent Yarar, Mehmet Ali Kaptanlar, Hakan Pişkin, Devrim Nas, Yavuz Pekman... Oyunun Dramaturjisini ise Teoman Kumbaracıbaşı yapıyor.
Tiyatro Ti yaşı genç, heyacanı genç bir tiyatro ama tiyatro geçmişi hiç de genç değil. Bu sezon `atlanmış' gerekçesiyle devlet yardımı da alamayan ekibin tüm elemanları konservatuvar mezunu ve birçoğu aynı zamanda Devlet Tiyatrosu sanatçısı. Oyunun yönetmeni Murat Karasu, Joshua Sobol'un "Getto" adlı oyununun günümüzde doğru bir noktaya işaret ettiğini, oyunun iyi bir seçim olduğunu düşünüyor. "Getto yapısı, kurgusu ve anlattığı öyküyle bugünün problemleriyle çok yakından bağlantılı. Her ne kadar 1940 - 45 arasında bir getto ve onun çevresinde gelişen olayları anlatıyorsa da, işlenen tema azınlık meselesi. Azınlık meselesinin de ötesinde, azınlıkların kendi içlerinde uyguladıkları `sıradan faşizm' diye adlandırabileceğimiz kendi kendilerine uyguladıkları baskının göstergeleri var."
Şimdiye kadar Yahudilerin kendi içlerinde kendilerine uyguladıkları baskı oyunlara, filmlere pek konu olmadı. Murat Karasu için oyunun en ilgi çekici yanlarından biri bu. "Milliyetçiliğin her zaman karşı bir milliyetçilik doğurduğunun, bugün yaşadığımız coğrafyada da çok somut göstergeleri var. Oyunun öne çıkan tarafı Yahudilerin kendilerine karşı uyguladıkları baskı belki de. Ama oyun salt yahudi meselesi olarak algılanmamalı. Aslolan insanın kendi içinde yarattığı düşman ve o düşmanla yine kendisinin başbaşa kalması".
Tamamen kendi olanaklarıyla ayakta kalma çabasını, Tiyatro Ti'nin kurucularından Hakan Pişkin biraz direnme olarak niteliyor. "Direnmenin çok yolu vardır. Bunlardan birisi de tiyatrodur. Biz de Tiyatro Ti olarak bu cephede görevimizi yerine getirebilirsek ne mutlu bize. Yüzyılın başında yaşanan vahşet hala sürüyorsa, ister istemez `neden' sorusuyla ilgilendik. Ve yaşanan vahşet bitmiyor ise, o zaman insanın içinde üreyen bir virüs olarak ilgimizi çekti."


[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]